Haşrın, Neşrin, Ba’sın Ve İadenin Mânâsı

By | 25 Temmuz 2014

hasema

olum2Haşrın, Neşrin, Ba’sın Ve İadenin Mânâsı
Buraya kadar anlatılanlardan; insanın canının hakikatini, bedeni ile değil, zâtı ile durduğunu anladın. Kendi zâtının ve hususi sıfatlarının kıyamında bedene ihtiyacı olmadığını da öğrendin, ölümün mânâsı, onun yok olması değil, bedendeki tasarrufunun kesilmesidir. Haşrın, neşrin, ba’sın ve iadenin mânâsı, onu yok ettikten sonra tekrar yaratırlar değildir. Bunun mânâsı, evvelde olduğu gibi, ikinci defa ona, tasarruf edebileceği bir beden verirler demektir. Bu defa birinciden daha kolay olur. Çünkü önce, hem bedeni, hem de ruhu yaratmak lâzım idi. Haşrın, Neşrin, Ba’sın Ve İadenin Mânâsı Bu defa ise, İnsanî rûh, kendi yerindedir. Hattâ bedenin cüzleri bile kendi yerindedir. Bunları toplamak, yaratmaktan daha kolaydır. Ancak bu, bizim tasavvurumuza göre böyledir. Yoksa kolaylığın İlâhî fiil ile münasebeti yoktur. Zira, zorluk sıfatı olmayan yerde, kolaylık da olmaz.
İadenin şartı, sahip olduğu bedeni kendisine verirler demek değildir. Çünkü kalıp (bedeni onun merkebidir İbineğidirl. At verirlerse, ona da biner. Çocukluğundan ihtiyarlığına kadar, hücreleri, diğer gıdalarla değiştirilmiş, o ise hiç değişmemiştir. O hâlde bunu şart edenlere birçok sorular sorulabilir. Bu sorulara ise zayıf cevablar verirler ve güya böylece o zorlamalardan kurtulurlar ki, onlara sorulur: İnsan insanı yiyor. Birinin eczası, diğerinin eczası oluyor. O hâlde, ruh bunlardan hangisine verilir? Haşrın, Neşrin, Ba’sın Ve İadenin Mânâsı Eğer bir uzvu kesilir ve bundan sonra sevab olan bir iş yaparsa, bu uzvu, öbür dünyada onunla olur mu, olmaz mı? Eğer onunla olmazsa, Cennette, gözsüz, elsiz, yahut ayaksız nasıl olur? Eğer onunla olursa o sevab iş işlendiği zaman o uzuv, onda yoktur. Şimdi mükâfatı verilirken nasıl ortak olabilir?. Böyle lüzumsuz şeyler sorarlar ve cevab isterler. İade, hakikatiyle olmadığı şekilde bu gibi şüphelere lüzum kalmaz. Çünkü bütün bedene ihtiyaç yoktur. Bu şüpheler ve suallerin sebebi senin benliğin ve hakikatin, senin bedenindir. O, olduğu gibi yerinde kalmayınca, o sen olmazsın, sanmalarıdır. Bunun için şüphelere düştüler. Sözlerinin aslı yoktur.