İnsani Ruhun İtidâlini Korumak

By | 25 Temmuz 2014

hac-umre-seti

İnsani Ruhun İtidâlini Korumakİnsani Ruhun İtidâlini Korumak
Şimdi bilmiş olunuz ki, bu hayvani rûh, âlem-i süfliden olup, buhar karışımlarının lâtiflerinden meydana gelmiştir. (Buradaki buhar su buharı değildir). Karışım dörttür: Kan, balgam, safra ve lenf. Bu dört şeyin asli; su, ateş, toprak ve havadır. Mizaçtaki uygunluk ve uygunsuzluk; sıcaklık, soğukluk, nemlilik ve kuruluğun miktarının farklı olmasındandır. Tıp ilminin gayesi, İnsanî rûh dediğimiz diğer bir ruhun âleti ve taşıyıcılığını yapan hayvani rûh- ta bu dört şeyin itidalini sağlamaktır. İnsani rûh bu âlemden değildir. O ulvî âlemdendir ve melekler cevherindedir. Onun bu âleme inmesi, zâtındaki şaşılacak hâllerdendir. Fakat onun bu gurbeti, Allahü Teâlâ’dan gıdasını almak içindir. Hususan Allahü Teâlâ buyurur: «Hepiniz oradan aşağı inin dedik. Tâ ki size hidâyetim ulaşsın. İnsani Ruhun İtidâlini Korumak Gösterdiğim yolu takip edenlere korku ve üzüntü yoktur» (3).
Allahü Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de meleklere, «… Ben, çamurdan İnsan yaratıcıyım… Onu tamamlayıp içerisine de rûhumdan üfür- düğüm zaman kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın» (4) buyurması, bu iki rûh âleminin ayrılığına işarettir. Zira birini çamura havale eyledi ve onun mizacının itidâlinden «sevveytühû» lonu doğru ve hazır eylediml diye bahsetti. Itidâl de budur. «Ve ona rûhumdan üfledim», kelâmı ile bunu kendine alâkalı kıldı. Buna misâl olarak deriz ki: Bir kimse, kolay ateş alması için bir bez parçasını lime lime eder, sonra ateşin yanına getirir ve alev alıp parlaması için üfler.
Hayvani ve süfli rûhun bir itidâli vardır. Hekimin, onu helâk ve hasta olmaktan korumak için itidâl sebeplerini bilmesi gibi, kalbin hakikatinden olan insani yüksek rûhun da bir itidâli vardır. -Şeriat dahilindeki ahlâk ve riyazet ilmi, insani rûhun bu itidâlini muhafaza eder. Bundan sonraki Islâmın şartlarını anlatırken, onun sıhhatinin bunlar olduğu anlatılacaktır.
Anlaşıldı ki, insanın kendini bilmeden Allahü Teâlâ’yı bileme-yeceği gibi, bir kimse insandaki bu iki ruhun hakikatini bilmeyince de âhireti basiretle bilmesi Ikalble yakînen tanımasıJ mümkün değildir. O hâlde kendini tanımak, Allahü Teâlâ’yı ve âhireti tanımanın anahtarıdır. Ve dinin esası da «Allahü Teâlâ’ya ve âhiret gününe iman etmektir». İnsani Ruhun İtidâlini Korumak  Bu sebepten dolayı bu bilgiyi öne aldık.
Bununla beraber rûhun evsafının sırlarından bir sır söyleyemedik. Zira onuan konuşmaya izin yoktur. Çünkü, insanların anlayışı bunu kaldıramaz. Allahü Teâlâ’yı ve âhireti tamamen bıımek, bu ruhu tam bilmeye bağlıdır. Gayret et ki, mücahede ve istek yolu ile bunu kendi kendine bilesin. Zira başkasından dinlersen, onu dinlemeye takat getiremezsin. Evet, birçok kimseler Allahü Teâlâ hakkında bu vasfı dinlediler, inanmadılar, inkâr eylediler ve «Bu zaten mümkün değildir» dediler. Bu ise, Allahü Teâlâ’yı tenzih değil, inkârdır. O hâlde insan hakkında böyle şeyleri duymaya nasıl dayanabilirsin? Hattâ bu sıfatın Allahü Teâlâ hakkında olması, ne Kur’ân-ı Kerim’le, ne de hadis-i şerifle şâiıhdir. Aynı zamanda, duyunca inkâr ederler gerekçesiyle böyledir. Peygamberlere, «İnsanlara, akıllarının alacağı şekilde söyleyiniz», buyurulmuştur. Peygamberlerden bazılarına şöyle vahiy gelmiştir: «Bizim sıfatlarımızdan insanların anlayamayacakları bir şey söyleme, sonra inkâr ederler ve ziyân ederler. Bilecekleri kadar söyleyin.»