“Sevgi (muhabbet) Rasûlüllah (s.a.v.)’e uymaktır!”
“Sevgi Allah’ı zikretmeye devam etmektir.”
“Sevdiğini herşeyin üstünde tutarak onu tercih etmesidir.”
Bunlar muhabbetin ürünüdür, sevginin tanımı değildir.
Cüneyd Bağdadî (k.s.) dedi ki:
“Allah kin ve düşmanlık güden kişiye sevgisini haram kıldı.”
Sevgi bir şeyin karşılığı olarak gönülde vardır. O şey gidince sevgi de
Zennuni Mısrî (k.s.) dedi ki:
“Kimde Allah sevgisi mevcutsa, Allah’tan başkasına yönelmez.” İmam-ı Şibli’ye (k.s.) dediler ki:
“Arifin sıfatları nelerdir? bize bildirir misin?”
Şibli dedi ki:
“Arif konuştuğu zaman helâk olur; muhabbet sahibi sustuğu zaman helak olur! Ve şöyle devam etti:
“Ey yücelerin yücesi, cömert Allah’ım, senin sevgin kalbimin iç da- marlarındadır. Ey gözkapaklarımdan uykumu yok eden Allah’ım! Sen benim başıma gelen ve gelecek herşeyi bilensin!”
Rabia Adeviyye (k.s.) yanındaki topluluğa şöyle dedi:
“— Kim bize sevdiğimizin yolunu gösterecek?”
Oradaki kadın hizmetçisi şöyle cevap verdi:
“— Sevdiğimiz bizimle beraber. Yalnız, dünyaya olan düşkünlüğümüz bizi onu anlamaktan fark etmekten ayırdı.”
Ibnî Cela (k.s.) dedi ki:
Allah Musa’ya (a.s.) şöyle bildirdi: “Ben kulumun kalbine sığarım, şayet oıada hiçbir sevgiden eser bulamasam, oraya girer ve onu sevgimle doldururum. Onu koruyarak kendime dost edinirim.”
İbrahim Ethem (k.s.) dedi ki:
— Ey Allah’ım biliyorsun ki, bana lütufta bulunduğun sevgin, zikrinle verdiğin dostluğun ve azametini düşünmek için verdiğin basirete oranla, cennetin benim yanımda hiçbir değeri yoktur!”
Sırrı Sakatî (k.s.) dedi ki:
— Allah’ı seven, mutlu olarak yaşar, dünya ve nimetlerine dalarak onları seven, hedefine ulaşamadan ahmak bir şekilde yaşar. Akıllı kendindeki ayıpları araştırarak, onları düzeltmenin yollarını arar.
Allah-u Teâlâ, kişinin nefsini hesaba çekmesini (muhasebe-i nefis) bir çok ayeti kerimeyle emretmiştir. Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Allah’tan gereği gibi korkun! Herkes dün yaptığına iyi baksın (onların muhasebesini yapsın.” (Haşr/18)
Bu ayet geçmişte yapılan amellerin muhasebesinin yapılmasının gerektiğini bildiriyor.
Ömer (r.a.) dedi ki:
— Allah’ın hesabına çekilmeden, kendinizi hesaba çekin! Amelleriniz tartılmadan amellerinizi tartınız!
Rivayet edildiğine göre biri Rasûlüllah’a (s.a.v.) geldi;
— Ey Allah’ın elçisi bana öğüt ver! dedi.
Rasûlüllah (s.a.v.) buyurdu ki:
— Yapmak istediğin herhangi bir amelin sonucunu iyi düşün ve şayet uygun ise yap! Uygun değil ise onu terket!
Güzel olan, akıllı kişinin günde belli bir miktarda yaptıklarını muhasebe etmesidir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Ey mü’minler! Topluca Allah’a tevbe ediniz! Umulur ki kurtuluşa erersiniz! (Nur/31)
Tevbe. fiili yaptıktan sonra onun çirkin olduğunu bilerek, pişman olup tekrar işlememeye niyet etmektir.
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
— Ben günde yüz kere Allah’tan bağışlanmamı dileyip tevbe ediyorum!”
Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:
“O takva sahipleri, kendilerine şeytanın verdiği vesveseyi iyice düşünürler. Birde bakarsın ki hakikati bilip açıklamışlardır!” (Araf/201)
Meymun İbni Mehran (k.s.) dedi ki:
— İki iş ortağının birbirlerini hesaba çektiklerinden daha çok şiddetli kendini hesaba çekmedikçe, takva sahibi olamazsın!
Haşan Basri (k.s.) dedi ki:
— Mü’min nefsine hakim olarak, onu devamlı Allah için hesaba çeker.”
— Dünyada kendi yaptıklarının hesabını verenlerin ahirette hesapları kolaydır. Ölmeden kendi hesaplarını yapmayanlar, ahirette hesap vermede zorluk çekerler.
Haşan Basri (k.s.) nefisi hesaba çekmeyi şu şekilde açıklıyor:
1- Ameli yapmadan önce Mü’min bir amelle karşılaşırsa onu işlemeden kendini şöyle hesaba çeker: “Bu amel benim aklıma uymadı, belki benim için faydalı ama, makul ve meşru olmadığı için yapmıyacağım.”
2- Ameli işledikten sonra: Mü’min herhangi sebepten dolayı bir günah işlemişse kendine döner ve kendini hesaba çekerek şöyle der: Bunu işlemekteki maksadın neydi? Vallahi bunu işlemekte benim hiçbir mazeretim yoktur. Allah için bir daha böyle bir günah işlemiyeceğim!
Enes İbni Malik (r.a.) anlatıyor:
“Birgün Hz. Ömer dışarı çıkıyordu, onunla ben de çıktım. Ömer (r.a.) bir avluya girdi. Aramızda yalnızca bir duvar vardı. Hz. Ömer (r.a.) orada kendi kendine şöyle diyordu:
— Ey mü’mfnlerin emiri, Ömer İbni Hattap, vallahi ya Allah’tan korkar
gerçek mü’min olursun veya Allah’ın azabında yanarsın!
Haşan Basri (k.s.):
” Kendini bütün varlığıyla kınayan nefse yemin olsun.” (Kıyame/2) ayeti hakkında şöyle dedi.
— Mü’min; yediği, içtiği, giydiği, konuştuğu ve yaptığı amellerden kendini bir an olsun hesaba çekmeden vazgeçmez. Günahkarlar ise bir ömür tüketir ama bir kere olsun yaptıklarının muhasebesini yapmazlar!
Malik İbni Dinar (k.s.) dedi ki:
Allah’ın acıması, bağışı şöyle diyenin üzerine olsun:
“— Sen böyle kötü kişi, böyle çirkin ameller yapan değil misin?” Böyle dedikten sonra, nefsini hesaba çeker, sonra, Allah’ın kitabı olan Kur’an’a uyup uymadığına bakar, sonra da devamlı ona uymaya başlar. Böylece Kur’an, onun nefsini hesaba çeker ve Kur’an prensiplerine uyan bir kişilik kazandırır.
İbrahim Temimi (k.s.) anlatıyor:
— Cennetin meyvelerini yiyor, nehirlerinden içiyor ve diğer nimetlerden faydalanır olmuş gibi nefsime gösterildi.Başka bir seferde cehennemde zakkumları yiyor, irinli sulardan içiyor ve hertürlü azaba çekiliyor olarak nefsimi gördüm. Bundan sonra nefsime; “ne istiyorsun?” diye sordum. Nefsim; “Dünyada iyi amel işlemek isterim dedi” ben de; “Öyleyse hemen salih amel yapmaya başla!” dedim.
Malik İbni Dinar (k.s.) dedi ki:
— Haccacı Zalim hutbede şöyle derken işittim: Allah’ın rahmet ve bağışı, hesabını başkası görmeden kendi hesabını görenin üzerine olsun. Zira o kimse amellerini dizginler ve yaptıklarının kimin hoşnutluğuna uygun olduğunu bilir. Allah o kimseden razı olsun ki, o mizanda nasıl geleceğini de iyi bilir… Böyle konuşmaya devam ediyordu, ben dayanamıyarak ağladım.
Ahnef İbni Kays’ın (k.s.) arkadaşlarından biri anlatıyor:
“Ahnef e bir gece arkadaşlık ettim. Gece namaz kılıp Allah’a çokça dua aettikten sonra, kandile yaklaştı ve eliyle ateşi tutmaya başladı ve yanmayı hissettiği zaman hey Ahnef, şu gün şöyle bir günah işledin, şu gün şöyle yaptın, şimdi cezasını çek!..” dedi.


