“Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, içimden şöyle yapmaya kastettim: Odun toplanmasını emretmeyi, sonra namazın kılınması için ezan okunmasını, daha sonra da birisinin mü’minlere namaz kıldırmasını emredeyim. Ardından namaza gelmeyen erkeklere arkalarından gelip onlar evlerindeyken evlerini ateşe vereyim. Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, namaza gelmeyenlerden birisi, üzerinde et bulunan bir kemik veya koyunun toynağının arasındaki azıcık bir et bulacağını bilse, yatsı namazına gelirdi.”
Açıklama:
Mescid ile alakalı hadislere baktığımızda sahabelerin evlerinin mescidden çok uzakta olmadığını görüyoruz. En azından okunan ezanları işitecek mesafede oturuyorlardı. Kulağa ezan sesinin gelmesi birçok şeyi çağrıştırır. Ezanın işitildiği vakit dinimizin şiarlarından olan namazın hatırlanması, o an günah işleme noktasında olan bir kimse için bir uyan da olmuş oluyor aynı zamanda.
Evinin yakınlarında caminin olmayışı insanı hem cemaat ecrinden eder, hem de çocuklarımızın namaza alışmalarında güçlükler yaşanmış olur.

