Mehir

By | 20 Temmuz 2014

pardesu

 

borc-paraEşler, karşılıklı olarak mehir vermemek ve almamak konusunda anlaşmış olsalar dahi, mehirsiz nikâh fasittir/geçersizdir. Nikâhta mehir miktarı, farz olarak belirlenmiş olsa da, olmasa da şarttır. Mehir miktarının belirlenmiş olmaması durumunda, mehri misil uygulanır. Yani kızın çevresindeki ona denk kızların mehirleri esas alınarak tespit edilir.

Mehir, nikâh akdinin şartlarından değil, sonuçlarından biridir. Bu nedenle nikâh anında mehir belirtilmemiş olsa da, hatta mehir verilmeyeceği söylense de, nikâh akdi gerçekleşmiş olur. Ancak bu durumda ‘mehr-i misil1 verilmesi ge­rekir.

Tanımı: Hâkimin veya evlenecek tarafların belirlediği nikâhtaki ve benzer şeylerdeki karşılıktır. Arapçada mehir, ‘sıdâk’ olarak da isimlendirilir. Erkeğin, ka­dınla evlenmeye olan arzusunu hissettirmesi nedeniyle böyle isimlendirilmiştir.

Hükmü:

Mehir, nikâh akdinin rüknüdür.

Nikâhta mehrin belirlenmiş olması, belirlenmemiş ise mehri misilin takdir edilmesi, -yani kızın çevresindeki ona denk kızların mehirleri esas alınarak tespit edilmesi şarttır. Çünkü Yüce Allah;

“Kadınların mehirlerini gönül rızası ile verin” buyurmuştur. İmam Kurtûbî der ki; ‘Bu ayet, kadınlara mehir vermenin farz olduğuna delildir. Bu ko­nuda icmâ edilmiştir. Hiçbir ihtilaf yoktur…’ Nitekim Yüce Allah;

“Onlardan faydalanmanıza karşılık, bir farz olarak (kararlaştırılmış) me­hirlerini veriniz.”

Evlenmek isteyen bir adama, Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi vesellem-; ‘Demir bir yüzük olsa dahi, git bir şeyler bul! buyurmuştur. Mehir olarak verecek hiçbir şey bulamayan bir adama; ‘Ezberinde Kur’an’dan ayetler var mı?’ diye sormuş; adam; ‘Evet şu sure ile şu sureyi biliyorum’ deyince de; ‘(Mehir olarak) bildiğin sureleri ona öğretmene karşılık, onu sana nikahladım’ buyurmuştur.

Mehir miktarının, nikâh akdinde belirtilmemesi durumunda, kadına mehri misil verilir. Nikâh akdinde mehir belirlemeden bir kadınla evlenip, gerdeğe gir­meden önce vefat eden bir adam hakkında; İbn Mesûd-radıyallâhu anh-;‘Kadına mehri misli verilmesi, mirasçı olması ve iddet beklemesi gerektiği görüşündeyim’ demiştir. Ma’kil b. Sinan-radıyallâhu anh-;‘Ben Resûlullah-sallallâhu aleyhi vesellem-’i Beru’a binti Vâşık hakkında böyle hüküm verirken işittim’ diyerek şahitlik yapmıştır.