ALLAH’I ÇOCUKLARIMIZA
EN GÜZEL
NASIL ANLATIRIZ ?
Çocuklarımıza her güzel şeyi, sevgiyle anlatmalıyız. Her doğru şey! doğru açıklamalıyız. Her iyi şeyi güzelce benimsetmeliyiz. Öncelikle onu, herkesten ve herşeyden çok daha güzel anlamalı ve an- latmalıyız.
Hatta, anlamak ve anlatmak yetmez; bu muhteşem güzelliği yaşamalıyız.
Onunla olmalıyız.
Onunla dolmalıyız.
Onsuz zamanımız, ondan uzak anımız geçmemeli. Bir gönül sultaninin dedigi gibi, “O’nu hatırlamaktan utanmalıyız.” o hatırlanmamalıdır. Çünkü her hatırlama, bir unutmadan sonra gelir. Öyleyse, O’nu unuttuğumuzu gösteren hatırlamayı kendimize yakıştırmamalıyız.
O unutulur mu?
O’nu unutmak, herşeyi unutmaktır.
O’nu unutmak, kendimizi unutmaktır.
O’nu unutmak, kendimizi nefsimizin eline bırakmaktır. o nefs ki, daima kötülükten, yanlışdan ve aykırı olandan yanadır.
Oysa ki, nefsi Yaratan, onunla bizi deniyor, imtihan ediyor. Bu dünya imtihanı ile, iyiliğin kaynağı olan Rabbimiz’e bağlılık derecemiz Ölçülüyor. Bakalım ve görelim ki, kötülük odağı olan nefis ve şeytan mı, yoksa iyilik kaynağı Yüce Yaratıcı mı dostumuz?
O’nu unutan, insani Özellik ve güzelliklerinin bütününü unutur. Çünkü o, unutulunca, insan güzelliğini, ahlakini, erdemini taşıyamaz. Çünkü bütün insani güzelliklerin kaynağı. Yüce Yaratıcı’dır. Yaratıcı unutulursa, ondan gelen bütün güzellikler de unutulur. Allah’ı unutan, kendi iç dünyasında, Şeytan’ın müdahelesi İçin açık ve savunmasız bir alan meydana getirmiş olur.
insanın kalbi, bir aşk kaynağına bağlanmayı ister. Böyle bir bağlantıyı içtenlikle kuramayan, doyumsuz kalır. Kalbimizin açlığını, başka hiçbir tatmin şekli doyuramaz. Kalbini aç bırakan, başka duygularıyla dünyâyı yutsa tok olmaz. Kazandığı bütün maddi varlık ve zenginlik, tam tersine İhtiyâcını artırır. Adeta, susayanın deniz suyu İçmesi gibi, sürekli içinin yangını çoğalır.
– Peki kalbi doyuran, tatmin eden nedir?
–
Sonsuz Sıfatlarıyla kainatı kavrayıp kuşatan Yüceler Yücesî’ne inanmak ve aşkla bağlanmak…
