İlahi Sevgiyi Yakalamak

By | 1 Ağustos 2019

Muhabbet, mutluluğun kaynağıdır. Muhabbetten mutluluk, ya da mutluluktan muhabbet doğar. Bunlar birbirlerinin ikiz kardeşi gibidir. Sıcak gündeki soğuk suyu sever gibi Allah’ı sevmek, marifet ve muhabbetin sırrına ulaşmaktır. Zaten marifet; vecd ve ilham yoluyla Allah, Onun sıfatları, isimleri ve gayb âlemi hakkında elde edilen bilgilerdir. Ruzbihan’ı Baklî’nin ifadesi ile “Allah’ı Allah ile tanımaktır.” Allah’ı Allah ile tanımak, O’nun kendisini ifade ettiği şekilde, O’nu isim ve sıfatları ile tanımaktır. O’nun isim ve sıfatlarını hayatımızla bütünleştirdiğimizde, O’nu anlamamız mümkün olabilir. O’nu anladığımız oranda sevmemiz mümkün olabilir. Bu manada muhabbet duaları, bize Allah’ı tanımanın ve O’nu sevmenin anahtarını verir. Onlar sayesinde Allah sevgisi kapısından âlem ve insan sevgisi kapısına doğru ilerleriz.
Bu dua; Allah sevgisi kapısından bizi içeriye geçirerek sıcak gündeki soğuk suyun lezzetini tattırır gibi bize yakîni anlatır. Rabbimizin sevgisini, Rabbimize ulaştıracak kimselerin ve işlerin sevgisini sıcak gündeki soğuk su gibi istemek; Rab- bimizi yakîn bir imanla sevmeyi bize yaşatır. Yakîn, şüphenin ortadan kalkmasıdır. Yakîn, müşahade ve mükâşefedir.129 Yani müşahade ve mükâşefe ile Allah’ı sevmek, Rabbimizin İlâhî isim ve sıfatlarına şahitlik edip onları keşfederek O’nu sevmektir. Sadece O’nu hakiki sevgili görmektir.
Kul, namazda “Senden başka ibadet edilecek Sevgili, dost yâren yoktur” (Velâ ilâhe ğayruk), “Yalnız Sana ibadet ederiz, Yalnız Senden yardım dileriz” (İyyâke na’büdü ve iyyâke nesteîn), “Şehadet ederim ki Allah’tan başka ibadet edilecek ilâh yoktur” (Eşhedü en lâ ilâhe illâllah) diyerek Allah’a sevgisini, muhabbet ve yakîn bir imanla ifade eder. Bu duayla İlâhî sevgi ve yakîni bir imanı destekleriz. Yakînin en küçük bir parçası kalbe ulaşınca içini nurla doldurur, orada bulunan şüpheleri dağıtır. Bunun için kalp; şükür duygusu ve Allahu Teâlâ korkusu ile dolar.
Yakîn, yarını pek az düşünmek ve geleceğe ait rızık kaygısı çekmemektir. İmanın fazlalaşmış ve hakikat haline gelmiş şekline de yakîn denir.130 Bu dua, ilâhî sevgiyi geleceğe ait rızık kaygısı çekmeme ve imanın hakikat haline gelmiş şekli olan yakîni besler. Böylece anı değerlendiren geçmişin dertlerini, geleceğin kaygılarını içinde barındırmayan bir kalp, bu dualarla huzuru ve yakîni aynı anda yakalar. Huzur ve yakîn aynı anda kalbe doğunca, bu dualar sayesinde manevî terapi gerçekleşir.
Bu dua; İlâhî sevgi, yakîn ve huzurla beraber ünsiyet ve kurbiyet hallerini de besler. Ünsiyet ve kurbiyet, ilâhî sevgiyle beslenmiş bir kalbin Rabbiyle manevî yakınlık kurmasıdır. Allah’la manevî yakınlık kurmak (ünsiyet), sevgilinin yanında sevenin rahat ve samimi olmasıdır. Allah ile manevî yakınlık kuran kişi, Allah dışındaki her şeyden; hatta kendinden bile sıkılır. Hakiki sevgili ile rahat ve huzur bulur. Allah’la manevî yakınlığın en aşağı derecesi, kulun aşk ateşinin içine atılmasıdır. Hz. İbrahim’in yaptığı gibi ateş içinde yanarken çektiği acıyı değil, Allah’la manevî yakınlık kurduğu (ünsiyet ettiği) zatı ve hakiki sevgilisini düşünmesidir.131 Ünsün hakkı ise, manevî sarhoşluğu da aşıp manevî uyanıklık (sahv) içinde Allah’la bağ kurmaktır.
Allah’la manevî yakınlığı manevî sarhoşluklarını da aşarak kuran bir insan için, muhabbet ve mutluluk dualarının manevî terapisinden söz edilebilir. Allah’la kurulan manevî yakınlık; kulun Rabbi’ne karşı hem nazlı, hem de mütevazı olmasıdır. Allah’la manevî yakınlık Allah’ın kulun üzerindeki lütuf ve ihsanını görerek bu esnada kendi fiil ve mücaha- delerini görmekten uzak olmasıdır. Araya giren engelleri kaldırmak ve O’na ulaşmaktır. Böylece insan, muhabbet ve mutluluk dualarıyla ilâhî yakınlık ve aşkı yakalarken dünya ve ahirete yönelik bütün lezzet ve gerçeklerin farkına varır.
Kendi fiillerinde bile Rabbini bulur. Sadece O’nunlayken kendi gibi olur. Onunla yakınlık kurduğunda, huzurun ve samimiyetin tadım çıkarır. İnsan kendi gibi olduğunda, ya da Rabbine kendisini bu kadar şeffaf ifade ettiğinde, kulluğunun sırrına varır. Kulluğun sırrına varmak ise, duanın en vazgeçilmez mucizesi ve terapisidir.
Bu dua vasıtasıyla insan, İlâhî sevgiyle beraber kulluğun ve samimiyetin sırrına vardığı anda, Allah’la tam ve sarsılmaz bir bağ ve bütünleşme anlamını taşıyan ittisal halini yaşar. İttisâl, kulun sırrı ile Allah’tan başka her şeyden ayrılması, ruhunda Hak’tan başkasını görmemesidir. Yani kulun kalbi ile sadece Allah’tan olanı görmesi, işitmesi ve O’nu yüceltmesidir. Allah’la kurulan bu manevî bağ, kalbin mükâşefesi ve sırrın müşahadesidir. Kalp, Allah ile kurulan bağ ile Allah’ın isim ve sıfatlarını keşfeder; o bağ ile Rabbimizin sır ve ikramlarını seyreder, benimser, fark eder. Böylece Rabbinden başkasına ait olan hayal bile kalbinden geçmez.
Öyle bir ittisâl yaşar ki Allah’ın isim ve sıfatlarıyla bütünleşir. İşte bu da ancak İlâhî sevgi ile olur. “Allah’ım sevgini bana canımdan, ailemden ve sıcak gündeki soğuk sudan daha sevgili kıl” ibaresi ile İlâhî sevgi ve ittisâl hali beslenir. Bu manevî bağ, kul ile Allah arasında kurulunca Allah sevgisi, sıcak gündeki soğuk su gibi vazgeçilmez ve lezzetli olur.
İşte muhabbet ve mutluluk dualarıyla—başka bir ifadeyle sıcak gündeki soğuk su gibi Allah’ı severek—İlâhî sevginin en saf ve mükemmeli olan muhabbeti beslemiş oluruz. Bildiğimiz gibi muhabbet, dostluk ve sevginin en saf ve halis şeklidir. Muhabbet; sevgilinin cemalini görme heyecanı ve susuzluk içinde bulunan bir kimsenin kalbinin coşmasıdır. Tıpkı tohum gibidir. Tohum nasıl ki bitkinin özüdür, muhabbet de hayatın özüdür. Aşığın sevgilisini kendisi için değerli olan her şeye tercih etmesidir; aşığın kendi sıfatlarını terk etmesi ve bunun yerine sevgilisinin sıfatlarına girmesidir. Muhabbetin hakikati kendine bir şey bırakmayacak şekilde bütün varlığını sevgiliye hibe etmektir; taat ile kucaklaşmak, muhalefetle zıtlaşmaktır. Muhabbet, tercihi sevgili için yapmaktır. Sevgilinin arzusunu kendi arzusunun önüne almaktır.