Çağdaş tüketim toplumu benmerkezci, narsist ve hazcı bir ahlak anlayışını ön plana çıkaran kültürel bir dönüşüm içerisindedir. Bu dönüşüm sürecinde anlık tatmin arayışlarının güdülemesiyle davranan kimselerde, toplumsal bağların ve sorumluluk duygusunun zayıfladığı görülmektedir. Sonuçta her şeyi kendi bireysel yararı açısından değerlendiren, kendi benliğine tutkun ve bencil bir kişilik tipi ortaya çıkmıştır. Mutlak doğru ve mutlak yanlış diye bir şeyin varlığını reddeden bu bireyler için, her yol mübahtır.
Narsist yapı, insanın kendini ve en önemlisi Rabbini bu dualarla tanıdığında ortadan kaldırılabilir. Narsist yapının kırılmasıyla, ruhsal huzur ve mutluluğun kapıları da açılacaktır. Geçmiş için hayıflanmak ve gelecek için endişeye düşmek böylece tarihe karışacaktır. Zaten düşündüğümüzde de gelip gelmeyeceği belli olmayan gelecek için de endişeye düşmenin bir anlamının olmadığını görürüz. Ânı en güzel şekilde değerlendirmek, nefes aldığımız zamanı Allah’ın ve kullarının rızası doğrultusunda geçirmek, mutlu ve huzurlu bir ruhun, en güzel anahtarıdır. Geçmiş için hayıflanmak stres ve depresyonun; gelecek için endişeye düşmek ise, anksiyete bozukluğu, kaygı durum bozukluğu, panik atak ve duygusal rahatsızlıkların nedenidir.
Sürekli stresle ve engellemelerle karşılaşan insanlar, sıklıkla depresyona girer, kaderciliğe yönelir, sorunlarını çözme konusunda hiçbir şey yapamayacağına inanır. Bu duruma Psikolojide öğrenilmiş çaresizlik denmektedir. Bu hal, insanı pasifliğe iten, kontrol edilemeyen bilinçdışı fiziksel ve ruhsal sağlığı tehdit eden bir çaresizlik tarzıdır.
Bu dua; insanın öğrenilmiş çaresizliklerine darbe vurduğu gibi insana huzur ve mutluluk da verir. Aynı zamanda insan bu duayla, Rabbinin kendisine duyduğu sonsuz güven ve saygıyla karşılaşır. Sevgiyi, merhameti, güven ve saygıyı aynı anda hisseden bir kul için, öğrenilmiş çaresizliklere veda söz konusudur. İnsan böylesine güçlü duyguları hissederken, iç dinamiklerini güçlendirir, pasiflikten kurtulur, fiziksel ve ruhsal varlığını tehdit eden ve elini kolunu bağlayan çaresizliklerinden özgürleşir.
İnsanın öğrenilmiş çaresizliklerinin beyin ve gönül dünyasındaki reddi, geçmiş için hayıflanmaktan gelecek için endişeye düşmekten kişiyi muhafaza eder. Böylece kişi hayatı boyunca ânı değerlendirmenin zevkine varabilir. Ânı değerlendirmek; o an içerisinde Allah’ın, kullarının ve bütün âlemin bizden beklediği işleri, duyguları ve düşünceleri üretmektir.
Allah’ın, kullarının ve bütün âlemin bizden beklediği işleri, duyguları ve düşünceleri üreten bir kişi için—baştan beri zikrettiğimiz—İnşirâh sûresi ve Peygamberimizin bize öğrettiği“Allah’ım üzüntüden ve kederden Sana sığınırım…”’2 duası, üzüntü ve gelecek kaygısından kişiyi kurtaran dualardır. Bu dualarla gelecek kaygısı ve fobilerin terapisi ve tedavisi sağlanabilir. Çünkü insan kendisini terk etse de, Rabbi asla onu terk etmez. İnsan kendisini gözden çıkarsa da, Rabbi asla onu gözden çıkarmaz. İnsan kendisini unutup kendisinden geçse de, Rabbi hep onun yanındadır ve Rabbi asla kulunu unutmaz.
Her zorluktan sonra biri dünyada, diğeri ahirette iki tane kolaylık ve müjdenin olduğu düşüncesi; üzüntü, keder, korkaklık, cimrilik ve kötü insan şerrinden Allah’a sığınmanın gücü, kişinin hayata dair kaygı ve fobilerini terapi etmesine vesile olabilir. Zaten kaygı, nedeni açık olmayan korku, ya da giderilemeyen isteklerden doğan sıkıntı olarak tarif edilir.
Varoluşçuların dilinde bunalım, bunaltı gibi deneyimlerle dile getirilir ve Varlığın özünü düşünmekten doğan metafizik tedirginlik’ olarak tanımlanır. İnsan dünya ve ahiretin içerisinde kendini bekleyen müjdelerle hayat bulurken, hayata dair kaygı ve fobilerini de tedavi ve terapi yapabilir. İnsan bu dualarla varlığının anlamını tatmin eden, varlığına anlam katan varoluşsal sorulara cevap bulur. Böylece varoluşsal kaygılarını en aza indirmeyi başarır.
Hayata dair kaygılarını yenebilen bir kişi için, fobilerin de tedavi ve terapisi mümkün olabilir. Bu manada fobi, kişinin kendisi tarafından da yersiz veya aşırı kabul edilen akıl dışı, yoğun ve inatçı bir korkudur. Aslında fobi; hastalıklı, akıl dışı ve dengesiz bir korku olarak da tanımlanabilir. Böylesine bir korku ancak bu dualar vasıtasıyla ruha güven, şefkat, İlâhî ve manevî bütünleşme hissi verilerek terapi edilebilir.
