Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’nin vesilesiyle hafıza problemlerini çözen mucizevî bir dua öğretir bize. Hz. Ali, Resûlullah’a gelerek, “Anam babam sana kurban olsun; şu Kur an göğsümde durmuyor, bilgilerim zihnimde durmuyor. Kendimi onu ezberleyecek güçte göremiyorum” dediğinde, Resûlullah ona şu cevabı verir:
“Ey Ebu’l-Hüseyin, bu meselede Allah’ın sana faydalı kılacağı, öğrettiğin takdirde öğrenen kimsenin de istifade edeceği, öğrendiklerini de göğsünde ve zihninde sabit kılacak kelimeleri öğreteyim mi?”
Hz. Ali, “Evet, ey Allah’ın Resûlü, öğret bana” der. Bunun üzerine Hz. Peygamber, ona şu duayı öğretir:
(Allahümme’r-hamnî bi terki’l-me’âsî ebeden mâ ebkaytenî verhamnî en etekellefe mâlâ ya’nînî verzuknî husne’n-nazari fîmâ yürdîke ‘annî. Allahümme bedîa’s-semâvâti ve’l-ardi yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâmi ve’l-ızzeti’lletî lâ türâmü eselüke yâ Allahu yâ Rahmânü bi celâlike ve nûri vechike en tülzime kalbi hıfza kitâbike kemâ allemtenî verzuknî en etlüvehû ale’n-nahvillezî yürdîke annî. Allahümme bedîa’s-semâvâti ve’l- ardi ze’l-celâli ve’l-ikrâmi ve’l-ızzetilletî lâ türâmü eselüke ya Allahu Yâ Rahmânü bi celâlike ve nûri vechike en tünevvira bi kitâbike besarî ve en tutlika bihî lisânî ve en tüferrice bihî an kalbî ve en teşraha bihî sadrî ve en tağsile bihî bedenî fe innehû la yüînünî ale’l-hakki ğayruke velâ yü’tînîhi illâ ente velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.)
“Allah’ım, bana günahları, beni hayatta bâkî kıldığın müddetçe ebediyen terk ettirerek merhamet eyle. Faydası olmayan şeylere teşebbüsüm sebebiyle bana acı. Seni benden razı kılacak işlere yönelmeyi bana nasip et. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, erişilmez izzet ve ikram sahibi olan Allah’ım.
Ey Allah, Ey Rahmân, celâlin ve yüzün nuru hakkı için, kitabını bana öğrettiğin gibi onu ezberlemeye ve onu muhafaza etmeye de kalbimi muvaffak kıl. Senin benden razı olacağın şekilde okumamı nasip et. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, erişilmez izzet ve celâl sahibi olan Allah’ım.
Ey Allah, Ey Rahmân, celâlin ve yüzün nuru hakkı için, kitabınla gözlerimi nurlandırmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimi huzura kavuşturmanı, onunla göğsümü ferahlatmanı, bedenimi onunla yıkamanı istiyorum. Çünkü hakkı bulmakta bana ancak Sen yardım edersin, onu bana ancak Sen nasip edersin. Her şeye ulaşmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allah’tandır.”
Peygamberimiz Hz. Ali’nin bu duayı üç veya yedi Cuma okumasını tavsiye eder. Bu tavsiyeye uyan Hz. Ali, duanın üzerindeki tesirini Peygamberimize gelerek şöyle ifade eder: “Ey Allah’ın Resûlü geçmişte dört veya beş âyet ancak öğrenebilirdim. Kendi kendime okuyunca, onlar da aklımda durmayıp gidiyorlardı. Bugün ise artık kırk kadar âyet öğrenebiliyorum ve onları kendi kendime okuyunca Kur’ân-ı Kerîm sanki gözümün önüne geliyor. Eskiden hadisi dinliyordum da arkadan tekrar etmek istediğimde aklımdan çıkıp gidiyordu. Bugün bir hadis dinleyip onu tekrar etmek istediğimde, ondan tek bir harfi bile kaçırmadan anlatabiliyorum.”
Bu durumun üzerine, Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’ye, “Ey Ali, Kâbe’nin Rabbine yemin olsun ki, sen gerçek bir müminsin” der.
