Hurma Almanin Da Bir Adâbı Varmış

By | 1 Ağustos 2019

Hicaz’a gelen gruplar muhakkak Medine’den hurma alırlar. Meşhur hurma pazanna gidilir ve buradan damak zevkimize göre hurma seçilir. Aslında Mekke’de de hurma satılıyor ama hurma dediniz mi akla Medine gelir çünkü hurmaları ve hurmalıkları çok meşhurdur.
Hurma pazarı, Mescid-i Nebevî’den yürüyerek on dakika uzaklıkta bir yer. Tek katlı bir çarşı. İçeride birçok hurma satan dükkân var. Tabii burada alışveriş yapmanın da bir âdâbı var. Öyle hemen ilk dükkândan alışveriş yapmamak gerekiyor. Çünkü fiyatlar gibi hurmanın kalitesi de dükkândan dükkâna değişiyor. San, kırmızı, siyah, beyaz hurmalar… Tazesi, kurtlanmışı, bu yılın ya da geçen yılın ürünleri. İri, orta, küçük ne ararsanız hepsini bir arada bulabiliyorsunuz. Hatta bu hurma çeşitleri içinde bir tanesi var ki, onun rakamı diğerlerinden çok daha fazla. Çünkü “Acve” denilen bu hurma Peygamberimiz’in(sas) bizzat kendi eliyle diktiği ve şifadır diye müjde verdiği bir hurma çeşidi. Son zamanlarda farklı ürünler de geliştirmişler: Ballı, bademli, susamlı, bisküvili hurmalar. En çok ilgi göreni de çekirdek yerine içerisine badem konmuş olan hurmalar. Birkaç yere uğruyor ve en kalitelisinden hurma fiyatlannı öğrenerek sıkı bir pazarlığa tutuşuyoruz. Türkler, yaptıklan amansız pazarlıklarından dolayı iyi tanınıyor buralarda.
Biz, “Kilosu yirmi olmaz, on beş riyal olacak,” diye bastırırken yarı Arapça yan Türkçe “Fayda yok ya Haci fayda yok,” diye ısrar ediyorlar ama kurtulamıyorlar bizimkilerin pazarlıklarından. En sonunda satıcı pes ediyor ve satmaya ikna oluyor. Tam parayı ödeyecekken bizimkiler bir kez daha bastırıp fiyatı yuvarlamaya çalışıyorlar. Satıcı bu kez hiddetleniyor ve, “Kasa haşarat ya haci kasa haşarat,” diyor. Sonunda ortasını bulup hurmaları alıyoruz.