Kadının Mutluluğu Annelikle Mümkündür

By | 1 Ağustos 2019

Hayatta her türlü imkanı elde edip de, anne olamayan birçok ünlü, gerçek mutluluğu elde edemediklerini ifade etmektedirler. Bu kişiler, sürekli anne özlemi içinde olmuşlardır. Çünkü kadın, gerek fizyolojik, gerekse de psikolojik olarak annelik için yaratılmıştır. Onun gerçek mutluluğu, çocuklarına sarılmak, onları okşamak, koklamak ve hayatını onlara adamakla mümkün olmaktadır. Kız çocukları daha küçük yaşlardan itibaren anne olma arzusu gösterirler, adeta analığa özenirler. Kadın, çocukluğundan itibaren annesini taklit eder, anne özlemi içinde olur. Onun dünyası, annesinin dünyasıdır.

Büyük kızların, kendilerinden küçük kızlara duydukları yakınlıkta, annelik duygusu rol oynamaktadır. Kadınlar hiçbir zaman bu duygunun tesirinden kurtulamazlar.

Kız çocuklarında analık duygusu çok erken yaşlarda başlar. Halbuki o dönemlerde analık ve evlilikle ilgili herhangi bir olgu başlamamıştır. Bu bir anlamda çocuğun anneliğe hazırlanması için, ona verilen İlâhî bir duygudur.

Küçük kız çocukları, dünyaya gözlerini açmalarından itibaren bebeklere özenir. En çok hoşlarına giden şey, oyuncak bebeklerine karşı analık rolü yapmaktır. Bu duygular kadınların analık için yaratıldığını apaçık ortaya koyar. Çeşitli nedenlerden dolayı anne olamamış ünlü kadınların annelik özlemleri, kadınların ancak annelikle mutlu olduklarını ortaya koymaktadır.

“Kadınlığın fıtratında (yaratılışında) çocuk okşamak ve sevmek meyelanı (meyli) vardır” diyen Bediüzzaman, kadınların bu duygudan mahrum olmalarının, onları mutsuz kılacağını ima eder. Toplumun tanıdığı ünlü kadınların bu konudaki görüşleri de şöyledir:

“Kadının gayesi çocuk doğurmaktır. Bilerek veya şuuraltı olsun, kadın hep çocuk doğurmaya hazırlanır. İlâhî bir kanundur bu. Bizde ve bütün dünyada genç kızın hayali, bir yuva kurmak ve çocuk sahibi olmaktır. Bazı kadın artistlerin bile kırk yaşından sonra çocuk merakına düşmeleri bunu gösteriyor.” (Dr. Reyhan Songar)

“Hiçbir mutluluk, annelik duygusuna yetişemez. Ben her mutluluğu tattım. Ama annelik çok başka…” (Türkan Şoray) Mutlu bir ailede ana olmayı şahsen ben hiçbir şeye değişmem.” (Hülya Koçyiğit)

“Bence hayatın amacı mutluluktur. Mutluluk parayla satın alınmaz, şöhretle elde edilmez. Ama mutluluğu gerçek olarak her kadın analıkta bulacaktır.” (Filiz Akın)

“Para, şöhret ve analık arasında bir tercih yapamıyorum. Ama hiçbirisi olmasaydı, mutlu bir ailede ana olmayı her şeye tercih ederdim.” (Gönül Yazar)

“Dünyada ve dünya malında gözüm kalmadı, hepsini tartım. Ama biri hariç ki, o da anne olamayışımdır. Genç kızağımdan beri evimin kadını olup, çocuklarımı sevmeyi çok arzu ederim. Olmadı. İşte tek mutsuzluğum budur. Galiba, bz da bütün mutlulukları gölgeliyor.” (Emel Sayın)
“Kadının kendine has kalbi, annelikle huzur bulur. Kainin kimlik ve şahsiyet gelişimi annelikle oluşur. Genellikc her yerde, kadının toplum içindeki konumu da annelikle belirlenir. Bunun içindir ki, Bediüzzaman, asrımız hanımların 2 saadet prensipleri olarak şu nasihati verir: Sizin hanenizdeki masum evlatlarınızla masumane sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir.”

Analıktan kaçan veya ana olmayan kadın, hayat boyu o doyumsuz mutluluğun hasretini çeker, psikolojik sıkıntıları olur. Kendisini sürekli yalnız hisseder. Nerede çocuklu birini görse imrenir. Biraz daha çöker. Anne olan kadınlar ise, güçlüdür; hayata bağlıdır ve ruhunun derinliklerinde huzur ve haz asla eksik olmaz. Annedeki bu şefkat ve evlat sevgisi öylesine yücedir ki, bunun için cennet annelerin ayakları altına serilmiştir.