Aile Mutluluğunun Önündeki Engelleri Kaldırın

By | 1 Ağustos 2019

Çalışmalarıyla dikkatimi çeken değerli bir arkadaşım vardı. Her zaman etrafına neşe saçar, problemleri dert etmez, olayları büyütmezdi. Dünyaya bakış açısı yapıcı ve çok olumluydu. Etrafına baktığında üzülecek konuları değil, ibret alınacak ve dersler çıkarılacak noktaları yakalardı.

Bu kıymetli dostumun bu güzel davranışlarının nasıl oluştuğunu, içindeki bu huzurun ve mutluluğun nasıl yeşerdiğini merak ederdim. Çünkü okuduğu kitaplar, çalıştığı yer belliydi. Öylesine lüks bir imkanı yoktu. Hatta evi kira idi, arabası da bulunmuyordu. Çocukları okuyor, zaman zaman da para yetiştiremiyor, sıkıntı çekiyordu. Daha da önemlisi, yaşlı ve hasta bir annesi vardı. Günlük bakım istiyordu. Bunca problemlere rağmen etrafına huzur saçan bir insandı. Ama her şeyin sırrını, evini ziyaret edince anlamıştım.
İki çocuk, bir hanım ve yaşlı bir anne, adeta o evde bir sevgi yumağı oluşturmuşlardı. Akşam eve dönen evin beyi, annesine, eşine ve çocuklara iltifatlar yağdırıyor, gönüllerini alıyor, problemlerini dinliyordu.

Eşine; “İçimizde en fedakâr sensin, seninle gurur duyuyorum. Akşama kadar sağa-sola koşturuyorsun. Hasta anneme bakıyorsun; iki çocuk yetiştiriyorsun. Bütün bunlara rağmen yine en güzel yemekleri yapıyorsun, bize sunuyorsun. Sen olmasan ben ne yaparım?” diyordu.
Annesine ise, hastalığın Allah’ın bir lütfü olduğunu, günahları affettirmek için verildiğini, karşılığında ebedî bir gençlik ve ebedî bir cennet alacağını anlatıyor, ondan dualar istiyordu. Çocuklarına da iltifatlar edip, onların başarılarını büyüterek; “Sizi bugün daha iyi buldum. Bu gidişle okuldaki arkadaşlarınızı geride bırakırsınız” diyordu.

Evin bu huzurunu ise, kıymetli dostum şöyle özetliyordu: “Allah’ın verdiği o kadar nimet var ki… Daha nasıl şikayet edeyim? Bu kadar nimetlerden sonra Allah’tan bir şey istemeye utanırım. Haya ederim. Bizlere paha biçilmez vücut nimetini verdi. Bizleri insan yaptı. Kâinatı bize hizmetkâr kıldı. Bütün nimetleri önümüze serdi. Ev, eş, çocuk, anne ve baba nasip etti. Allah’a şükür maaşım var, ay sonunu çıkarıyorum. Daha Allah’tan ne isteyeyim. Bunlar yetmez mi?”
Evde sevgi atmosferinin nasıl oluştuğunu çok iyi anlamıştım. Aile mutluluğu, aile bireylerinin birlikte yaptıkları çabalar sonucu oluşur. Aile mutluluğu, bir anlamda, fertlerin bir kafa, bir kalp, bir gönül oluşturma isteğidir. Bir kişinin çabası veya fedakârlığı, aileyi mutluluğa taşımaya ve mutluluğun önündeki engelleri kaldırmaya yetmez. Mutlaka birlikte, koordineli ve topyekûn bir çalışma ister.
“Ben” yerine “biz” ruhu oluşan aileler, uzun ömürlü olmuştur. Huzur ve mutlulukları da devam etmiştir.

Ailede sevgi iletişimi oluşmaya başlayınca bütün gönülleri sarar. Beyine iyi davranan hanım, bu tavrıyla çocuklarına da iyi örnek olur ve beyini de bir anlamda sevgiye davet eder. Bey de, buna sevgiyle karşılık verir. Aynı şeyi bey için de düşünebiliriz. Beyinden güzel iltifatlar alan hanımın cevabı tabiî ki, sevgi dolu olacaktır. Her gün yanaklarına öpücükler kondururken, hal-hatır sorulan ve problemleriyle ilgilenilen çocuklar da, anne ve babaya karşı güzel davranışlar sergileyeceklerdir.

Bir erkeğin iş hayatında başarılı olmasının eşinin ona desteği ile yakından ilgisi bulunmaktadır. İyi bir aşçı olmasından çok, hanımın hoş ve güzel davranışlarıyla kocasına güven duygusu verip vermediği önemlidir. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözü bu manadadır. Evin hanımı, beyine karşı memnuniyetini belirtiyorsa erkeğe güven gelir. Erkek, kendince şöyle bir düşünmeye başlayacaktır: “Eğer beni beğeniyorsa, gerçekten iyi bir kişiyim.”
Kadın, erkeğini takdir ediyor ve ona inanıyorsa, kocanın içi güven duygusuyla dolup taşar ve önünde hangi mesele çıkarsa çıksın, onunla başa çıkabileceğini düşünerek evden ayrılır ve dünyaya meydan okumaya hazırlanır.
Ancak adam eve döndüğünde dırdır eden, sürekli şikayetçi olan ve azarlayan bir eşle karşılaştığında, bütün mücadele he vesi kaybolacaktır. Kadının eşinden duyduğu devamlı tatmin sizlik adamı etkileyecek ve kendinden şüphelenmeye, kendine olan güveni azalmaya başlayacaktır.
Halbuki eşini yüceltici davranan kadın, ona güven duygu
su aşılamakla kalmaz, aynı zamanda onun insanlara karşı nezaket dolu ve iyi geçimli olmasını sağlar. Daha düşünceli ve anlayışlı hale gelmesini teşvik etmiş olur.
Tabiî burada, erkeğin de incitici davranışların kaçınması şarttır. Başkalarını kıran insanlar, aslında kendilerine değer vermiyorlardır. Kendi gözünde kendi önemini arttırabilmek için karısını ezmektedir. Kendine saygısı o kadar düşmüştür ki, en ufak eleştiriye bile tahammülü yoktur. Bu durumda kadın, kocasıyla tartışmaya girmemeli, alaycı ve kamçılayıcı sözlerden kaçınmalıdır. Bilmelidir ki, eşinin kendine saygısı kaybolmuştur ve bu tip hareketler sorunu büyütmekten başka işe yaramayacaktır.

Ailede, mutluluğun önündeki engellerin nasıl kalkacağı konusunda, şu önerileri dikkate almalısınız:

1. Eşinize sık sık iltifat edin. Her ailede problemler, dertler ve tartışmalar olur. Ama her problemin de mutlaka çözümü vardır. Yeter ki, bunun için çaba gösterin.

2. Evinizde şakalara dikkat edin. Dozu kaçmış şakalar, karşıyı rencide eder. Eğer karşıdakinin şakadan hoşlanmadığını fark ederseniz şakayı bırakın.

3. Evinizde tebessüm etmeyi, içten ve samimî davranışlar sergilemeyi alışkanlık haline getirin. Erkek, muhakkak tebessümle içeri adımını atmalı ve selam vererek hal hatır sormalıdır. Kadın da onu yine tebessümle kapıda karşılamak ve gününün nasıl geçtiğini merak etmelidir.

4. Ailede geçim sıkıntısı zaman zaman dayanılmaz boyutlara ulaşır. Bundan dolayı da problemler yaşanır. Bu noktada yapılacak iş şudur: Eğer herkes üzerine düşeni yapıyorsa; kimsenin kimseyi suçlamasına gerek olmadığı düşünülmelidir. Çünkü bozulan sağlık ve kaybedilen aile mutluluğu daha önemlidir. Para her zaman kazanılabilir. Ama kaybedilen sağlık geri gelmez, yıkılan yuvalar kolayca tamir edilemez.

5. Ailede bireylerin psikolojik problemine dikkat edilmelidir. Anormal davranışlar sergileyen aile fertleri, hiç vakit geçirmeden tedavi edilmelidir. Yoksa ailede uzun sürecek bir dramın başlangıcı olur.
Bu konuda sık görülen bir hata da, psikolojik problemlerin görülmek istenmeyişidir. Toplumun genel bir yanılgısı olan “deli” damgası yememek için, psikolojik hatalar saklanır. Bu yanlışın birçok yanlışları da beraberinde getireceği düşünülmelidir.

6. Eşlerin farklı dünya görüşleri, mizaç ve huylarının uyuşmaması, ailelerde huzuru engelleyen önemli faktörlerdir.
Burada bilinmesi gereken husus şudur: Aile tek kişilik bir mekân değildir. Ailede başka insanların da hakkının, hukukunun olduğu bilinmeli, farklı görüşlerden ve yorumlardan korkulmamalıdır. Çünkü aile mutluluğu farklı renkler, farklı düşünceler, farklı değerlendirmeler üzerine kurulur. Bunu ailenin güzelliği olarak görmek gerekir.

7. Ailede eğitim farkı huzuru gölgeler. Bu gibi durumlarda, eğitimi yüksek olan kişi, diğerinin yetişmesine yardımcı olmalıdır. Kitap okumalı, sosyal etkinliklere götürmeli, eğitici programlar izletmelidir. Yoksa ona, “Sen cahilsin, bir şeyden anlamazsın” demek çare değildir.

8. Bazı kompleksler, kıskançlıklar ve dedikodular aile huzurunu gölgeler. Bu gibi durumlarda tek yanlı olunmamakdır. Hemen karar verilmemeli, işin kaynağı iyi araştırılmalıdır. Bazen aslı olmayan bir konuda tartışma olur, ailenin huzurunu tehlikeye sokar.

9. Ailede huzuru engelleyen bir başka konu da yaş farkı ve cinsel problemlerdir. Yaş farkı için yapılacak pek bir şey yoktur. Mevcutla yetinmek ve sabırlı olmak gerekir. Cinsel problemler için de, gerekli tıbbî yollara başvurulmalıdır.

10. Çocuk sahibi olamama da, bu konudaki problemlerden birisini oluşturur. Çocuk sahibi olmak için elden gelen yapıldıktan sonra, bunu huzursuzluğa dönüştürmenin bir faydası yoktur. Hele, “Neden oğlan olmadı da kız oldu?” gibi anlamsız bir sebebin kavga konusu yapılması, fevkalâde yersiz ve yanlıştır. Çünkü kız mı, oğlan mı hayırlı bilemeyiz.

11. Çiftlerin arasında yaşanan problemlerden birisi de, inanç ve İslâmî yaşantı konusundaki farklılıklardır. Bu konuda da sabırlı olmak gerekir. Birbirlerine doğruları zorla değil, yaşayarak, güzel davranış örnekleriyle anlatmaları lazımdır. Zorla yaptırılan bir ibadetin ne yapana, ne de yaptırana faydası vardır. Bunun için iyi bir çevre, dindar dostlar etkili ve faydalı olur.

12. Evdeki tartışma şekli de evin huzurunu etkiler. Kurallarına uyularak yapılan seviyeli bir tartışma, aile içi geçimsizliklerin en güzel çözümü, mutluluğun zirvesine ulaşmanın da en güzel anahtarıdır. Tartışma, eşlerin birbirini tanımasına, birbirini keşfetmesine sebep olur. Yıllardır evli olduğu halde eşini yeteri kadar tanımayan kimseler vardır, insanlar konuşa konuşa anlaştığına göre, konuşup tartışmadan birbirinizi tanıyamazsınız.

Eğer eşinizi bir konuda eleştirmek istiyorsanız, muhakkak ki, damarına dokunmamak ve başkasınm yanında bahsi yapılmamalıdır. İnsanlar varken yapılan eleştirinin hedefi, eşe yardımcı olmak değil, onu utandırarak kendini tatmin etmektir. Tenkide, gönül alıcı bir sözle başlanmalıdır. Ayrıca eleştirilerde kişiler değil, yanlış davranışlar hedef alınmalıdır. Aksi takdirde kişiler rencide edilmiş olur.
13. Evde sevgi, saygı eksik olmamalıdır. Çünkü sevgi evin her şeyidir. Küskünleri barıştırır, gönülleri yeşertir, kırgınlığı bitirir. Sevgi, bir anlamda bir ailenin hayatıdır. Sevginin en çok lazım olduğu zaman, ailenin en zor günleridir. O gün, sevgi yumağı olmak günüdür. 
14. Aile hayatı, iş hayatına feda edilmemelidir. Mutlaka eşe ve çocuklara zaman ayrılmalıdır. Onların pikniği, gezisi, oyunu ve alışverişi ihmal edilmemelidir. Çok para kazanayım derken, aile mutluluğunu yitirmenin bir anlamı yoktur.

Huzur ve mutluluğu yakalamak için evlilik yapan çiftler, huzur ve mutluluğun yollarını bilmek zorundadırlar. İki öğretmen gibi, birbirlerini ve çocuklarını eğitmeye hazır olmalıdır. Bunun için küçük bir çaba, her şeyi halledecektir.