Zemzem ve Hikmetleri Nedir?

By | 1 Ağustos 2019

Zemzem, Hz. İbrahim’in eşi ve Hz. İsmail’in annesi ve köle iken Firavun tarafından Hz. İbrahim’e verilen Hz. Hâcer tarafından bulunmuş mübarek bir sudur. Hz. İsmail’in bebek haliyle susuzluktan ağlaması üzerine Safa ve Merve arasında koşuşturan ve su arayan anne, Merve Tepesi’ne yedinci kez geldiğinde evladının ayaklarının altından bir su fışkırdığını görür. Koşarak gelir ve suyun etrafım kumlarla çevirerek küçük bir havuzcuk oluşturur.
Akıp gitmekte olan suya “zem zem” yani “dur dur” diyecektir. Aradan binlerce sene geçmesine rağmen bugün bizler hâlâ bu suyu kullanmaya devam etmekte ve hâlâ zemzem demekteyiz.

Peygamber Efendimiz(sas) kendi döneminde, Hz. Hâcer’e seslenerek,
“Ey annecim! Neden dur dur dedin. Ak ak deseydin bu su büyük bir nehir olacak ve o şekilde akmaya devam edecekti,” diyecektir.Çölün ortasında, ıssız bir vadide akmaya başlayan bu mübarek ve tatlı su kısa sürede etrafında küçük bir insan topluluğunun hâlelenmesine sebep olacaktır. Hem su yerine hem de ekmek yerine kullanılan bu suyu, oradan geçmekte olan Cürhüm Kabilesi görür ve bu su başında konaklamak için Hz. Hâcer’den izin isterler. Hz. Hâcer de onlara izin verir. Bir süre sonra Amalikalar gelmiş ve onlar da daha önce varlığından haberdar olmadıkları gür akan bu suyun yakınına konaklamışlardır. İşte bu yerleşmelerle birlikte zemzem etrafında küçük bir kasaba teşekkül etmiş ve bu küçük yerleşim yeri geleceğin Mekke şehrini oluşturmuştur.

Hz. İbrahim, asıl yaşadığı yer olan Suriye bölgesinden sık sık bu topraklara gelmekte ve eşi Hz. Hâcer ile oğlu Hz. İsmail’i ziyaret etmektedir. Hz. İsmail’in gençlik yıllarına rast gelen bir zamanda Hz. İbrahim, Allahu Teâlâ’nm emriyle Mekke’ye uğradığı bir zamanda Hz. Âdem döneminde inşa edilen ve Nuh Tufanı ile yıkılan Kabe’nin temellerini araştırır. Kâbe, zemzem suyunun hemen ilerisindedir. Hz. Âdem dönemindeki temelleri bulan Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail’in de yardımıyla Kabe’yi yeniden inşa eder. Bu inşaat sırasında üzerine bastığı taşın üzerinde mübarek ayak izleri kalır. Bugün metâf içerisinde Makam-ı İbrahim olarak adlandırılan yerde bulunan bu taş, camekân içinden görülebilmektedir. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde bu taştan bahsederken, Hz. İbrahim’in mübarek ayak izlerinde, parmak izlerinin bile belli olduğunu söylemektedir.
Kabe’nin kapısından birkaç metre ileride bulunan zemzem kuyusu yüzyıllardır akmaya devam eder. Fakat bölgede kabileler arasında çıkan şiddetli çatışmalarda yeri kapatılır ve kaybolur. Zemzem kuyusunun yerini Hz. Peygamber’in(sas) dedesinin babası Muttalib gördüğü bir rüya üzerine bulacaktır. Bundan dolayı, zemzem
kuyusunun vasisi ve koruyucusu Muttaliboğulları olmuştur. Yüzyıllar boyunca normal bir kuyu halinde Kâbe kapısı önünde duran zemzem daha sonra bir bina içine alınacaktır. Osmanlılar döneminde de bu zemzem kuyusu durumunu muhafaza eder. Suud döneminde zemzem kuyusu yerin biraz altına alınmıştır. Hanımlar ve erkekler için ayrılan iki ayrı girişten, kuyunun bir yerine kadar ilerlenebilmektedir. Fakat hacca ve umreye gelenlerin sayısında her yıl meydana gelen artışlar, metafta tavafı zorlaştırdığı için tavaf alanını genişletme adına 2003 yılı sonlarında bu kısım kapatılır. Kuyunun yerinin bilinmesi adına bulunduğu yerin üzerine mermer, yuvarlak bir kapak konularak üzerine Bi’r-i Zemzem (zemzem kuyusu) yazdırılır. Daha sonra bu yazı da kaldırılmış ve sadece mermer kapak orada bırakılmıştır.

Zemzem kuyusu olarak kullanılan tarih! mermer kuyu, zemzemin yeraltına alınmasından sonra müzeye kaldırılmış, yerine elektronik bir sistem konulmuştur. Günümüzde hacca ya da umreye gidenler, zemzem suyunu Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’de mescitlerin içerisine yerleştirilmiş ılık ya da serin olarak sunulan zemzem bidonlarından temin edebilmektedir.