Soru sorarak dikkatleri konunun üzerine yoğunlaştırmak, bugün eğitim ve öğretim sisteminde kullanılan önemli bir metottur.Peygamber Efendimiz bu metodu ta o zaman kullanmıştır. Çünkü O (sav), insanın ruh halini çok iyi fark ediyor ve insanları çok iyi etüt ediyordu. Soru sorarak hem dikkatleri topluyor, hem de bazen etrafmdakilerin bir bakıma bilgilerini yokluyordu.
Bir gün içlerinde henüz o zaman küçük yaşta olan Hz. Ömer’in oğlu Hz. Abdullah’ın da bulunduğu bir toplulukla sohbeti esnasında:
– Bir tür ağaç vardır ki yaprağı düşmez. (Olgun) Müslüman o ağaca benzer, buyurarak bir benzetmede bulundu. Ardından da:
– O’nun ne olduğunu söyleyin bana (bakayım) diye sordu.
Topluluktakiler bildikleri tüm ağaçları saydılar. Ancak hiçbiri Peygamber Efendimizin kastettiği ağacı hatırlayamamıştı Hz. Abdullah b. Ömer dışında. O da küçük yaşta olduğu için edebinden susmuştu.
Bunun üzerine:
– Ey Allah’ın Resûlü! O hangi ağaçtır, söyler misiniz bize, dediler.
Peygamber Efendimiz:
– Hurma ağacıdır, cevabını verdi.
Bu olayda Peygamber Efendimizin hem edebiyatın güzel sanatlarından olan teşbih (benzetme) sanatını kullanmış, hem de soru sorarak dikkatleri söyleyecek söze çevirmişti. Üstelik benzetmeyi de topluluğun çok iyi bildiği ve kıymet verdikleri bir ağaçla yapmıştı.
Hurma ve süt için “iki güzel şey” buyurmuştu. “En hayırlı hurmanız berni’dir. Hurmada şifa vardır, hastalık (a yol açacak bir şey) yoktur.” demişti.
Toplum, bu nedenle hurmanın bir çok faydasını biliyordu. Yiyorlardı, yeri gelince ilaçtı vs.
İşte olgun mümin de, hurma ağacı ve meyvesi gibi etrafına faydalı olandır demek istiyordu Peygamber Efendimiz bu benzetmeyle…
