Dünya ve kâinat, geniş manada düşündüğümüzde müminin kocaman bir vatanı sayılır aslında.Bizlerin, dünyanın, koca kâinatın ve içindeki canlı cansız tüm varlıkların Yaratıcısı birdir. Biz, imanımızla O’na (cc) bağlanıp kul olmuşuz. Onların da dizgini Yüce Allah’ın elinde. Onlar da kendilerine ait özel dilleriyle O’nu (cc) anıp teşbih ederler. “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanların tamamı) O’nu teşbih eder. O’nu övgü ile teşbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların teşbihini anlamazsınız.. ” Tıpkı var oldukları halde göremediğimiz bir çok şey gibi. Tıpkı, var olan bir çok sesi, duyamadığımız gibi.
Önceleri cansız ve hareketsiz sanılan varlıklar da dahil, bilim, bugün bütün eşyanın atomlardan meydana geldiğini bulup ortaya koymuştur. Atom çekirdeği etrafındaki elektronlar, sürekli olarak ve bir düzen içinde çekirdeğin etrafında dönmektedirler. Belki de onların teşbih ve ibadetleri, bu ilahi kanuna en ufak bir sapma göstermeden boyun eğmeleridir. “Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun!” dedikçe o alemler ve içindeki varlıklarla olan bağımızı ve bir anlamda kardeşliğimizi ilan ediyoruz.
Ve O (cc), bu güzel dünyayı ve harika kâinatı bizim için yaratmış, istifademize sunmuş. Gök kubbeyi ışıl ışıl yıldızlarıyla donatıp geçici vatanımız olan dünyamıza tavan, yeryüzünü bin bir çeşit nimetlerin dizildiği bir sofra yapmış. Aynı yaratıcının kudret elinden çıkmış olmamız bakımından onları sevmek, güzelliklerini korumak, çirkinleştirmemek, kirletmemek de bir anlamda imanımızın bize bir emridir.
Bu açıdan gerçek mümin aynı zamanda iyi bir çevrecidir de. Peygamber Efendimiz; ‘Yoldan eziyet verici şeyleri kaldırmak sadakadır.” buyurmasının altında yatan mana ve hikmetlerden biri de çevreye duyarlı olma ve temiz tutma düşüncesidir. Yine O’nun “Temizlik imandandır” sözünün taşıdığı anlam, hem kişisel maddi ve manevi temizlik, hem de günümüz çevrecilerin önemle vurguladıkları çevre temizliğini kapsayacak kadar geniştir.
Henüz kimse “çevre” lafı etmezken O (sav), bin dört yüz küsur yıl önce Müslümanlara ve insanlara içinde yaşadıkları ortamı ve dünyalarını temiz tutmayı öğütleyerek çevre bilincini başlatmış tek ve en büyük çevrecidir. Bu anlamda bugünün tüm çevreci kesimleri O’na minnet ve şükran borçludurlar. O (sav), müminlere hem kendini, hem de içinde yaşadığı sosyal ve organik çevreyi inşa etme düşünce ve şuuru veriyordu öğütleri ve yaptıklarıyla.
Yolda, sokakta, çevrede, görüntüsüyle insanları üzen ve tiksindiren her şeyin ortadan kaldırılmasını “sadaka” olarak nitelendirmesiyle müminleri yaşadıkları ortam ve çevreyle ilgilenmeye ve temiz tutmaya yönlendiriyordu.
