Selman el-Farisi’den -Allah ondan razı olsun- rivayete göre: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Müslüman, kardeşi ile karşılaşıp, onunla musafaha edecek olursa, şiddetli rüzgar esen bir günde yaparakların dökülmesi gibi, her ikisininde günahları dökülür yahutta her ikisininde günahları bağışlanır. İsterse günahları deniz köpüğü gibi olsun. (Taberani el-Kebir 315)
Ebu Hureyre’den -Allah ondan razı olsun- rivayete göre Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem Huzeyfe ile karşılaşmış onunla musafaha yapmak isterken Huzeyfe kenara çekilerek: Ben cünübüm deyince, Allah Rasulü şöyle buyurmuştur:
“Müslümana, kardeşi ile musafaha yaptığı takdirde ağaç yapraklarının dökülmesi gibi ikisininde günahları dökülür.” (Taberani, Evsad 1/184)
Bezzar senediyle Hz. Ömer’den -Allah ondan razı olsun- rivayet etmektedir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Müslüman iki kişi karşılaşıpta biri diğerine selam verecek olursa, onların arasında arkadaşını daha bir güler yüzle karşılayanlarını Allah, daha çok sever. Birbirleriyle musafaha edecek olursa üzerlerine yüz rahmet iner. Bunların doksanı ilk başlayana verilir, musafaha yapana da on rahmet verilir.’
Tirmizi senediyle İbn Mesud’dan -Allah ondan razı olsun- rivayet ettiğine göre: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Elle tutuşmak (musafaha etmek) selam vermenin kemalindendir. (Malik, Muvatta 2/908 )
Ebul Hattab Katade şöyle demiştir. Ben Enes’e Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in ashabı birbiriyle el sıkışır mıydı? diye sordum. O da evet diye cevap verdi. (Buhari, İstizan 27)
Enes -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Yemen halkı Medine’ye gelince Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Size Yemen halkı geldi, el sıkışmayı ilk başlatan onlardır.” (Ebu Davud, Edeb 143)
Bera -Allah ondan razı olsun-’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “İki müslüman birbiriyle karşılaşırlar da el sıkışırlarsa ikisi birbirinden ayrılmadan önce günahları bağışlanır.” (Ebu Davud, Edeb 143)
Enes -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Bir adam:
“Ey Allah’ın Rasulü bizden bir kimse kardeşi veya arkadaşıyla karşılaştığında onun için eğilebilir mi? diye sordu. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:
“Hayır eğilemez, buyurdu.” Adam:
“Ona sarılıp öpebilir mi?” diye sordu. Peygamber sallal- lahu aleyhi vesellem:
“Hayır” buyurdular. Bu defa adam:
“Elini tutup musafaha edebilir mi?” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: “Evet,” buyurdu. (Tirmizi, İstizan 31)
Saffan ibni Assai -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Bir Yahudi kendisi gibi Yahudi olan arkadaşına: – Gel şu peygambere gidelim, dedi, ikisi birden Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e geldiler ve onu imtihan etmek için dokuz kesin ayetin ne olduğunu sordular. (Uzunca bir hadisin bu bölümü ilgilendiren bölümü dolayısıyla buraya alınmıştır.) Peygamberimiz cevaplandırdıktan sonra, onlar onun elini ve ayağını öperek: Şehadet ederiz ki sen gerçekten bir peygambersin, dediler. (Tirmizi, İstizan 33)
İbni Ömer -Allah Onlardan razı olsun-’ın naklettiği uzunca bir hadisin bir bölümünde şöyle dedi: “Peygambere yaklaştık ve elini öptük.” (Ebu Davud, Cihad 96)
Hz. Aişe -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bizim evimizde iken Zeyd ibni Harise Medine’ye gelmişti. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e gelip kapıyı çaldı. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’de elbisesini sürüyerek ayağa kalktı, onu kucakladı ve öptü. (Tirmizi, İstizan 32)
Ebu Zer -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana: “Kardeşini güler yüzle karşılamak bile olsa iyilikten hiçbir şeyi küçük görme.” buyurdu.
Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Hz. Ali’nin oğlu Haşan -Allah ondan razı olsun-’ı öpmüştü. Bunun üzerine Akra ibni Habis: “Benim on tane çocuğum var, fakat bunlardan hiç birini öpmedim, “dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” buyurdu. (Buhari, Edeb 18. Müslim, Fezail 65)
Aksırana “Yerhamukellah” Demek
Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-‘den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah aksıranı sever fakat esneyenden hoşlanmaz. Sizden biriniz aksırır ve Allah’a hamd ederse bunu işiten her müslümanın yerhamukallah demesi gerekir. Esnemeye gelince o şeytandandır. Sizden birinizin esnemesi geldiği zaman onu gücü yettiği kadar engellemeye çalışsın. Çünkü siz esnediğiniz zaman şeytan size gülen” (Buhari, Edeb 125)
Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz aksırdığı zaman elhamdülillah desin. Kardeşi ve arkadaşı da ona yerhamukellah desin. Aksıran da, yehdîkümüllahü ve yuslihu bâleküm =Allah yolunu göstersin, hidayet versin, işlerinizi uygun ve yarayışlı hale getirsin, desin.” (Buhari, Edeb 126)
Ebu Musa -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i: “Sizden biriniz aksırdığı zaman elhamdülillah derse ona yerhamukellah deyiniz. Şayet Allah’a, hamdetmezse siz de yerhamukellah demeyiniz”, buyururken işittim.” (Müslim, Zühd 54)
Enes -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in yanında iki kişi aksırdı. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem onlardan birine yerhamukellah dedi. Diğerine ise hiçbir şey söylemedi.
Kendisine “yerhamukellah” denilmeyen kişi: Filan kişi aksırdı ona “yerhamukellah” dediniz. Ben aksırdım, bana ise demediniz,” deyince Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: “O kişi “elhamdülillah” dedi, sen ise demedin” buyurdular. (Buhari, Edeb 127, Müslim, Zühd 53)
Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem aksırdıkları zaman elini veya mendilini ağzına tutar böylelikle sesini kısmaya ve ağzını yummaya çalışırlardı. (Ebu Davud, Edeb 90, Tirmizi, Edeb 6)
Ebu Musa -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Ya- hudiler kendilerine yerhamukellah denileceğini ümid ederek Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanında yapmacıktan aksırırlardı. Peygamberimiz de onlara: “Yehdikümüllahü ve yuslihu bâleküm = Allah size hidayet versin ve halinizi düzeltsin.” buyururlardı. (Ebu Davud, Edeb 93, Tirmizi, Edeb 3)
Ebu Said el Hudri -Allah ondan razı olsun-‘den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz esnediği zaman eliyle ağzım tutsun, çünkü şeytan onun ağzına girer.” (Müslim, Zühd 57)
