Çocuk Öfkesi Nedir ?
Öfke; engellenme, incinme ya da gözdağı verilmesi karşısında gösterilen saldırganlık tepkisidir. Öfke, çeşitli ruh hâllerine eklenen bir sinir boşalmasıdır.
Öfke ve hiddet, bir bozukluktan ziyade, çocuğa yapılan yanlış bir davranış ve tutumun işareti olarak görülmelidir. Eğer çocuğun, neler karşısında öfkelendiğine dikkat edilirse bunu gidermenin yolları da kolaylıkla bulunur. Küçük bir çocuk, durmadan ağlayıp bağırıyordu; uzun bir süre neden böyle yaptığı anlaşılmadı. Nihayet bunun sebebinin, annesinin kendisine bakarken giydiği elbiseyi değiştirmesi olduğu anlaşıldı.
Bazı ana babaları, krizlere sebep olmak korkusu, büsbütün beceriksizleştirir; ya lüzumsuz sertlik ya da aşırı ihtiyatlılık gösterirler. Mesela oynarken yemeğe çağrılan çocuklar, çileden çıkarlar. Bu şekildeki öfkeli çocuklar, daha önemli bir iş için, o sırada yaptıklarından ayrılmaya alıştırılmalıdır; hemen o anda bunu yapmaları istenmemelidir, çünkü bunu zorlukla yapabilirler. Ona, her işi vaktinde yapma gereği yani çalışma zamanı çalışma, oyun zamanı oyun, yemek zamanında yemek kuralları benimsetilmelidir. Çocuklara, her işi vaktinde yapma alışkanlığı kazandırmak mümkündür.
Öfke Kabul Edilmeli
Çocukların duygu ve heyecanlarını inkâr eden ve onların ifadesini yasaklayan ana babalar, normal heyecan ve duyguların, normal dışına dönüşmesine yol açarlar. Tabiiliğini kaybeden duygu ve heyecanlar, çocuğun yaşama uyumunu sağlayacak yerde, ayak bağı olur ve onu, mutlu ve doyumlu bir hayattan gittikçe uzaklaştırır.
Çocuğun sağlıklı heyecanı olan kızgınlık, inkâr edilip bastırıldığı zaman iki şey olur:
- Kızgınlık duygusu, utanca dönüşür ve çocuk, kızgınlık duygusunu hissettiğinden dolayı kendi kendinden utanç duyar.
- Bu sebeple çocuk, kızgınlık duygusunu bastırır. Bastırma, bir savunma mekanizmasıdır ve bir başladı mı otomatik olarak kendi kendini devam ettirir. Kızgınlık duygusu, bastırıldıkça kuvvet kazanır, büyür ve ifade edilmek için fırsat bekler.
“Virgina Satir, bastırılmış kızgınlık duygularını, bodruma kapatılmış aç köpeklere benzetir. Köpekler, acıktıkça dışarı çıkmak için daha çok çabalayacaklardır; onlar çabaladıkça köpeklerin sahibi, bodrumun kapısını daha da sıkı kapatacak, kaçmalarına imkân vermemek için onları sürekli gözetleyecektir. “Biriken kızgınlık duygusu, gittikçe artar ve belirli bir noktadan sonra bu enerji, kendi başına bir varlık kazanır. Bir gün gelir, kişinin kapasitesi tükenir ve uygunsuz bir yer ve zamanda birine patlar. Bu patlama, bağırma, çağırma biçiminde sözel olabildiği gibi, vurma, kırma ve silahla ateş etme gibi saldırgan bir davranış da olabilir.”
Çocuktaki sinir bozukluğunu artıracak davranışlardan, kırıcı sözlerden, alaylardan, canına tak ettirecek öğütlerden çekinmelidir. Şunu bilelim ki çocuk, çok kere, büyüğünü şiddet yoluna itmek ister. Büyük de o vakit bağırıp çağırarak dövecek yerde, sükûnetini muhafaza ederse, bu tutumun doğruluğunu görmüş olur. Önemli olan, çocuğa insanın kendisine hâkim oluşunun; bağırıp çağırmaktan, tepinmekten daha büyük ve daha etkili bir güç olduğunu göstermektir.
Yalnız, öfkeli bir çocuğun karşısına hiçbir engel çıkarmamakla da aşırılıklarının önüne geçileceği sanılmamalıdır. Çocuk, hiçbir sınırla karşılaşmaz, karşısında sağlam hiçbir şey görmezse kendisini âdeta boşlukta hisseder, kaygı duyar. Çocuklar, her ne kadar hür olmak istediklerini söyleseler de asıl istediklerinin ve ihtiyaçlarının, güvenlik olduğu ispatlanmıştır. Bu güvenlik, ebeveynin otoritesiyle sağlanır. Çocuk, sürekli bağımlı olduğu kuvvetin, hâlâ var olup olmadığını görmek için sık sık denetimler yapar. Ebeveynler, yerlerinde sabit ve kendilerinden emin, dimdik durmalıdırlar. Eğitimci ve ana baba, düşmanca davranmamakla beraber, çocuğun öfkeli hareketleri karşısında boyun eğmiş gibi de görünmemelidir.
Hiddetli ve öfkeli kimselere verilen avantajlar, hem yapanda hiddeti ve öfkeyi pekiştirir ve alışkanlık hâline getirir hem de yakın çevresindekileri öyle davranmaya teşvik eder. Çocukların, tepinerek harçlık almaları veya ana babalarına bağırıp çağırarak isteklerini yaptırmaları bildik durumlardır. “Komşulara rezil olacağımıza bunun isteğini yerine getirelim.” diyen ana babalar, çocuklarının öfkelenerek istediklerini elde edebileceklerini açıkça söylemiş olurlar.
“Bir çocuk, kendisine yakın ilgi gösterilip değer verildiği hâlde öfke nöbetlerini devam ettiriyorsa ne yapmalı? Alışkanlık hâline getirdiği bu huyundan vazgeçmesi biraz zor olacaktır, tabi. Eğer istediği şey, gerçekten lüzumsuz ve tasvip edilmeyecek cinsten ise öfke gösterisine başlayınca onu, kendi hâline bırakıp yanından ayrılın. Hiçbir tiyatro oyuncusu, seyircisiz gösteriye devam etmez. Siz, yanından ayrılıp onu seyircisiz bırakırsanız, gösteriye devam etmesi için bir sebep kalmayacaktır. Birkaç defa daha denediği hâlde, aynı şekilde başarısızlığa uğrayıp istediğini elde edemeyince artık bu yolun, kapalı olduğunu anlayacak ve isteklerini, normal yoldan talep etmeye başlayacaktır.”
