İlyas Aleyhisselâm’ın Peygamberliği

By | 10 Mart 2015

ilyas-aleyhisselamin-peygamberligi      Nakledilmiştir ki, Hak Teâlâ Hazretleri. Hezkıl Peygamber (A.S.)’ın canım kabzeylediği zaman İsrailoğulları arasında Allah’a ortak tanıma ve fesatlık çok arttı. Hak Teâlâ Hazretleri İlyas (A.S.) onlara peygamber gönderdi.
Muhammed bin İshak der ki: İlyas (A.S.) Harun Peygamberin oğullarındandır. Hak Teâlâ Hazretleri, Musa (A.S.)’dan sonra Tevrat unutulmasın diye birbiri ardınca Peygamberler gönderdi. Tevrat’ı saklar, muhafaza ederlerdi, İlyas (A.S.) kırk yaşma erdiği zaman Musa (A.S)’a benzemekteydi. Cebrail (A.S.), İlyas (A.S.)’a geldi. İlyas (A.S.) ona:
— Sen kimsin? diye sordu O da:
— Ben Cebrail’im dedi. İlyas (A.S.):
— Rahmete mi geldin, yoksa azap vermeğe mi geldin? diye sordu. Cebrail (A.S.):
— Sana Peygamberlik müjdesini vermeğe geldim. Şu gerçek kı Hak Teâlâ Hazretleri seni, İsrailoğullarının beylerine davete gönderdi. Onlar saneme tapıyorlar. Onlara var git, Allah’ın ibâdetine, O’na tapmağa çağır. Seninle birlikte bu davete koşsunlar! dedi. İlyas (A.S.):
— Ben onlara nasıl gidip varayım ki onların askerleri vardır. Ben yapayalnızım! dedi. Cebrail (A.S.):
— Kuvvetli olmak ve üstün gelmek askerle değildir. Hak Teâlâ kime dilerse verir. Eğer dağlara ve ateşlere buyurursan hepsi sana itaat ederler. Çünkü Hak Teâlâ Hazretleri sana yetmiş Peygamber kuvvetince kuvvet verdi. Kuvvetinle git, yumuşak söyle ve onları dine çağır dedi. İlyas (A.S.) gidip kavmini dine çağırdı. Fakat onlar itaat edip bu çağrıyı kabul etmediler, İlyas (A.S.) iki rekât namaz kıldı Cenâb-ı Hakka secde kıldı.
— Yâ İlâhî! dedi. Bu kavmi dine çağırdım. Senin bana elçilik verdiğini bildirdim, çare olmadı. İmâna gelmediler. Belki küfürleri de arttı. Yarabbi, onlardan hakkımı almayınca beni dünyadan çıkarıp ayırma! dedi. Hak Celle ve Alâ Hazretleri:
— Yâ İlyas! Senin dileğini kabul ettim. Ne dilersen iste, sana vereyim! dedi. İlyas (A.S.):
— Onlara kıtlık ver! Yağmur yağdırma! Yerde otlar bitmesin. Tâ ki kıtlıktan helak olsunlar! dedi. Bundan sonra Hak Teâlâ Hazretleri :nlara kıtlık verdi. Hattâ leşlerini yediler. O zaman kuşlar:
— Ey Allah’ın nebisi! Hak Teâlâ onların rızkını senin eline bıraktı. İşte açlıktan helak oldular. Onlara acımaz, şefkat etmez misin? dediler. İlyas (A.S.):
— Hak Teâlâ Hazretleri onlara gazab eyledi. Eğer imâna gelmezlerse helak olurlar! dedi. Hak Teâlâ Hazretleri:
— Yâ İlyas! Gökler ve yerler onlar için ağlıyor. Sen onları esirgemedin diye benim halkımdan nice bin kişi açlıktan öldü. Melekler ve kuşlar senden bağışlama dilediler. Bağışlamadın. Benim kullarıma bu insaf mıdır? Ey İlyas! Eğer onlar bana âsi oldularsa ben onların rızkını kesmem, dedi. İlyas (A.S.):
— Yarabbi, ben senin için onlara gazab ediyorum. Sen kullarının halini bilirsin. Eğer benim onlara ettiğim kötü bir iş ise ben tevbe ederim. Bu işten beni bağışla, esirge Yarabbi! dedi.
Nakledilmiştir ki, İlyas (A.S.) kavmine geldiği zaman Yûnus A.S.) oğlancıktı, küçüktü. Öldü, anası yas tuttu. İlyas Peygambere geldi:
— Ey İlyas! dedi. Hak Teâlâ Hazretlerine yalvar, oğlum Yûnus yeniden dirilsin.
O zaman İlyas (A.S.) dua etti. Onbeş gün sonra Yûnus (A.S.) Hak Teâlâ Hazretlerinin kudreti ile yine sağ olarak göründü. İlyas A.S.)’in kavmi onu görünce de itaat etmediler. Allah’ı inkârları daha da arttı. İlyas (A.S.):
— Yâ İlâhî! dedi. Senin risaletini bunlara eriştirdim. Yine de itaat etmediler. Beni bunların arasından çıkar. Ve bunlara azap eyle.
Tefsir ehli demiştir ki, Yûşâ (A.S.), Şam’ı ele geçirdiği zaman Balebek’e gelmişti. Onun bir Bey’i vardı, adına “Ecib” derlerdi. Onun bir karısı vardı. Yetmiş bey öldürmüştü. Kadının yedi oğlu vardı. Yahya (A.S.)’ı da o kadın şehit etmişti. O zaman Hak Teâlâ Hazretleri İlyas (A.S.)’ı o Bey’e ve kavme gönderdi. O kavim de imâna gelmediler. O Bey İlyas (A.S.)’ı öldürmek istedi. İlyas (A.S.) onların kötülüğe başladıklarını görünce bir ulu dağa çıktı. O dağın adı Lübnan Dağı idi. Yedi yıl o dağda oturdu. Ağaç ve yaprak yedi. Bir gün o Bey’in oğlu hastalandı. O Bey, putlara çok yalvardı, çok yakardı. Şifa diledi. O zaman Hak Teâlâ Hazretleri İlyas (A.S.)’a:
— Ey İlyas! Dağdan in. Git, var o Bey’i imâna çağır! Onlardan korkma! Ben onların şerrini senden kovarım! dedi. Böylece Hak Teâlâ Hazretleri o Bey’in gönlüne korku saldı. Ondan sonra İlyas (A.S. dağdan indi. O kavme:
— “Ey kavm! Hak Teâlâ Hazretleri beni size Peygamber gönderdi Artık imana gelin. Hakka itaat edin!” dedi. Sonra:
— “Hak Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki, ey melik, sen bilmez misin ki, benden başka Allah yoktur. Bütün âlemi ben yarattım. Onlara ben rızık verdim. Onları dirilttim, yine öldürdüm ve yine de diriltirim. Sen Allah’a ortak tutarsın. Oğluna puttan, sanemden şifa umuyorsun. Oysa, o sanemlerin hiçbir nesne ellerinde yoktur, nasıl olur da başkasına şifa verebilirler?” dedi. Allah’ın emrini bildirdi.O kavim bu sözü işitince içlerinden elli kişi hile ve düzen kurarak dağa çıktılar. İlyas (A.S.)’a:
— Ey İlyas, senin Rabbına iman getirdik, dediler. İlyas (A.S.) o zaman:
— İlâhî! Eğer bunlar gerçek imâna gelmiş ise bana izin ver, onların yanına varayım! Eğer bunların imânı yalansa od, ateş ver, onları yakasın! dedi.
Hak Sübhânehu ve Teâlâ Hazretleri bunlara od verdi. Ateş onları yaktı. Bu haber Melik Ecib’e erişti. O da İlyas (A.S.)’in karısına yazıcısını yolladı.
«İlyas’a iman getirdim!» Haberini bildirdi. Yazıcısı da bir toplulukla o dağa çıktı. Ondan sonra İlyas (A.S.) halka davetlerde bulundu Halk onu sesinden tanıdı. Görmeğe müştak oldular. Daha sonra Ecib’in oğlu öldü. İlyas (A.S.) dağdan geri, yine evine geldi. Yedi yıl kaygılandı, oturdu. Hak Sübhânehu ve Teâlâ Hazretleri:
“Yâ İlyas! Bu ne kaygı, bu ne üzüntü? Ululuğumun hakkı için ne dilersen dile benden vereyim! Çünkü benim rahmetim geniştir, faziletim Uludur!” diye buyurdu. İlyas (A.S.):
— Yârabbi! dedi. Diliyorum ki beni öldüresin. Anama, babama kavuşturasın, İsrâiloğullarının elinden çok çektim, çok üzüldüm Yârabbi!.
Hak Sübhânehu ve Teâlâ Hazretleri:
— “Ne dileğin varsa dile!” diye buyurdu. İlyas (A.S.):
— “Yedi yıl gökten yağmur yağmasın. Ancak benim şefaatim ile yağsın!” dedi. Hak Teâlâ Hazretleri:
— Yâ İlyas! Ben halkımı esirgerim, hatta zâlim de olsalar! Ama üt yıl yağmur hâzinesini senin elin ile vereyim! dedi.
Oy as (A.S.):
— Yârabbi! Ya o kıtlıkla ben nasıl dirlik edeyim? dedi. Hak Slib- Binehu ve Teâlâ Hazretleri:
— “Sana kuşları tabi kıldım. Başka yerden sana azık getirsin, on- isr ‘ dedi. İlyas (A.S.):
Yârabbi razı oldum! dedi. O zaman Hak Teâlâ Hazretleri yağmuru hapsetti. O kavim öyle bir hale geldi ki nice hayvanlar açlıktan öl- ; _er. Hak Teâlâ Hazretleri:
— Yâ İlyas dedi. Gerçekten çok kişileri helak eyledin. Oysa, onlar ran a asî olmuş değillerdi!
O zaman, İlyas (A.S.):
— “Yârabbi, ben yine onların yanına gideyim. İmana davet ede- Tm. Belki putlara tapmaktan geri dönerler!” dedi. Hak Sübhânehu re Teâlâ Hazretleri:
— Yar, onları davet eyle” diye buyurdu, İlyas (A.S.) yine o kavme çitti.
— Ben sizi açlıktan helak eyledim, sizin yüzünüzden bunca vahşi Yayvanları ve kuşlan da yok ettim! Siz bâtıl bir yolda yürüyorsunuz. Eğer dininizin bâtıl olduğunu bilmek dilerseniz putlarınızla çıkın, yeğmur isteyin. Eğer yağmur yağmazsa biliniz ki o sanemleriniz bâtıldır! dedi. O kavim de putlarıyla birlikte sahraya çıktılar. Yalvardılar. yakardılar, fakat çare olmadı. O zaman İlyas (A.S.)’a:
— Sen Allah’a yalvar. Belki o çare verir! dediler. İlyas (A.S.) dua e:tı. Hak Teâlâ Hazretlerine yalvardı.
Hak Celle ve Alâ Hazretleri kendi keremiyle onun duasını kabul oldu.Bu kavim kalkan şeklinde bir bulutun deniz üzerinden geldiğini gördüler.. Bulut ondan sonra dünyayı kapladı. Yağmur yağdırdı. Bunların şehri ve kendileri hayat buldular. Bu kıtlık ve yağmursuzluk  bu kavmin üzerinden gittiği zaman yine o ahdi unuttular. Âsi Tiular. İlyas (A.S.) onların bu halini görünce Hak Teâlâ Hazretlerinin bunların arasından ayrılıp gitmesini diledi. Hak Teâlâ hazretleri:
— Yâ İlyas! Risâleti yerine getirdin. Çâre olmadı. Şimdi Elyesa’ı ,yerine  halife koy. Ben onu İsrailoğullarına halife kıldım. Gör, bak, ben onlara nasıl azap veririm!” dedi. İlyas (A.S.) o kavmin arasından nktı gitti. Hak Teâlâ Hazretleri ona:
— “Başına ne hal gelirse sakın korkma!” dedi.
Anlatanlar demiştir ki: İlyas (A.S.) oradan gidince bir yere vardı. 1 rada dururken bir at geldi. Yüzünde nur vardı. Kanatları da vardı. 0 at İlyas (A.S.)’a:
— Ey Allah’ın nebisi! dedi. Benim üstüme bin. Doğru olarak bil ki Hak Teâlâ Hazretleri beni senin için yarattı.
İlyas (A.S.) bu sözü işitince o atın üzerine bindi. O zaman Elyesa (A.S.):
— Yâ İlyas! dedi. Bana ne buyruğun var? İlyas (A.S.), arkasında: bir kaftan çıkardı. Elyesa (A.S.)’a verdi. O kaftan, onun kendi halifesi olduğuna, İsrailoğullarma, bir nişan bir işaret oldu. Bundan sonra Cebrail (A.S.):
— “Ya İlyas! Melekler gibi nerden dilersen, ister gök yüzünde, ister yer yüzünde, uç!” dedi.
Hak Sübhânehu ve Teâlâ Hazretleri, İlyas (A.S.)’a melekler gir elbise giydirdi. Ondan yemek yemek ve su içmek lezzetini kesti, kıyas (A.S.) şimdiki halde nerede dilerse orada uçar.
Vehb İbn-i Münebbih (R. Anh) dedi ki:
— İlyas (A.S.), karadadır. Nitekim, Hızır (A.S.) da denizdedir. Kûtül Kulûb’da, Ebû Talib-i Mekkî (Allah Rahmet eylesin)’den şöyle nakledilmiştir:
— İlyas (A.S.), bir gün oturuyordu. Azrail (A.S.) ruhunu kabzemeğe geldi, İlyas (A.S.) çok ağladı, sızladı. Hak Sübhânehu ve Teâla Hazretleri Azrail (A.S.)’a:
— “Benim kuluma sor, niçin bu kadar ağlar, sızlar? Bu ne için anlayıştır? Dünya için mi ağlıyor, yoksa benden korktuğu için mi?” de d İlyas (A.S.):
— “Benim ağladığım şundandır ki ben öldükten sonra Allah : r zikri benden gidecek diye korkuyorum. Benim kavmim Allah’ı zikrederken ben zikirden mi kalayım, diye ağlarım” dedi. O zaman Hak Teâlâ Hazretleri ölüm Meleği Azrail’e:
— “İlyas’ın ruhunu kabzeyleme. Çünkü benim için hayat istiyor! Kendi nefsi için değil! Onu bırak, Kıyamet’e kadar yürüsün, dursun* diye buyurdu.
Hızır (A.S.) ile İlyas (A.S.) Maşrık’ta ve Mağrib’de (Doğu’da ve Batı’da) biri denizde, bir karada gezip dururlar. Nerede Allah’ın ism: anılırsa orada bir araya gelirler. (Salavatullahi Aleyhimâ ve selâmuhu.)