Hazret-i İbrahim üçüncü defa Mekke’ye gelişinde de onları buldu, sarılıp öpüştüler. Hasret dindirdiler. Oğlu babasını ağırladı. Babası oğlunda bir kaç gün konukladı. Birlikte Kabe’nin alçak duvarlarını yükselttiler. Bundan sonra bir vahiy geldi. Yüce Allah kendisine Kabe’yi ziyaretin, Haccın farz olduğunu bildirdi.
Yüce Allah ona şu emri buyurmuştu:
— İnsanları Hacca çağır. Onlar yayan veya zayıf develerinin üzerine binerek gelsinler.
Hazret-i İbrahim:
— Yarabbi! dedi. Ben sesimi kimseye işittiremem.
Yüce Yaratandan yine bir nida geldi.
— Sen onları çağır. Sesi işittirmek bana düşer.
O zaman Hazret-i İbrahim yollara çıktı. Mekke halkına Şam’dan gelip Yemen’e, Taife giden kervan halkına:
Ey Hak Teâlâ’nın kulları dedi. Bana Allahü Teâlâ şöyle buyurdu:
«Bütün insanlara Haccı ilân et. Gerek yayan, gerek binek üstünde her ırak yoldan senin katına gelsinler.» (Hac sûresi, âyet: 27)
Ve tekrar tekrar:
— Ey Hak Teâlâ’nın kulları! Mekke’ye gidin. Hac etmeniz farz edildi. Tavaflarınız için bir Kabe kuruldu. Oraya gidiniz. Orada Hacı olunuz! dedi.
Hazret-i İbrahim’in bu çağırışını dinleyen Mekke yolcuları Kabe’ye yöneldiler. İnsanlar dağlar, taşlar, ağaçlar sanki kendi hal dilleriyle:
— Lebbeyke, Allahümme Lebbeyke! Ey Rabbimiz! Canımızın içinden ve imanımızla davetini kabul ediyoruz! diye haccettiler. Hazret-i
İbrahim’in Mekke’ye geldiği ay Zilhicce ayıydı. Bu ayın sekizinci günü geldi. Oğlu İsmail’i yanına aldı:
— Gel İsmail, dedi. Mekke’den çıkalım!.
Birlikte Mekke’den çıktılar yanma müminleri aldılar. Minâ’ya gittiler.
Oradan Arafat’a çıktılar. Hazret-i İbrahim, güneş gök tepesinden batıncaya kadar burada kaldı. Öğle ve ikindi ibadetlerini birlikte yaptılar. Sonra Arafat’taki Vakfe yerine geldi, orada durdu. Hutbede bulundu. (Bugünkü Hac törenlerinde Vakfe yeri olan bu yerde bir imam hutbe okur ve namaz kıldırır.)
Artık güneş batmıştı. Hazret-i İbrahim, İsmail ve yanlarındaki müminler buradan kalktılar. Müzdelife’ye indiler. Burada akşam ve yatsı ibadetleri birlikte yapıldı. Gelenlerin hepsi burada gecelediler. Şafak vakti, tan yeri ağarırken Hazret-i İbrahim müminlerle birlikte sabah ibadetini eda etti, dualarda bulundu. Halkına Haccın tamamlanması için neler yapacaklarını öğretti. Şeytana nasıl taş atılacağını öğretti. Mina’da Kurban yerini gösterdi:
— Buradan Kabe’ye gideceğiz, onu ziyaret edeceğiz! dedi. Tavaf kurallarını onlara öğretti. Tavaf da bittikten sonra Hac farzını yerine getirmiş oldular. Hacılara da:
— Artık herkes yerli yerine dönebilir! dedi.
Sonra İbrahim (A.S.) kurban kesilmesi hakkında Allahü Teâlâ’nın su buyruğunu tebliğ etti:
— “Allahü Teâlâ Hacca gelenler için şöyle buyurdu!” dedi.
«(Hacca gidenler) kendilerinin faydalanmasına şahit olsunlar. Allah’ın adını bilinen günlerde ansınlar, dilsiz hayvanlardan kurbanlıklardan yeyin ve yoksulu ve fakiri doyursun.»
Sonra, kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler, ve Beyt-i Atiyk’i (Kabe’yi) tavaf eylesinler.»
Haccın bütün bu işleri Hazret-i İbrahim’e Cebrail (A.S.)’m öncülüğüyle Yüce Allah tarafından gösterilmişti. Bu Haccın bu şekilde yapıldığını sonra Hazret-i Muhammed (S.A.V.) anlatmıştır.Hazret-i İbrahim Hac farizasını yaptıktan sonra yine Filistin’e karısı Sârâ’nm yanma döndü. Ondan hâlâ Allah’ın vaad ettiği bir erkek evlât bekliyordu…
