Hazret-i İsmail Evleniyor

By | 3 Mart 2015

hazret-i-ismail-evleniyor  Aradan yine yıllar geçti, İsmail daha da büyüdü, gençlik çağına geldi.Şam’a giderken burada konuklamış olan Cürhüm adındaki Arap kabilesi de türemişti. Büyük meşakkatler çekerek çölleri aşan, susuz kalan oğluna su bulmak için Safa ile Merve arasında yedi defa gidip gelerek koşan, en nihayet Kabe’nin yapılması ile ve oğlu İsmail’in büyümesi ile mutluluğa eren Hâcer ana bu dünyaya gözlerini kapamış bulunuyordu. Fakat bu dünyadan bahtiyarca ayrılmıştı! Gözleri, oğlunu bir delikanlı olarak büyümüş, görmüştü.
Annesi ölünce, yalnız kalan İsmail, Mekke’de oturan Cürhümlülerden bir kızla evlendi.
O yıl, Hazret-i İbrahim yeniden Mekke’ye karısı ve oğlunu görmeye gelmişti. HâceFini göremedi. Mekkelilere:
— İsmail’im nerede? diye sordu. Ona:
— İşte, şu evde oturuyor! diyerek İsmail’in yeni evini gösterdiler.
Hazret-i İbrahim gösterilen eve doğru ilerledi. Eve geldi. Fakat İsmail evde yoktu. Yalnız karısı evdeydi. Oğlunun evlendiğini anladı. Kadına:
— Oğlum, nerede? diye sordu. Cürhümlü gelin ona sert bir sesle:
—Ava gitti! diye adeta Hazret-i İbrahim’i azarladı.
— Kızım, misafir kabul eder misin? diye sordu. Yiyecek içecek bir şeyin bulunur mu?
Gelini yine sert bir sesle:
— Benim ne yiyecek, ne içecek hiç bir şeyim yok. Evimde kimsem de bulunmuyor! diye âdeta yaşlı peygamberi azarladı. Hazret-i İbrahim, oğlunun aldığı kadının terbiyesiz ve küstah olduğunu anladı. Yine ona tatlı bir sesle:
— Kocan eve dönünce, kendisine selâm söyle. Beli bükülmüş bir ihtiyar geldi dersin! Kapısının eşiğinin bu hâlde kalmasına gönlü razı olmayarak buradan ayrıldı diye söyle! dedi. Sonra hoyrat gelinin yanından ayrıldı gitti.
Hazret-i İsmail eve gelince, evde babasının kokusunu duyar gibi oldu. Karısı onu karşıladı:
— Bugün bir yabancı geldi. Sana selâm söyledi. Dargın bir yüzle buradan ayrıldı, gitti! dedi. Ve gelen konuğun biçimini tarif etti… Hazret-i İsmail:
— Gelen babamdır! dedi. Babamdı gelen benim! Kapımın eşiği de sensin! Babama yaptığın bu muameleden sonra ben artık seninle yaşamam.
Evimden kalk git! dedi.
Hazret-i İsmail, o günü hemen karısını boşadı. Sonraları yine Cürhümlülerden başka bir kadınla evlendi. Daha mes’ut oldu. Onun bu mutluluğunu ertesi yıl kendisini görmeye gelen babası Hazret-i İbrahim yine İsmal’i evde bulamadı. Yeni geline: .
— İsmail nerede? diye sordu. O da ona şu nâzik cevabı verdi:
— Ava gitti efendim, İnşallah şimdi gelir. Evimize buyur.
Hazret-i İbrahim:
— Siz ne gibi yemekler yer içersiniz? dedi.
Yeni gelin:
— Et ve süt efendim, diye cevap verdi. İbrahim’e et ve süt sundu.

Hazret-i İbrahim, o zaman:

— Ey Yüce Rabbim, diye dua etti. Bunların et ve sütlerini sen bereketli kıl diyerek bu duayı üç kere tekrar etti. Rivayetlere göre Hazret-i İbrahim’in ikinci gelini ona et ve süt yerine ekmek, buğday veya hurma sunsaydı Mekke dünya yüzünde en bol buğday, en bol arpa, en bol hurma yetiştiren bölge olurdu.
Yeni gelini Hazret-i İbrahim’in başım yıkamak için:
— Buyur da başınızı yıkayayım, demişti.
Hazret-i İbrahim de şimdi “Makamı İbrahim” denilen yere ilerledi.
Sevimli gelin su getirmiş, onu sağ tarafına çevirmişti. Hazret-i İbrahim de ayağı ile bu makam taşının üzerine basmış, taşın üzerinde ayağının izi kalmıştı. Gelini onun başının sağını yıkadıktan sonra kendisini sol tarafa çevirdi. Hazret-i İbrahim’i makamın sol hizasına getirdi ve sol tarafını yıkadı. İhtiyar baba rahatlamış, temizlenmişti. Gelinine döndü, ona:
— Allah’a ısmarladık kızım, diye veda ederken, dedi ki:
— Kocan eve gelince, benim iyi kalpli kızım, kendisine benden selâm söyle. Kapısının eşiğinden mutlandım, artık o eşiği değiştirmeyin! dedi, yeni gelinin yanından ayrıldı.
Akşam olunca, Hazret-i İsmail Kabe dışında avlanmaktan geri döndü. Çünkü Kabe’ye yakın yerlerde avlanmak haram edilmişti. Evine gelen İsmail, evde yine babacığının kokusunu duydu. Bu mis gibi kokuyu genizlerine çekti. Baba hasreti, şimdi bir daha yüreğini yakmıştı. Karısına:
— Buraya biri mi geldi? diye sordu.
O da:
— Evet, dedi. İnsanların en güzel yüzlü, en hoş kokulu olanı, en sevgili bir ihtiyarı geldi. Senin için kapısının eşiğinden mutlandım. Bu eşiği değiştirmesin! dedi. Sonra ben onun başını yıkadım. İşte şurada, makamda onun ayağının izi var! dedi.
İsmail:
— O ihtiyar sana bir şey söyledi, bir vasiyette bulundu mu? diye sordu. Karısı:
— Bulundu dedi. Kapı eşiğinin değiştirilmemesini buyurdu. Hazret-i İsmail babasının geldiğini anlayarak görüşemedikleri için üzüntü duydu. Ama yeni karısı için söylediği mutlu sözlerden gönlüne çok sevinç yayıldı.
r.urma sunsaydı Mekke dünya yüzünde en bol buğday, en bol arpa, en bol hurma yetiştiren bölge olurdu.
Yeni gelini Hazret-i İbrahim’in başını yıkamak için:
— Buyur da başınızı yıkayayım, demişti.
Hazret-i İbrahim de şimdi “Makam-ı İbrahim” denilen yere ilerledi.
Sevimli gelin su getirmiş, onu sağ tarafına çevirmişti. Hazret-i İbrahim de ayağı ile bu makam taşının üzerine basmış, taşın üzerinde ayağının izi kalmıştı. Gelini onun başının sağını yıkadıktan sonra kendisini sol tarafa çevirdi. Hazret-i İbrahim’i makamın sol hizasına yetirdi ve sol tarafını yıkadı. İhtiyar baba rahatlamış, temizlenmişti. Gelinine döndü, ona:
— Allah’a ısmarladık kızım, diye veda ederken, dedi ki:
— Kocan eve gelince, benim iyi kalpli kızım, kendisine benden selâm söyle. Kapısının eşiğinden mutlandım, artık o eşiği değiştirmesin! dedi, yeni gelinin yanından ayrıldı.
Akşam olunca, Hazret-i İsmail Kabe dışında avlanmaktan geri ¿öndü. Çünkü Kabe’ye yakın yerlerde avlanmak haram edilmişti. Evine gelen İsmail, evde yine babacığının kokusunu duydu. Bu mis yibi kokuyu genizlerine çekti. Baba hasreti, şimdi bir daha yüreğini yakmıştı. Karısına:
— Buraya biri mi geldi? diye sordu.
O da:
— Evet, dedi. İnsanların en güzel yüzlü, en hoş kokulu olanı, en sevgili bir ihtiyarı geldi. Senin için kapısının eşiğinden mutlandım. Bu eşiği değiştirmesin! dedi. Sonra ben onun başını yıkadım. İşte şurada, makamda onun ayağının izi var! dedi.
İsmail:
— O ihtiyar sana bir şey söyledi, bir vasiyette bulundu mu? diye sordu. Karısı:
— Bulundu dedi. Kapı eşiğinin değiştirilmemesini buyurdu. Hazret-i İsmail babasının geldiğini anlayarak görüşemedikleri için üzüntü duydu. Ama yeni karısı için söylediği mutlu sözlerden gönlüne çok sevinç yayıldı.