Monthly Archives: Şubat 2015

Al Quran Digital

Kuran-ı Kerim’in aslı Allah’ı Teala tarafından korunduğu için kesinlikle değiştirilemez. Kuran’ın değiştirilememe özelliği hem Kuran’ın mucizelerinden biridir hem de kutsal kitap olmasının özelliklerindendir.

Kuran’ın yazılış biçimi müslüman ülkelere göre değişiklik gösterebilir. Al Quran Digital Kuranlarda bu tarz farklı yazılan Kuran-ı Kerim’ler arasında sayılmaktadır.

Al Quran Digital Kuranları iki grupta inceleye biliriz. Bunlardan birincisi Al Quran Digital Kuran kalem setleridir. İkincisi ise Al Quran Digital sesli Kuran-ı Kerim‘lerdir.

al-quran-digitalAl Quran Digital Kuran Kalem setleri özel olarak hazırlanmış ve basılmış Kuran-ı Kerim’in üzerine tutulup çalışan yine özel yapım dijital kalemlerden oluşmaktadır. Bu dijital kalem özel basım Kuran’ın üstünde hangi sayfaya ya da ayete tutulursa orasını okur. Yine okuma hızını, okuyan hafızı yada ses yükseklik seviyesini Al Quran Digital Kuran kalem sahibi kendisi belirleyebilir. Ayrıca Al Quran Digital Kuran kalem setleri ile bilinmesi gereken diğer önemli bir husus ise Kuran kalem seti içinde ki dijital kalemin sadece sette bulunan Kuran ile çalıştığıdır. Herhangi bir Kuran’a tutulduğu zaman dijital kalem çalışmaz.

al-quran-digital-Al Quran Digital sesli Kuran ise farklı bir dijital Kuran’dır. Sesli Kuran’ın çalışması için İphone, Android ve Windows İşletim Sistemli cep telefona sahip olunmalıdır ve cep telefonunuza İnigma QR Kod Uygulamasını indirip yüklemeniz yeterlidir.

Al Quran DigitalKalem Kuran seti ve Sesli Kuran-ı Kerim çeşitlerini www.ihvan.com.tr online alış veriş mağazasından temin edebilirsiniz.

Tecvidli Kuran Satın Al

Müslümanların kutsal kitabı olan Kuran-ı Kerim‘in her müslümanın gerek evinde gerekse bulunduğu mekanda bir tanesi olması gerekmektedir.

Kuran okumayı öğrenmeye başladığımız yaştan itibaren kendimize bir adet Kuran almamız şarttır.

tecvidli-kuran-satın-alKuran alırken bazı hususlara dikkat etmeliyiz. Bunlardan biriside Tecvid ile yazılmış Kuran’dır. Tecvid Kuran’ı Kerim’i tam manası ile okumamızı ve akıcı bir şekilde okumamızı sağlayan kurallar topluluğudur.

Kuran öğrenirken tecvidli Kuran okumayı öğrenmeliyiz yine Kuran satın alırken Tecvidli Kuran Satın Almaya dikkat etmeliyiz.

Tecvidli Kuran Satın Alırken ayrıca tecvidlerin tam olarak farkedilebilmesi için tecvidlerin renkli yazıldığı Kuran-ı Kerim satın alırsak daha kolay Kuran okuruz.

Tecvidli Kuran Satın Alırken bunu dışında kolay okunan hatla yazılmış Kuran’larında özellikle Kuran okumaya yeni başlayanlar tarafından daha kolay okunduğunu göz önünde bulundurmalıyız.

tecvidli-kuran-satın-al-Tecvidli Kuran Satın Alan kişinin eğer görme sorunu varsa harfleri daha iri yazılmış Kuran’ları tercih ederse harfleri daha iyi görüp kolay kuran okur.

Tecvidli Kuran Satın Almaya niyetlenmiş kişi Kuran’larda ki Arapça metin yanında Türkçe mealinde bulunduğu Kuran aldığı takdirde Kuran-ı Kerim’in hem Arapçasını hem de akabinde Türkçe mealini hemen okuyup, okuduğunu anlar ve daha çok ecir sahibi olur.

Tecvidli Kuran Satın Almak isteyenler her türlü Kuran-ı Kerim basımının bulunduğu www.ihvan.com.tr online alış veriş sitesini incelemeyi ihmal etmemelidirler.

Bebek Mevlüt Süsleri

Çağımızda her ne yapılıyorsa yapılsın yada her ne giyiliyorsa giyilsin süslü olmasına dikkat edilmektedir. Özellikle bayanlar süslü olan her şeyi çok sevmektedirler. Aldıkları eşyanın ilk önce süslemelerine dikkat etmektedirler. Oturdukları evi ellerinden geldiğince süslemeye özen göstermektedirler.

bebek-mevlüt-süsleri-Süs hayatımızın her alanına kendini belli eder decede girmiş bulunmaktadır. Örneğin bebek mevlüt cemiyetleri eskiden sıradan kendi halinde sade sessiz sedasız yapılan cemiyetler iken artık günümüzde nerdeyse düğün kadar, sünnet kadar önemli bir cemiyet olmuştur.

Hal böyle olunca Bebek mevlüt süsleride ayrı bir önem kazanmıştır. Durumun daha iyi anlaşılması için karşılaştırma yaparsak şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Eski bebek mevlütleri evde yapılır hazırlık olarak sadece ev temizlenirdi. Şimdi ise bir çok kişi Bebek mevlüt cemiyetlerini özel toplantı salonlarında, vakıflarda, kültür merkezlerinde yapmayı tercih etmektedirler. Eğer evde mevlüt yapılıcaksade ev temizlenir, özel bebek odası hazırlanır ve Bebek mevlüt süsleri ile süslenmektedir.

bebek-mevlüt-süsleriEskiden bebek mevlütünde hem anne hem bebek sıradan yeni ve temiz  kıyafetler giyerken günümüzde abiyeyi andıran süslü tüllü elbiseler giymeyi tercih etmektedirler.

Önceden yapılan Bebek mevlüt cemiyetlerinde yiyecek ikramının yanında tülbent hediyesi dağıtılırdı. Şimdi ise yiyecekler hem tatlı, hem tuzlu hem içecek hemde özel tasarım Bebek mevlüt süsleri ile süslenmiş bebek şekeri dağıtılmaktadır. Ayrıca gelen misafirlere çok farklı çeşit çeşit havlu, magnet, anahtarlık, çerçeve gibi hediyeler yine Bebek mevlüt süsleri ile süslenerek dağıtılmaktadır.

Bebek mevlüt süslerini ve çeşitlerini www.ihvan.com.tr online alış veriş sitesinden temin edebilirsiniz.

www Korunmussir Com

Cübbeli Ahmet Hocanın bütün kitaplarından müslüman din kardeşlerimiz okudukça çok fayda görmektedirler. Gerek islam ilmihali şeklinde yazılmış kitapları gerek ehli sünnet üzerine yazılmış kitapları gerekse dua kitapları ve salavatı şerife kitapları her müslümanın okuması muhakkak tavsiye edilen nadide kitaplar arasında sayılabilmektedir.

www-korunmussir-comCübbeli Ahmet Hocamız hiç durmadan müslüman din kardeşlerine fatdalı olmak için dini kitaplar ve eserler hazırlamakta bu yolda amacına ulaşmak için gecesini gündüzüne katmaktadır.

Bu gayreti ve çalışmaları sonucunda Cübbeli Ahmet Hoca Efendi en çok sevilen hocalarımızdan olup eserleri ve kitapları bir çok müslüman tarafından rehber olarak okunmak için tercih edilmektedir.

Cübbeli Ahmet Hocanın çok sevilen ve faydalanılan eserlerinden biriside şüphesiz Korunmuş Sır Kitabı ve Korunmuş Sır Muskasıdır. www korunmussir com sitesinde kolaylıkla bir tıkla ulaşabileceğiniz bu eserler, kullanıcıları tarafından faydalanılmış ve tavsiye edilen kitaplardandır.

www.korunmussir.com-www korunmussir com sitesinden Korunmuş Sır Kitabını araştırabilir ayrıca Korunmuş Sır Muskasınıda inceleyebilir, faydalarını tek tek öğrenebilirsiniz.

Eğer Korunmuş sır muska ve Korunmuş Sır kitap seti almak istiyorsanız evinizden çıkmadan bir tıkla www korunmussir com sitesinden sipariş verebilir, kapıda ödeme ve uygun fiyat ayrıcalıkları ile hızlı kargo imkanı ile Korunmuş sır setine sahip olabilirsiniz.

Kuran Öğrenme Programı

kuran-öğrenme-programıKuran öğrenme eskiden sadece cami hocalarına yaz kursları döneminde gidilerek yada mahalleden, komşulardan, aile büyüklerinden Kuran bilen kişilerden dersler alarak oluyordu. Tabi bu şekilde yapılan Kuran öğrenme işeminden ne kadar verim alınıyordu yada ne derece tam olarak Kuran okuma öğreniliyordu tartışılır.

Yaşadığımız bu dönemde ise Kuran öğrenme konusuda teknolojinin ilerlemesi sayesinde farklı farklı metodlarla yapılabilmektedir. Bu metodlardan en çok kullanılanı ve tercih edileni Kuran öğrenme programı ile Kuran öğrenmedir.

Kuran öğrenme programı nedir? Kuran öğrenme programı ne işe yarar ? Kuran öğrenme programını kimler kullanabilir ?

Eğer aklınızda bu tarz sorular varsa kısa kısa bilgilerle sorularınızı cevaplayıp sizleri bilgilendirmek isteriz.

Kuran öğrenme programı müslümanların en kolay şekilde Kuran öğrenmesini saplamak için geliştirilmiş bir bilgisayar programıdır.

Kuran öğrenme programı, Kuran-ı Kerim öğrenmek için lazım olan kuran-öğrenme-programı-derslerin tamamının bir bilgisayar programına ehil kişilerce kaydedilmesine denir. Örnek olark bu derslere harf dersleri, cezm dersleri, mahreç dersleri, şedde dersleri, kalkale dersleri ve mahreç derslerini verebiliriz.

Kuran öğrenme programını tablete, bilgisayar, akıllı telefonlara veya laptoplara yükleyen ve bu eşyaları kullanmasını bilen herkes kullanabilir.

Kuran öğrenme programı ve aynı görevi gören Kuran hatim setleri, Kuran öğretici setleri www.ihvan.com.tr anline alış veriş mağazasından temin edebilirsiniz.

 

 

Akıllı Seccade Kanal 7

Akıllı seccade namaz kılmayı 7 den 70′e her müslümana en kolay şekilde namaz kılmayı öğretmek amacı ile tasarlanmış önemli bir seccade çeşididir. Akıllı seccade namaz kılmayı öğretmenin yanında namaz kılmayı kulaktan öğrenenlere tam manası ile namaz kılmayı ve eksikleri gidermeyide öğretir. Ayrıca Akıllı seccade yanında gönderilen kulaklık aparatları sayesinde Akıllı seccade kullanıcıları namaz kılmayı öğrenmenin yanında namaz dualarını, namaz surelerini, namaz tesbihlerini, ezan okumayı, ezandan sonra okunan ezan duasını okumayıda en kolay şekilde öğrenebilirsiniz.

akıllı-seccade-kanal-7Akıllı seccade kanal 7 de başta olmak üzere bir çok televizyon kanalında reklamları yayınlanmakta ve satışı yapılmaktadır. Akıllı seccade kanal 7 reklamlarında akıllı seccadenin kaç parça üründen oluştuğu, akıllı seccadenin ne amaçla üretildiği, akıllı seccadeyi hangi yaş gruplarının kullanabileceği, akıllı seccadenin kullanım detayları, akıllı seccadeyi çalıştıran mekanizma ve akıllı seccade fiyatı tanıtılmaktadır.

akıllı-seccade-kanal-7-Akıllı seccade kanal 7 reklamları ile diğer kanalların reklamları ve online alış veriş sitelerin internet üzerinden yayımladığı tanıtım videoları ile tüm Türkiye‘de ve diğer yurt dışı ülkelerinde müslümanlar tarafından tanınmış, beğenilmiş, faydaları öğrenilmiş ve bunun sonucunda kullanılmaya başlanılmıştır.

Akıllı seccade kanal 7 de gösterilen modelini ve diğer bir çok modelini www.ihvan.com.tr online alış veriş sitesinden ayrıntılı bir şekilde inceleyebilir ve isterseniz hemen sipariş verip satın alabilirsiniz.

2015 Kutlu Doğum Hediyeleri

2015 yılı Kutlu Doğum haftası için hazırlıklar nerdeyse tamamlanmıştır. Ortalama 1 ay gibi kısa bir süre kalınan 2015 yılı Kutlu Doğum Haftası için özellikle kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör kuruluşlarının hazırladıkları etkinlik programları hazırlıkları tam hızla devam etmektedir.

2015-kutlu-doğum-hediyeleri2015 yılı Kutlu Doğum haftası etkinliklerinin hazırlıklarının bir çok aşaması tam olarak tamamlanmıştır. Bu aşamalardan birincisi gerekli bütçeyi sağlamaktır. Bütçe hazırlandıktan sonra etkinliği düzenleyen kurumun 2015 Kutlu Doğum Haftası kurulunca etkinliğin düzenleneceği mekan seçilmiştir. 2015 Kutlu Doğum etkinliğinin içeriği oluşturulmuştur. Etkinlik kapsamında etkinliği yönlendirecek sunucular ve içerik konuşmasını yapacak özel konuklarda ayarlanmıştır.

Şu zaman diliminde ise 2015 yılı Kutlu Doğum Haftası etkinliğine davet edilen konuklara dağıtılacak 2015 Kutlu Doğum Hediyeleri seçimi ile uğraşılmaktadır.

2015-kutlu-doğum-hediyeleri-2015 Kutlu Doğum Hediyeleri için örnek teşkil edecek hediyeliklerden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz;

Kutlu Doğum Haftasına Özel Baskılı Balo

Gül Rozeti

Gül Kokulu Gül Kartelası

Peygamberimizin Kimliği – Hazreti Muhammed Nurani

Gül Kokulu Gül Kartela+Efendimizin Kimlik

Gül Magnet

Rahmet Pınarı Lokumlu Hediyelik

Gül Hayat Peygamberimizin

Gül Demeti 40 Hadis Albümü Gül Kokulu

Gülce – Güllerin Efendisinden Öğütler

Gül Ağacı 40 Hadis Albümü Gül Kokulu

Damla Damla 40 Hadis Pencereli

Örnek olsun diye sıraladığımız 2015 Kutlu Doğum Hediyeleri bu çeşitlerini ve daha fazla 2015 Kutlu Doğum Hediyeleri çeşitlerini www.ihvan.com.tr online alış veriş sitesinde bulabilirsiniz. Ayrıca toplu 2015 Kutlu Doğum Hediyeleri satışlarında firmamızın size özel indirimli fiyatlar uygulayacağını 2015 Kutlu Doğum Hediyeleri alımına karar vermeden önce görmenizi tavsiye ederiz.

Sara Hastalığının Sebepleri Nelerdir ?

Sara Hastalığının Sebepleri Nelerdir ?Sara Hastalığının Sebepleri Nelerdir ?

Bedenin tüm faaliyetlerini beyinde bulunan milyarlarca hücre yönetir. Hücreler, elektrik ağı üzerinden düşük düzeyde elektrik akımı ile sürekli birbirlerine sinyal gönderirler. Sara hastalarında hücrelerden bazıları ola­ğanüstü yüksek boyutta enerji akımı üretir ve çevresindeki beyin bölgele­rini etkileyerek, hastanın farklı tiplerde epilepsi nöbeti geçirmesine yol açar.

Epilepsi nöbetleri, bebeklerde ortaya çıkan ateşli havaleden, kısa dalma nöbetleri ve kısa süreli bayılmalara kadar çok farklı şekillerde görülebildiği gibi, bilinç kaybı, el ve ayaklarda kasılma, ağızdan köpük gelmesi ve idrar kaçırma gibi klasik nöbetler şeklinde de görülebilir.

Sara ya yol açan bazı nedenler

  •  Beyinde doğuştan gelen yapısal özellikler,-
  •  Beyinde büyüyen, damarları sıkıştırıp kan dolaşımını ve elektrik akı­mını bozan tümörler,
  •  Beyin ameliyatları sonucu oluşan kan dolaşımı ve elektrik akımı bo­zukluğu,
  •  Beyin damarlarında oluşan ve buradaki kan dolaşımını kısıtlayan bo­zulma ve daralma,
  •  Beslenme bozukluğu, hazımsızlık, kabızlık ve mide hastalıkları sebe­biyle makatta akupunktur noktaları üzerine oluşan baskı,
  •  Çocuklarda beslenme bozukluğu, hazımsızlık ve kabızlık sebebiyle geçirilen havaleler,
  •  Anne sütü alamayan veya erken yaşlarda yoğun aspirin (salisilatlar) kullanan çocuklarda böbreklerin yeteri kadar gelişememesine bağlı olarak, titreme şeklinde ortaya çıkan epilepsi nöbetleri.
  • Safra kesesi, karaciğer, dalak, idrar yolları ve mide hastalıkları sara nö­betini tetikler. (“Havale” bölümüne bakınız.)

Öneriler

  • Saranın genel tedavisi “Havale” tedavisi gibidir. İlave olarak 3günlük açlıklar bittikten 1 ay sonra 10 günlük açlık yapılır. Bazı durumlarda 10 günlük açlığı 3-5 defa tekrarlamak gerekir.

Sara tedavisinde ağızdan alman bitkisel ilaçlar

  • Sinirliot: Her ilkbahar taze yaprakları yemeklere konur. Kışın 40gün boyunca hergün 1 kahve kaşığı kuru sinirliot ufalanarak suyla yutulur,- PBeşparmakotu: 30gün boyunca hergün 1kahve kaşığı öğütülerek suy­la veya bal şurubuyla içilir,- PBostanbozan, gelinsaçı (Cuscuta epithimum): Günde 7-14gram la­vanta ve bal şurubu ile içilir.
  • Kişniş otu (tohumu da olabilir): Yemekle birlikte yemek, sindirim sis­teminde yemeklerin bozulmasıyla ortaya çıkan ve sara krizine neden olan toksinleri nötralize eder.
  • Kantaron çiçeği: Taze öğütülmüş 6 gr. kantaron çiçeğini bal şurubu ile içmek, sara nöbetlerini önler. Bu işlem, 3 ayda bir 2 haftalık kürler halinde yapılabilir.
  • Günlük, propolis veya damla sakızı: Çiğnemek beyinden toksinleri çekerek nöbetleri önler.
  • Deniz soğanı, ada soğanı (Urgenia maritima): Bir tane orta boy de­niz soğanı ince kesilir ve 500 gr. suyla kısık ateşte 3 dakika kaynatılır. Soğuyunca süzülür ve günde 50 gr. alınarak bal şurubu ile yudum yu­dum içilir. Her 10 günde bir yeni bir porsiyon hazırlanarak 41 gün iç­meye devam edilir.

Veya

  • 4 adet orta boy deniz soğanı ince kesilir, bir litre doğal sirkede 7 gün bekletilip süzülür. 41 gün boyunca hergün 200 gr. bal şerbetine 30 gr. katarak içmek sara hastalığına iyi gelir.

İçilen ve burna çekilen ilaçlar

  • Titrek kavak, ak kavak: Tohumlan pamukçuklarıyla beraber öğütüle­rek elenir ve 30 gün boyunca hergün burna çekilir. Aynı zamanda her gün suyla 1 kahve kaşığı içilir. Ayrıca ağacın reçinesi suda eritilerek veya taze öğütülerek burna çekilebilir,
  • PKakule: İnce öğütülüp elenerek burna çekilir,
  •  Propolis + mayoran suyu: Propolis, mayoran suyu ile eritilip burna çe­kilir,
  •  Lübnan Sediri: Bir yılını doldurmamış taze reçine suda eritilerek bur­na çekilir. Meyveleri veya yapraklan öğütülerek günde 2 defa suyla birer kahve kaşığı yutulur,
  • Hiltit (Ferula assafoetida): Reçinesi kurutulup öğütülerek burna çe­kilir veya eritilip kafaya sürülür ya da içilir,
  • Sığır kuyruğu otu: Kökleri veya yaprağı toz haline getirilerek sabah- akşam 1 kahve kaşığı yutulur veya burna çekilir,
  • Mayoran: Suyu burna çekilir veya yaprakları toz haline getirilerek yu­tulur,
  •  Ağaç mantarı (Polyporus officialis): Taze mantarın suyu burna çeki­lir veya iki hafta boyunca her gün sabah-akşam birer çay kaşığı kuru mantar suyla yutulur. Beyaz ve kolay ufalanan mantar en iyisidir.
  •  Kırlangıç otu: Suyunu burna çekmek veya burun içini ıslatmak, be­yinde toplanan atıkların koyu bir akıntıyla akmasını sağlar. Ayda 1-2 defa birer haftalık kürler halinde kullanılabilir.

Aşağıdaki acı kavun tedavisi yılda bir defa yapılabilir

  • Bir ölçü acı kavun suyu + bir ölçü su veya süt karışımı avuç içine dö­külür ve başı öne doğru eğerek, genize kadar bir defa çekilir. 3-4 sani­ye bekledikten sonra bırakılır. 2-4 saat sonra hapşırma ve şiddetli bir şekilde burun akıntısı başlar. Akıntı bir kaç gün sürebilir.

Bir hafta sonra

  • Bir ölçü acı kavun suyu, bir ölçü zeytinyağı ile karıştırılır ve badem­ciklere sürülür. Bu işlem sinüslerden ve beyinden iltihap ve balgamı sö­ker. Geniz akıntısını artırarak beyni temizler.

Bir hafta sonra

  • 2 çorba kaşığı öğütülmüş ısırganotu tohumu + 1 çorba kaşığı öğütül­müş çemenotu (boy otu) tohumu + 3 çorba kaşığı yeni sıkılmış ve sü­zülmüş acı kavun suyu veya 5 çorba kaşığı acı kavun yaprağı suyu + 200 gr. bal iyice karıştırılır ve günde 3 defa l’er tatlı kaşığı içilir. Mü­kemmel bir şekilde balgam söktürür,- akciğerleri, böbrekleri ve karaci­ğeri temizler.

Sara tedavisinde kullanılan hayvansal ilaçlar

  • Kır kaplumbağasının ödü burna çekilir,
  • Yaban tavşanı eti yenir, kurutulmuş yaban tavşanı işkembesi sirke ile içilir, tavşan ödü burna çekilebilir (özellikle kan grubu “B” olanlar için);
  • Keklik ödü burna çekilir, kurutulmuş ve yeni öğütülmüş keklik kara­ciğeri hergün suyla bir tatlı kaşığı yutulur,
  • Kurutulmuş deve beyni ezilerek sabah-akşam suyla birer tatlı kaşığı içilir,-
  • Doğal peynir mayası (şirden) yani buzağı, kuzu, koyun, deve yavru­larının midelerinin iç doku tabakası kurutulur ve hergün taze döverek suyla 1 tatlı kaşığı içilir.

Beyin, kafa derisinde kaşıntı, sedef, yara, hapşırma, gözyaşı, burun akın­tısı, geniz akıntısı, kulak akıntısı ve kulaklar arkasındaki yaralar vasıtasıyla temizlenir. Bu sebeple burna, hapşırma ve akıntıyı artıran ilaçlar çekmek, kulağa akıntıyı artıran ilaçlar damlatmak, damağa ve bademciklere geniz akıntısını artıran ilaçlar sürmek, saçları sık taramak ve tarağın tahta, kemik gibi doğal bir maddeden olmasına dikkat etmek gerekir.

Sara tedavisinde kafa derisine sürülen ilaçlarla beynin mizacı düzeltilir. Mide, karaciğer ve böbreklerin düzgün çalışması sağlanarak, krize neden olabilecek toksik madde üretmelerine engel olunur. Hacamat, sülük ve ku­pa çekme yoluyla toksik madde ve tıkanıklıklar doğrudan dışarı atılır.

Ilık su, taze veya doğal kurutulmuş incir, yabani kekik çayı, ay taşından kolye (hacar al kamar, selenit), ılık suyla yıkanmak, çok yürümek, ayaklara sık masaj yapmak, salıncakta sallanmak, hapşırmak, kafayı kaşımak, haca­mat yaptırmak, sülük koymak,- kafa derisine zeytinyağı ve sarı kantoron yağı sürmek ve saçları sık taramak sara nöbetlerini azaltır.

Sıcak su içmek ve sıcak suyla yıkanmak, güneşe ve kuvvetli ışığa bak­mak, şiddetli rüzgara maruz kalmak ve süratli giden açık arabada bulun­mak, güneş doğarken veya batarken uyumak, uykudan önce yemek yemek, katkılı yiyecek-içecekler tüketmek, yemekten sonra meyve yemek, karışık yemek, az çiğnemek, kabızlık, kimyasal maddeler ve tıbbi ilaçlar kullanmak sara nöbetlerine yol açar.

Nörolojinin Sebepleri Nelerdir ?

Nörolojinin Sebepleri NelerdirNörolojinin Sebepleri Nelerdir ?

6 ay-5 yaş arası çocuklarda, ateş ile beraber ortaya çıkan nöbetlere ha­vale denir. Havale vakalarının büyük çoğunluğu, yüksek ateş sonrası hava­le ve ardından orta kulak iltihabı, kulak arkasında yara veya çıban, ya da bademciklerin şişmesi şeklinde seyreder. Havale, ateşlenmeden itibaren ilk 24 saat içinde görülür ve hastalık sürecinde 2-3 defa tekrarlayabilir. Nö­betler, ani huzursuzluk, korku, kısa süre tutarsız konuşma, hıçkırık, kusma, kısa dalma nöbetleri, başını duvara vurma, kısa süreli baygınlık gibi basit nöbetlerden, bilinç kaybı, el ve ayaklarda kasılma, ağızdan köpük gelmesi gibi komplike nöbetlere kadar farklılık gösterebilir.

Havale geçiren çocukların epilepsi ve diğer nörolojik hastalıklara yaka­lanma riski basit havale geçirenlerde % 1 -2, komplike havale geçirenlerde ise %8′dir.

Modern tıp yüksek ateşi ve havaleyi önlemek için yoğun ve düzenli ola­rak ateş düşürücü önerir. Ancak ateş düşürücülerin ne ilk nöbeti ne de nö­betin tekrarlamasını önleyemediği tesbit edilmiştir. Basit nöbetler bile dı­şarıdan korkutucu görünebilir ve ailede paniğe sebep olabilir. Ailenin pani­ğinden etkilenen doktor gerekli görmese bile çocuğa havaleyi önlemek için antiepileptik ve ateş düşürücü (Devamlı Antikonvülzan Profilaksi) öner­mek zorunda kalır.

Antiepileptik ve ateş düşürücü tedavi en az 2 yıl ya da çocuk 5 yaşına gelene kadar devam eder. Ancak antikonvülzan ilaçlar epi­lepsi riskini ortadan kaldırmaz, sadece nöbetlerin tekrarlamasını azaltabilir ve yalnız kullanıldığı sürece etkili olabilir, tam tersine nöbetleri artırabilir de. Yani bu “tedavi’nin hiçbir tedavi edici özelliği yoktur.

Tedavi edici özelliği olmayan bu ilaçların zararlarını görmek için en sık kullanılan Antikonvülzan Profilaksi ilaçlarının yan etkilerine göz atalım:

Fenobarbital: Tedavi sırasında hiperaktivite, davranış değişiklikleri, öğ­renme güçlüğü ve entellektüel kayba neden olur. (IQ’da yaklaşık 7 puanlık gerileme)

Valproik asit: Nöbetin tekrarını önlemede etkindir ancak pankreasın ve kan üretiminin bozulmasına, ölümcül hepatite, glomerülonefrite ve bebek­lerde tanımlanamayan metabolik hastalıklara sebep olabilir.

Nöbetleri azaltma karşılığında bu kadar ağır bir bedel ödemeyi göze alanlar bu konuyu bir daha gözden geçirmelidir. Antikonvülzan Profilaksi’nin zararları sadece bu ilaçların yan etkileri ile sınırlı değildir. Zararın bü­yüklüğünü görmek için öncelikle havaleye yol açan sebepleri anlamaya ça­lışmak gerekir.

Havaleye yol açan sebepler

  •  Anne karnındaki bebekler beyindeki fazla nemi ancak biyolojik do­ğum zamanı geldiğinde dışarı atar ve gereken kuruluk ancak o zaman sağ­lanabilir.
  • Sezaryen ile dünyaya gelen bir bebek ise, henüz doğuma hazır ol­madığından beynindeki nem fazlalığını atamaz ve beyin gereken kuruluğa ulaşamaz.
  • Bebeğin bağışıklık sistemi, beyindeki nemi kurutmak için, ateşi yükseltmek zorunda kalır.
  • Beyin ancak, yüksek ateşle gerekli kuruluğa ula­şabilir. Bu durumda bebeğe her ateşi çıktığında ateş düşürücü verilirse, be­yindeki sıvı dengesizliği giderilemediği için ateşlenme son bulmaz ve be­bek periodik olarak ateşlenmeye devam eder.

İstatistiklere göre bugün Türkiye’de her iki bebekten biri biyolojik do­ğumun gerçekleşmesi gereken tarihten 2-3 hafta evvel, planlı olarak ameli­yatla alınmaktadır.

  •  Normal doğumu hızlandırmak için suni sancı (synpitan) uygulanmış­sa, bebeğin beyni gerekli kuruluğa ulaşmamış olabilir. Bu durumda, suni sancının ne zaman verildiği önem kazanmaktadır. Doğumun ilk evresinde verildiyse, bebeğin beyni hazır olmadan doğum gerçekleşmiş, yani bebek ateşli hastalıklara yatkın olarak doğmuştur. Doğumun son evresinde veril­mişse, bebeğin beyni doğuma hazırdır. (“Sezaryenle Doğum” ve “Dikkat Eksikliği Sendromu” bölümüne bakınız.)
  •  Ayrıca suni sancı, önce bazı komplikasyonlara, sonra da sezaryene se­bep olabilir. Suni sancıdan sonra sezaryene alınan kadınlarda zarar aneste­zi ilaçlarıyla beraber iki katma çıkar. Bu ilaçlar, anneyle beraber bebeğin de beynini tahriş eder, dokularda depolanır. Otistik ve hiperaktif çocukların büyük çoğunluğu sezaryenli çocuklardır. (“Dikkat Eksikliği Sendromu” ve “Otizm” bölümüne bakınız.)
  •  Birçok anne şu veya bu sebeple çocuğunu emzirmez. Bebeklerin bü­yük çoğunluğu doğumdan hemen sonra veya birkaç hafta sonra mama ile beslenmeye başlar. Hazır mamalar, süt tozu, sentetik protein, sentetik en­zim, aroma, titanyum dioksid, koruyucu ve benzeri katkı maddeleri içerdi­ği için, sindirmek mümkün değildir. (“Süt” ve “GMO” bölümlerine bakı­nız.) Sindirilemeyen mamaların kalıntıları doku ve damarlarda birikerek tı­kanıklıklar oluşturur, organ gelişimini, özellikle böbrek ve kemik dokusu gelişimini olumsuz etkiler.
  •  Anne sütü ile beslenen çocuklara da çoğu zaman 3. aydan itibaren ek besin verilir. En çok kullanılan ek besin bebe bisküvisidir.

Bebe bisküvisinin içindekiler

Buğday unu (mutlaka katkılıdır): Bu, doğal buğday değil, genetiği değiş­tirilmiş İtalyan buğdayıdır. GM buğday asla sonuna kadar sindirilemez, ka­lıntıları dokularda ve damarlarda birikir, damarları tıkar. Bu tıkanıklıklar ha­vale için zemin oluşturur. (“Ekmek” ve “GMO” bölümlerine bakınız.)

Tatlandırıcılar (fruktoz şurubu, inülin-oligofruktoz, bal tozu): Bunların hepsi GM ürünlerdir ve diyabete sebep olur. (“Diyabet” ve “Bal” bölümleri­ne bakınız.)

Vitaminler (A, C, D3, E, Bl, B2, B6, B12, niasin, pantotenik asit, folik asit, biotin): Bu vitaminler rekombinant DNA ve nanoteknoloji yöntemiy­le üretilmiştir ve rekombinant DNA ilaçlar gibi tehlikelidir (“Tıbbi İlaçlar”, “Bağışıklık Sistemi” ve”GMO” bölümüne bakınız.)

Mineral premiksi (kalsiyum, fosfor, çinko, bakır, iyot, demir, selen­yum): Uzmanlar insan vücudundaki mineral elementlerin önemli görevler yaptığını, ancak doz aşımının toksik etkiye neden olduğunu belirtmektedir.

Örneğin: Mineral formda alman bakır ve demir iyonları metabolizma unsurları ile reaksiyona girerek oksidatif DNA hasarına yol açar. Kanserde ise metallerin aracılık ettiği oksidatif DNA hasarı önemli rol oynar.

Ayrıca gereğinden fazla demir alındığında vücutta aşırı miktarda demir birikir, karaciğer sirozu, diyabet, ten renginin koyulaşması, kalpte büyüme ve tahribat gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Kalsiyum yükseldikçe kaslarda güçsüzlük, böbreklerde ve eklemlerde kireçlenme ortaya çıkar.

Fazla alınan iyot, tiroid bezinin çalışmasını durdurabilir. (Haşimoto hastalığı)

Aşırı selenyum alındığında saç ve tırnak dökülmeleri, deri döküntüleri ve polinevrit denilen sinir hastalığı ortaya çıkar.

Ayrıca bu maddelerin bazıları büyük ihtimalle nano parçaçıklar halinde­dir.

Muz tozu: Bütün kurutulmuş meyveler gibi, renk koruyucu ve bozulma­yı önleyici Sodyum sülfit (E221)içerir. Yapılan araştırmalara göre, sodyum 331 sülfit öğrenme ve hafıza bozukluğuna yol açmakla birlikte beyin fonksi­yonlarına da zarar vermektedir.

Yumurta: Hazır besinlerde yumurta yerine yumurta tozu kullanılır. Yu­murta tozuna hiç bir katkı katılmasa da koruyucu olarak sodyum sülfit mut­laka katılmaktadır. Ayrıca taze yumurta kullanılsa bile, uzun süre raflarda kalan bebe bisküvisi içindeki yumurta da “bayat yumurta” sınıfına girer. Yu­murta tozu ve bayat yumurtayı sindirmek mümkün değildir. Sindirilemeyen kalıntılar damarlarda birikerek böbrek gelişimini olumsuz etkiler ve ha­valeye temel oluşturur. (“Yumurta” bölümüne bakınız.)

Bitkisel yağ: Türkiye’de halis sızma zeytinyağı hariç bütün bitkisel yağ- lar hem rafine, hem hidrojenize edilir. Ayrıca bütün yağlara koruyucu ila­ve edilir. Hidrojenize edilmiş (plastikleştirilmiş) yağ, yağ özelliğini kaybe­der, sindirilemediği için damarlarda birikir. İnatçı ateşlenmeye ve havaleye sebep olabilir. (“Yağlar” bölümüne bakınız.)

Tuz: Yapay olma ihtimali vardır ve muhakkak katkılıdır. En azından nem tutucu sodyum alüminyum silikat ve/veya titanyumdioksit, potasyum iyodür ve iyot stabilizörü-sodyum tiyosülfat vardır. (“Katkı Maddeleri”,

“Aşı” ve “Zihin Kontrolü” bölümüne bakınız.)

Kabartıcılar: Beyazlatıcı ve nem tutucu olarak titanyumdioksit nanoparçaçıklar kullanılır.

Tuz ve kabartıcıların içindeki katkı maddeleri bebeğin vücudundaki şu­tuz dengesini, böbrekleri, böbrek üstü bezlerini ve beyni olumsuz etkiler (‘Tuz”, “Katkı Maddeleri” ve “Zihin Kontrolü”) bölümüne bakınız.)

Yapay aroma (etil vanilin): Biyoteknoloji ve nanoteknoloji yöntemiyle üretilmiştir. Bebeğin hormon dengesini ve beden ruh dengesini olumsuz etkiler. (“Rekombinant İlaçlar” ve “Aromalar” bölümüne bakınız.)

Görüldüğü gibi bebeklere “temel gıda” veya “ek gıda” olarak verilen bis­küvi besin olmadığı için sindirimi imkansızdır.

  •  Ayrıca, annenin kullandığı hazır yiyecek-içecekler, vücut bakım ürün­leri ve detarjanlardaki kimyasal, aroma ve katkı maddeleri, anne sütüne ka­rışarak beyin dokuları ve zarında birikir ve bebeğin beden-ruh sağlığını et­kiler.
  •  Bebek için kullanılan pişik kremleri, vücut bakım ürünleri ve hazır bezlerdeki kimyasallar ve katkılar da genetik değişimlere ve davranış bo­zukluğuna sebep olur, üreme organları ve böbreklerin gelişimini engeller. (“GMO”, “Bebek Bakımı” ve “Katkı Maddeleri” bölümlerine bakınız.)
  •  Aşılarda, güçlü bir nörotoksin olan ve otizme yol açan civa kaynaklı ‘Timerosal” adlı bir madde kullanılmaktadır. Civa kaynaklı maddelerin hayvanlar ve insanlar üzerindeki etkisini araştıran dünyaca ünlü Dr. Boyd Haley anlatıyor: “Beyne enjekte edilen Timerosal beyni harap eder, canlı dokulara enjekte edilen Timerosal hücreleri öldürür”.
  • Suni sancı, anestezi ve sezaryenle üstüste zarar gören beyne ilk günler­den itibaren bir de Timerosal eklenir! (“Aşı” bölümüne bakınız.)

Barışıklık sisteminin beyni temizleme mekanizması

  • İstatistiklere göre, bugün en sık görülen beyin hastalığı, beyin arterle­rinde oluşan atherosklerozdur (arterlerin daralması). Atherosklerozun en sık gözlenen sebebi ise damarlarda yağ ve atık madde birikimi ile fibroz plaklarıdır. Atheroskleroz, suni beslenen veya erken (3-6 ayda) ek gıdaya başlayan 1-2 yaş altı çocuklarda bile gözlenmektedir.
  • Bağışıklık sistemi, beyne kan akımı ile ulaşan ve damarlarda biriken tok­sik ve atık maddeyi, yüksek ateşle eriterek, geniz akıntısı, kulak arkası ya­ralar veya kulak akıntısı yoluyla dışarı atmaya çalışır. Ateş, toksik madde­leri eritmede yetersiz kalırsa, beyin bu maddeyi, öksürüğe benzer kasılmalar oluşturarak dışarı itmeye başlar. Yani bazı beyin hücreleri olağanüstü yüksek enerji akımı üreterek, çevresindeki bölgeleri de etkiler. Öksürükle beyin kasılmaları arasında önemli bir fark vardır. Öksürükte sadece gögüs kasları kasılarak balgamı mekanik olarak dışarı atar. Beyin ise, her bir do­kuyla bağlantılı olduğu için, beyin kasılmaları, dışarıya çeşitli nöbetler şek­linde yansır. Toksik madde, kasılmalarla sinüslere, kulaklara ve kulak arkasına indirildikten sonra iyileşme krizleri ortaya çıkar: Kulaklara atılan tok­sik madde kulak iltihabına,- kulak arkasına atılan toksik madde kulak arkası yaralar ve çıbanlara,- geniz akıntısıyla atılan toksik madde bademciklerin şişmesine ve iltihaplanmaya sebep olur ve bu iyileşme krizleriyle birlikte ateş düşer. Bu süreç beynin, hiçbir tehlike taşımayan en doğal temizlenme mekanizmasıdır. Beyin bu yolla, damarlarında toplanan yağ kalıntılarından, toksik ve atık maddelerden kurtulur.

Ancak

  • Bebeğe ateş düşürücü, antibiyotik ve antikonvülzan verilirse, bi­riken madde beyin damarlarından atılamaz ve bu ilaçların da eklenmesiyle daha da artar. Beyinde atıkların artması doğal olarak problemleri de artırır.

Şu örnek bu mekanizmayı anlamada yardımcı olabilir:

  • Nefes borusuna birşey kaçsa ancak öksürerek dışarı atılabilir.
  • Böyle bir durumda öksürüğü durdurmaya çalışmak ne kadar yanlışsa havaleye engel olmak da o kadar yanlıştır.

Bağışıklık sistemine yardımcı olmak için

  •  Bebeği soğuğa yakın ılık suyla yıkamak ateşi düşürür. Havale başladı­ğında yüzüne ve göğsüne soğuk su serpmek ve başına ıslak bez koymak ge­rekir.
  •  3 gün hiçbir şey yedirmemek, isterse sadece limon suyu + su karışımı içirmek, açlıktan sonra da beslenmeyi düzetmek gerekir.
  •  Her ateşlenmeden sonra yıkamak veya sirkeli suyla silmek gerekir.
  •  4. gün sabah kafaya 4 tane küçük sülük koymak ve sülükler düştükten sonra ısırılan noktaları vakumlamak gerekir (İki çukura vakum yapılmaz: Bıngıldak ve ense çukuruna).
  •  1 hafta sonra 3 günlük açlığı tekrarlamak ve açlığın ilk günü kafa ha­camatı yaptırmak gerekir.
  • Sülükler, damarlardaki eriyebilen atık maddelerin,- hacamat ise eritilemeyen maddelerin atılmasını sağlar. Sülüklerden sonra yapılan vakumlama ve hacamat ile gaz dışarı atılır.
  • Sonra da 2-3 defa hicrî ayların 13, 14, 15. günlerinde açlık yaptırmak gerekir.
  • Açlık ile bütün organlar ve kan temizlenir. Açlık günlerinde özellikle açlığın 3. günü ateş yükselebilir. Ancak ateşin korkutucu değil, kurtarıcı bir faktör olduğu unutulmamalıdır.

Ateş ilaçlarla düşürülürse ne olur?

Ateşe ilaçlarla müdahale edilirse, beynin atmaya çalıştığı birikinti atılamaz, buna bağlı olarak ateşlenme sıklaşarak ve şiddetlenerek devam eder. Ateşlenme sıklığı ve nöbetlerin sayısı ateş düşürücü kullanımı ile doğru orantılıdır. Ne kadar düzenli ateş düşürücü kullanılırsa, ateşin ve nöbetle­rin inadı o kadar artar. Vücuttan atılamayan madde, düşük ateş ile, aynen çöplüklerde olduğu gibi içten içe yanmaya ve gaz oluşturmaya başlar. Bu noktada doku ve damarlarda bozulma, hatta mutasyonlar meydana gelebi­lir. Doku ve damarlarda gezen gaz şiddetli ızdıraba sebep olur. Çaresizlik­ten tiz bir sesle bağıran, ızdırap içinde kafasını duvarlara vuran, yüzünü tır­malayan, anne-babasının yüzüne tüküren küçük çocukları şüphesiz herkes görmüştür. Bu çocuklarda Dikkat Eksikliği Sendromu, Ediperaktivite, Otizm, Epilepsi ve diğer nörolojik hastalıkların görülme riski yüksektir.

Baş Ağrısının Sebepleri Nelerdir ?

Baş Ağrısının Sebepleri NelerdirBaş Ağrısının Sebepleri Nelerdir ?

‘Veyl ve helak, cehennemin sıcak suyu başlarına dökülecek kimseler içindir. Zira dünyada baş ağrısına sabredememişlerdir”(Hadis-i Şerif)

Beynin iç dokusunda ağrı algılayıcıları olmadığı için beyinde ağrı ol­maz. Baş ağrısı dahil bütün ağrılar, aslında vücudun bağışıklık sistemine gönderdiği birer rapordur. Bu raporda ağrıyan bölgedeki zararın ezilme, kanama, kimyasal madde zehirlenmesi gibi sebebi, enfeksiyon tipi ve şid­deti detayıyla anlatılır. Başağrısı olarak hissedilen ağrı, çoğu zaman vücu­dun herhangi bir yerinde oluşan bu tür bir rahatsızlıktır. Beyinde her orga­na ait bir merkez vardır. Organlarda meydana gelen rahatsızlığın bilgisi bu rahatsızlık sonucu oluşan kimyasal maddeler ve belli frekans dalgaları vasıtasıyla, sinyaller halinde beynin ilgili merkezine gelir. Bu sinyaller be­yinde ağrı hissi oluşturarak insanı zararlı davranışlardan koruyarak hastalı­ğın ilerlemesini engeller. Beyin aynı zamanda, bu sinyalleri sınıflandırarak detaylı bilgiler şeklinde bağışıklık sistemine göndererek bağışıklık sistemi­nin sistematik bir koruma ve iyileşme programı hazırlamasını sağlar.

Ağrıya sabredilip ağrı kesici alınmasa, beyin ve bağışıklık sistemi, göre­vini tam olarak yapabilir ve vücudu hastalıktan koruyabilir. Ağrı kesici alın­dığında ise, ağrı ile birlikte bu bilgi aktarımı da kesilir. Hastalık derinleşmeye devam eder, fakat bağışıklık sisteminin savunması engellenir. Alman her bir ağrı kesici veya herhangi tıbbi ilaçla birlikte, bağışıklık sistemi git­tikçe zayıflar, bir noktadan sonra görev yapamaz hale gelir.

İlk bakışta çok ağır görünen yukarıdaki Hadis-i Şerifin manası bu bilgi­lerin ışığında düşünüldüğünde, küçük bir hapın insanı nasıl cehenneme gönderdiğini görmek mümkündür. Aynı zamanda sabrın mükafatının sağ­lık, isyanın cezasının ise hastalığın derinleşmesi ve hastanın durumunun ze­kileşmesi olduğu anlaşılır.

Baş ağrısı, böbrek, idrar yolları, karaciğer, safra kesesi, mide, rahim ve prostat hastalığı, yüksek tansiyon, düz tabanlık, kabızlık gibi pek çok fark­lı nedene bağlı olabilir.

Kabızlıktan kaynaklanan başağrısı

Devamlı kabızlık çekenlerde kalın bağırsağın sonundaki kısım yani düz bağırsak deforme olur ve makat çevresinde cepler oluşmaya başlar. Bu cep­lerde toplanan dışkı, sümüksel sıvı ve iltihap gibi maddeler makat çevresin­de bulunan ve beyin ile bağlantılı yaklaşık 100 akupunktur noktasını etki­ler. Başağrısı, bu akupunktur noktaları vasıtasıyla hissedilir. Bu nedenle ağ­rı kesici almak yerine, soğuk suyla taharet alışkanlığı kazanmak, zaman za­man müshil veya lavman kullanarak bağırsakları boşaltmak daha mantıklı­dır. Bu tür baş ağrısından kalıcı olarak kurtulmanın en kısa ve kolay yolu “Hastalık Sebepleri”, “Mide ve Bağırsakların Tedavisi” ve “Kabızlık” bölü­münde anlatılmıştır.

Böbrek ve idrar yollarıyla bağlantılı baş ayrısı

Bu sebebe bağlı ağrı önce ayakların arkasından başlar, ense çukurundan yukarı yükselir ve burun köküne kadar inebilir. Aynı zamanda büyük ve kü­çük tansiyon birlikte yükselerek başağrısını artırabilir. Bu tip başağrısı, idrarı uzun süre tutma, kabızlık veya hazımsızlıktan sonra görülür. Bu du­rumda alınan ağrı kesiciler böbrek rahatsızlığını artırır, rahatsızlık arttıkça başağrısı da giderek şiddetlenir. Çözüm ağrı kesici almada değil, böbrekle­rin tedavisindedir.

Bugün dünyada kronik böbrek yetmezliğinin en sık rastlanan nedenle­rinden birinin ağrı kesiciler ve aspirin olduğu tespit edilmiştir. Bu, kronik diyaliz hastaları arasında yıllarca ağrı kesici ve aspirin kullananların sayısı­nın yüksek olduğu anlamına gelir.

Mideyle bağlantılı baş ayrısı

Kan grubu “A” ve “AB” olanlarda kusmakla, kan grubu “0″ ve “B” olan­larda yemek yemeyle geçen başağrısı mideyle bağlantılıdır. Bu tür başağrısı devamlı hazımsızlık sebebiyle vücutta metabolik atıkların ve damarlarda­ki tıkanıklığın arttığını gösterir.

Karaciğerden kaynaklanan baş ağrısı sağ tarafta, dalaktan kaynaklanan baş ağrısı sol tarafta hissedilir. Geçici olarak kusma ve ishalle, kalıcı olarak karaciğer ve dalak tedavisiyle geçer.

Beyinde toplanan toksik maddelerden kaynaklanan başağrısı

Beynin kendisinde ağrı reseptörleri (algılayıcı) olmadığı halde, kafatası­nın içini ve beynin dışını saran zarlarda ve beynin içindeki damarlarda ağ­rı reseptörleri vardır. Beyindeki kan-sıvı dolaşımında bozulma, katkı mad­delerinin birikimi ve beyin tümörü gibi bazı beyin hastalıkları beyin zarını ya da damarları etkileyerek baş ağrısı oluşturabilir.

Aspartam, titanyum dioksid ve östrojeni taklit eden katkı maddeleri (bisfenol-A ve paraben gibi) beyin zarında ve beyin damarlarında birikerek mutasyonlara, buna bağlı olarak doku değişimine, psikolojik ve ruhsal problemlerle birlikte şiddetli baş ağrısına, aspartam ek olarak baş dönme­sine yol açar.

Beyin, kendi içinde oluşan veya kan dolaşımı ile gelen toksik ve atık maddeleri sinüslere, kulak arkasına ve kulaklara atar. Sinüslere atılan toksik ve atık maddeler geniz akıntısı ile aşağı doğru yayılarak bademcik, ses tel­leri, yemek borusu, akciğer ve mide hastalıklarına zemin hazırlar. Bu ne­denle oluşan ve dolunay ile yeniayda tekrarlayan bu şiddetli baş ağrıları sı­rasında beyinden, mideye geniz yoluyla yakıcı, pis kokulu toksik madde geldiğinden hasta kusar ve bu kusma ile baş ağrısı geçer. Bu tür baş ağrısı açlık tedavisi sırasında artabilir. Çünkü açlıkta, beyin dokularında toplanan toksik maddeler ve metabolizma atıkları parçalanarak gaz oluşturur, bu gaz sebebiyle kafatasında iç basınç artar. Baş ağrısının şiddeti direkt bu basın­cın şiddetine bağlıdır. Bu sırada hacamat yapılırsa gaz dışarı atılır ve baş ağ­rısı geçer. Bu tür baş ağrısı çekenlerin, beyinde toplanan maddenin, geniz akıntısı ile rahatça aşağıya akabilmesi için yüksek yastıkta yatması ve burna akıntıyı artıran ilaçlar çekmek gerekir.

Beyinden kulaklar ve kulak arkasına atılan toksik ve atık maddeler, kulak iltihabına, kulak arkası yaralar ve çıbanlara yol açabilir. Tıbbı yöntemlerle kulak akıntısı durdurulduğu ve kulak arkası yaralar kapatıldğında başağrısı artar. (“Havale” bölümüne bakınız.)

Düz îabanlılıkîan kaynaklanan baş ayrısı

Son zamanlarda çocuklarda ve gençlerde düz tabanlılık hızla artmakta­dır. Düz tabanlılık, yürüyüş esnasında omurgaya aşırı yük yükler ve zamanla omurgada deformasyon oluşur. Bu sebeple omurga kanalında sıvı dolaşı­mının zorlaşması baş ağrısına neden olur.

Düz tabanlılıktan kaynaklanan baş ağrısını engellemek için taban ve sırt kaslarını güçlendirmeli ve ömür boyu güçlü tutmalıdır.

Baş ayrısını geçirmek için

  •  Baş ağrısı başladığı anda ılık suya zeytinyağı karıştırarak içip kusmalı, lavman yapmalı ve soğuğa yakın ılık suyla yıkanmalıdır. Sonra limon suyu+su karışımı veya greyfurt suyu içmeli ya da yeşil çay, nane veya kekik ile içilmelidir. Geçmezse, 3-5 litre sıcak suya 20-30 gr. öğütülmüş hardal tohumu karıştırıp ayak banyosu yapılır. Hardal tohumu yerine kaya tuzu kullanılabilir veya tabanlara masaj yapılır.
  •  Her tür baş ağrısında, özellikle yüksek tansiyon ve böbreklerden kay­naklanan ve aralıksız devam eden baş ağrılarında önce makata 11 sülük, 2 hafta sonra kulak arkasına, ense çukuru altına ve şakaklara toplam 19 sülük konur. Sülükler düştükten sonra kesiklere birkaç defa kupa çekilir ve kana­ma durdurulur.
  •  Sülük bulunamazsa omuzlara hacamat yaptırılır.
  •  Hacamat imkanı da yoksa, sırta kupa çekilir: 6 tane sırta, bir tane kü­rek kemikleri arasına, birer tane de baldırların arkasına kapatılır (toplam 9 tane) ve 15 dakika bekletilir.
  •  Burun kanaması, basur kanaması ve adet kanamasını rahmet olarak görmek ve kanamayı durdurmamak gerekir. (“Hacamat” bölümüne bakı­nız.)

Yukarıda anlatılan işlemlerle başağrısı geçer, ancak kökten ortadan kal­dırmak için baş ağrısına sebep olan hastalığı tedavi etmek gerekir.

Öneriler

  •  Mide ve bağırsakların tedavisi, karaciğer, kireç ve böbrek temizleme­si yapılır. Bu temizlemelerle birlikte her Pazartesi 36 saat açlık yapılır, her Perşembe meyve-sebze suyu ile geçirilir.
  •  Mide ve bağırsakların tedavisi ile beraber tarama hacamat yaptırılır.
  •  8 hafta sonra dişetleri ve burun deliklerine tuttuğu kadar sülük konur.

Tedavinin ilk gününden itibaren 2-3 hafta boyunca, açlık günü hariç her gün aşağıdaki karışım kullanılır:

  • 60 gr. çörekotu + 20 gr. karanfil + 30 gr. anason öğütülür. Sabah-akşam bal şurubu ile 1 tatlı kaşığı yutulur.

Ayrıca

  • PReyhan (fesleğen), biberiye, lavanta, kediotu kökü ve nane koklamak veya ezerek şakaklara sürmek baş ağrısını hafifletir.

2-3 hafta sonra

  • 2/3 acı kavun suyu + 1/3 su karışımı avuç içine dökülür ve baş öne doğru eğikken, genize kadar bir defa çekilir, 2-3 saniye tutularak bıra­kılır.
  • 2-3 saat sonra şiddetli burun akıntısı başlar ve 1-3 gün devam edebilir.
  • Bu işlem kronik baş ağrısı, sinüzit, beyin damarlarında tıka­nıklık ve kireçlenmeleri giderir, kimyasal maddelerin sökülerek atılma­sını sağlar.
  • Kan grubu “A” olanlar acı kavun suyunu su katmadan kulla­nabilirler.
  • Bundan sonra 3 günlük açlıklara başlanır. 4-7 gün arayla 21 defa tekrar­lanır, her 7 açlıktan sonra karaciğer temizlemesi yapılır.