Author Archives: ihvan hac

Zemzem Takımı

zemzem-takimi

Mekke’de Haremi Şerif’te bulunan kuyudan çıkarılan suya zemzem suyu denilmiştir. Zemzem suyu bütün müslümanlar için çok önemli bir sudur ve kutsal su olarak tanımlanmaktadır. Zemzem suyu bu tek bir kuyudan çıkmaktadır ve tüm müslümanlara yetmektedir. Bu mucizevi yönüde kutsallığının önemini anlatmaya yetmektedir.

Mekke’ye Kabe’yi  ziyaret edip hac görevlerini yerine getiren hacılar ülkelerine dönerken hem kendileri için hemde sevdikleri için zemzem suyundan yanlarında getirmmektedirler.

Ne niyetle içilirse o niyeti kabul olan her türlü hastalığa şifa olan ve daha bir çok faydası olan kutsal zemzem suyu ona özel zemzem takımları eşliğinde misafirlere ikram edilmektedir.

zemzem-takimi-Zemzem suyunun O’na özel tasarlanmış Zemzem takımıyla ikram edilmesi müslümanların zemzem suyuna verdikleri önemin ve duydukları saygınında bir nevi göstergesidir.

Zemzem takımının genel özelliklerini şöyle tanımlayabiliriz; Zemzem takımı 6 küçük fincan, 1 sürahi ve 1 tepsiden oluşmaktadır. Zemzem  takımı gümüş, bakır, cam gibi bir çok malzemeden imal edilmektedirler. Zemzem takımının dış yüzeyi motiflerle  dizayn edilip özel tasarlanmaktadır. İçlerinde değerli taşlarında bulunduğu bir çok taş çeşidi kullanılarak motifler süslenmektedir. Zemzem takımı modelleri son derece estetik ve güzel bir görüntüye sahiptirler. Zemzem takımları zemzem suyu bittikten sonra bile sahipleri tarafından O kutsal suyun bir emaneti olarak vitrinlerin baş köşesinde özenle saklanmaktadır. Kısacası zemzem takımları bir eşyadan çok fazlası olarak hacılar için kutsal toprakların ve kutsal zemzem suyunun en önemli hatıralarından birisidir.

 

 

Hac Hediyelik Yüzük

 

hac-hediyelik-yuzuk-İslamiyete göre hiç şüphesiz en kutsal yolculuk Kabe’ye olan Hacc yolculuğudur. İslamiyetin 5 şartından biri olan Hacca gitmek her müslümanın en çok yerine getirmek istediği en önemli görevlerden biridir. Maddi imkanları elveren herkes ömründe 1 kez Hac ibadetini yerine getirmek zorundadır.hac-hediyelik-yuzuk

Ülkemizde de hacca gidip hacı olmak çok önemsenmektedir. Hacı adayları gidecekleri kesinleştikten sonra kutsal topraklar için özenli bir hazırlık aşamasına girmektedirler. Orada ne giyeceklerinden nerede kalacaklarına kadar herşeyi en ince ayrıntısına kadar ayarlamaktadırlar ki O kutsal topraklara gittiklerinde ibadetlerini rahatça yapabilsinler.

Hac vazifesini yerine getiren hacılar döndüklerinde sevdiklerine ve dostlarına hediyeler dağıtmaktadırlar.Dinimizde hediyeleşmenin sünnet olması bu geleneğin yayılmasının en önemli sebeplerinden biri olsa gerek.

Hac hediyelikleri her hacının kendi bütçesi dahilinde dağıtılmaktadır. Eskiden Kutsal topraklardan getirilen hac hediyelikleri taşıma problemleri ve ülkemizde çeşitlerin çokluğu sebebiyle artık bulunulan şehirden temin edilmektedir.hac-hediyelik-yuzuk--

Hediyelik eşyaların çok fazla çeşidi bulunmaktadır. Hac hediyelik yüzük, herhalde en çok tercih edilen hediyelik çeşididir. Hac hediyelik yüzüklerinin her kesimin zevkine göre çok çeşit ve modelde olması en çok tercih edilen hediyelik olmasının en önemli sebeplerinden biridir.

Ayrıca maddi açıdanda her bütçeye uygun hac hediyelik yüzük modellerinin bulunması hacıların tercih sebeplerinden olmaktadır. Hediyelik hacı yüzükleri kadın, erkek ve çocuklara göre özel tasarlanmakta taşlı, sade vb… değişik model ve tarzlarla hacıların beğenisine sunulmaktadır.

 

 

 

 

 

Sürme Çekmek

surme-cekmek-Gözlere sürme çekmenin temelleri neredeyse insanlık tarihinin başlangıcına kadar gitmektedir. İslamiyette ise sürme çekmek sünnet olduğu için çok önem kazanmıştır. Bir çok Hadis-i Şerif’te sürme çekmenin sünnet olduğu bize bildirilmiştir.

Ahmed b. Hanbel’in bu husustaki rivayeti şöyledir;
“Resûlüllah (a.s.) her gece uyumadan önce gözlerine sürme çeker­di; her gözüne üç defa mil ile sürerdi.”

İbn Abbas (r.a.)’dan yapılan rivayette demiştir ki:
“Resûlüllah (a.s.) Efendimiz’in bir sürmedanlığı vardı, hemen her gece onunla üç defa şuna, üç defa da buna (sağ ve sol gözüne) sürme çekerdi.”

Ebu Davud’tan rivayetle ;

“Sürmenizin iyisi Ismid`den olandır. O gözü cilalar, tüyü bitirir.”

sürme-cekmekHadislerle sabit olduğu üzere sürme çekmek sünnettir.

Ayrıca Peygamber Efendimizin gözlere sürme çekmenin faydalı olacağına dair beyanlarının olduğuda bildirilmiştir. Günümüzde de sürme incelendiği zaman bazı faydaları bulunmuştur. Gözlere sürme çekmenin faydalarını şöyle sıralayabiliriz;

  • Sürme çekmek gözü zararlı güneş ışınlarından korur,
  • Fazla ışığa karşı gözün yorulmasını önler, ışığı emer.
  • Kipriklere vitamin sağlayarak dökülmesini önler ve uzamalarına sebep olur.

Dinimizde gözlere sürme çekmek hem kadın hemde erkek için caizdir, hiç bir mahsuru yoktur. Gözlere sürme çekmek bayanlara süs niteliği taşıdığı için bayanların sürme çekmek konusunda dikkat edecekleri husus yabancı erkeklere göstermemeleri olmalıdır.

Sürmenin bir çok çeşidi vardır kozmetik olarakta sürme çeşitleri çoğalmıştır. Dini açıdan “ismid” adı verilen sürme ve taştan yapılan sürmeler tavsiye edilmiştir.

 

 

 

 

 

Çorap Mest

Ayakları topukları ile beraber örten ayakkabıya mest denilir. Mestler abdestli olarak ayağa giyilir ve daha sonra alınan abdestlerde ayakların tekrar yıkanmasına gerek kalmaz. Bu yüzden özellikle çorap mest büyük kolaylık sağlar. Özellikle yaşlılar ve çalışan kesim tarafından mest çok kullanışlı bir giysidir.

Mestlerin bir çok çeşidi vardır. Eskiden en çok tercih edilen mest çeşidi yumuşak deriden imal edilen fermuarlı mestlerdi. Fakat bu mestleri ayakkabı ile kullanmak biraz rahatsızlık vermekteydi. Mesti giyebilmek için ayakkabının bir numara büyük alınması gerekmekteydi ki bu da genellikle kullanıcılar açısından memnuniyet verici bir durum değildi.

Günümüzde artık ihtiyaç duyulmasından kaynaklanan talepler sebebiyle ve üretim imkanlarının artmasından dolayı mest daha geliştirilerek yeni modelleriyle üretilmeye başlanmıştır. Çorap mest , mestin en yeni ve en kullanışlı modeli olarak kullanıcıların hizmetine sunulmuştur.

corap-mest-uclu

En gelişmiş teknoloji ile üretilen çorap mestin teknik özellikleri şöyledir;

  • Ortasında insan derisinden esinlenerek yapılmış bir tabaka da bulunan 3 kat katmandan oluşmaktadır,
  • Özellik olarak su geçirmeyen ama havayı geçiren ve terin dışarı atılmasını sağlayan özel bir dokumadan üretilmiştir,
  • Dayanıklı kalın bir çorap şeklinde tasarlanmıştır,
  • Estetik görünüşlüdür,
  • Nefes alabilen yapısıyla teri dışarı atar ve ayağı rahatsız etmez,
  • Krem, kahve lacivert, gri ve siyah olmak üzere değişik renk seçenekleri bulunmaktadır,

corap-mestDinimizde fıkhi olarak mestin genel özellikleri su geçirmemesi, bağsız olarak dik durabilmesi, 5 – 5,5 km kadar mesafeyi yürüyebilecek kadar dayanıklı olabilmesidir. Çorap mest fıkhi olarakta bir mestte bulunması gereken bütün bu özelliklere sahip olduğu için kullanılması caizdir.

Çorap mest çalışan bayanlar, kış aylarında dışarıda çalışmak zorunda kalanlar, yaşlılar ve yolculukta olanlar için çok pratik ve kullanışlıdır. Çorap mestin pratikliği sayesinde hem zamandan tasarruf edilebilir hemde abdest almak uygun olmayan zaman ve mekanlarda daha kolay hale getirilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

Kurban Bayramı Ne Zaman 2014

kurban-bayrami-ne-zaman-2014Kurban Bayramı Ne Zaman 2014 yılı içerisinde hangi ayda ve hangi günde Kurban Bayramını kutlayacağız? 2014 yılı kurban bayramı ekim ayı içerisinde ekimin 4 ü cumartesi günü kutlanacak. 4 gün sürecek kurban bayramı 7 ekim salı günü bitecek. 8 ekim çarşamba iş başı yapılacak.

Kurban bayramında kurban kesimi ilk 3 gün yapılır. Genellikle insanlar ilk gün kurbanlarını keserler. İlk gün kurban kesme telaşından çok büyük bir yoğunluk olur. Dolayısıyla bayramlarda yapılan akraba gezmeleri sonra ki 3 güne kalır. 9 günlük bir tatil olmayacağından gezecek çok yeri olanlar bu 3 günde epey dolaşmak zorunda kalırlar ve bazen zaman yetmeyebilir.

Kurban bayramı bu yıl ekim ayının 4 üne denk gelmesi itibariyle havaların geçen yıllara nazaran daha iyi olacağını söyleyebiliriz. Her ne kadar kış mevsiminde olmasa da Ekim ayında yağmur görülebilir. Özellikle kurban bayramının ilk günü akşam saatlerinde yağmur yağması beklenmektedir. İlk gün akraba gezmesi yapacaklar dikkatli olmalıdırlar.

Kardeşinin Başına Gelen Sıkıntıya Gülmek

pardesu

 

kahkaha

Vâsile ibnu’l-Eska’ radıyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır:

“(Din) kardeşinin başına gelen bir sıkıntıya sevinip gülme. Allah ona merha­met ve seni de o şeyle imtihan eder.

Silahla Şakalaşmak

hasema

 

silahEbû Hureyre’nin nakline göre Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle bu­yurmuştur: “Sakın biriniz silahını din kardeşine doğrultmasın! Çünkü silahı doğ­rultan bilmez. Belki şeytan elini dürtüp de (din kardeşini vurur) ve bu sebeple cehennemden bir çukura yuvarlanır.”

• Cabir b. Abdullah şöyle demiştir: Bir adam, yanında okları olduğu halde mescidden geçti. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem ona “Temreninden tut!” bu­yurdu. Adam “peki” dedi.

19 Cabir’in nakline göre adamın biri yanında temrenleri meydana çıkmış bir­çok ok olduğu halde mescidden geçti. Okların herhangi bir müslümana dokunup da yaralamaması için temreninden tutması emredildi.

• Ebû Musa’nın nakline göre Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle bu yurmuştur: “Herhangi biriniz mescidimizden veya çarşımızdan yanında okla varken geçecek olursa herhangi bir müslümana bir zarar vermemek için onlar temrenlerinden tutsun veya onu avucunun içine alsın.”

Açıklama:

“Çünkü silahı doğrultan bilmez. Belki şeytan elini dürtüp de (din kardeşin vurur) ve bu sebeple cehennemden bir çukura yuvarlanır.” Cümlenin anlamı şu dur: Belki şeytan biri diğerini silahı ile vursun ve o kişiye darbesini gerçekleştirsir diye onları kışkırtır.

“Bu sebeple cehennemden bir çukura yuvarlanır.” Bu ifade kişinin cehen­neme girmesine yol açacak günaha düşmesinin kinayeli anlatımıdır. İbn Batta şöyle der: İfadenin manası şeytan böylece tehdidi onun üzerinde gerçekleştiril demektir. Hadis sakıncalı bir duruma yol açacak şeyi yasaklamaktadır. Sakince durumu ister ciddi olarak, ister şaka şeklinde olsun kesin olmasa bile hüküm böyledir.

Müstehcen Şeyler Konuşmak

pardesu

 

koğunculukEbu Hureyre radıyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır:

“Hayâ, imandandır. İman, cennettedir. Müstehcen konuşmak, cefadandır. Cefa ise cehennemdedir.”

Kibirlenmek

hasema

 

kibirlenmekİbni Mes’ûd radıyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

- “Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez.”

Bunun üzerine bir sahâbî:

- İnsan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını arzu eder, dedi. Resûl-i Ekrem de şöyle buyurdu:

- “Allah güzeldir güzeli sever. Kibir ise, hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmektir.”

Dilin Afetlerinden Sakınmamak

pardesu

 

kötü konuşmakEbû Musa radıyallâhu anh şöyle dedi:  Ey Allah’ın Resûlü! Hangi müslü­man en üstündür? diye sordum. “Dilinden ve elinden müslümanların emniyette olduğu kimse” cevabını verdi.

Açıklama:

Güzel ahlâklı ve faziletli müslümanı Peygamber Efendimiz, diliyle ve eliyle öteki müslümanlara zarar vermeyen kişi diye tarif etmiştir. Bu, işin başlangıç noktasını göstermektir. Müslüman elbette başkalarına faydalı olmaya çalışa­caktır. Ama her zaman herkesin faydalı olma, iyilik yapma imkânı olmayabilir. İyiliğin yapılamadığı yerde kötülük yapmamak, zarar vermemek, müslümanları kendisinden kuşkulandırmamak, zararsız bir kimse olmak da bir fazilettir. Aslında hadisimiz, zaman zaman iyilik ve hayr işlese bile, dilinden ve elinden yani diliyle ya da eliyle vereceği zarardan müslümanlann emin olamadıkları kimse, olgun ve faziletli bir müslüman olamaz anlamını ifade etmektedir.

Diğer müslümanlara güven veren emin kişi olmak, olgun müslüman olmak demektir. Bunun yolu, dili ve eliyle onlara zarar vermemektir. Hadisimizde önce dilin zikredilmiş olması dikkat çekicidir. Çünkü el ile zarar vermek her zaman ve herkes için kolay olmayabilir. Fakat dil ile sözlü olarak öteki müslümanlara zarar vermek hem daha kolay hem de daha yaygındır. Bu sebeple öncelikle dil ile zarar vermemek üzerinde durulmuştur. Atalanmız da “dil yarasının onulmazlığı”nı bil­dirirken bu önceliğe dikkat çekmişlerdir. Nitekim Peygamber Efendimiz bir başka hadislerinde, “Dilini tutan kurtuldu” buyurmuştur.

Hadisimizin faziletli müslüman tarifi, aslında içtimâî ve iktisâdı (sosyo­ekonomik) durumu ne olursa olsun, her müslümanın iyi olabilmesi için, dilinden ve elinden müslümanları emin kılmak gibi her zaman geçerli bir yolun bulundu­ğunu ortaya koymaktadır.

• Sehl İbni Sa’d radıyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iki budu arasındaki (üreme) organını koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm.”

Açıklama:

Nevevî merhumun, Müslim’in rivayet etmiş olduğuna işaret etmesine rağ­men Müslim’in Sahih’inde geçmeyen bu hadis, dili korumanın âhirete bakan tarafını gözlerimiz önüne sermektedir.

İnsan hayatını büyük ölçüde etkileyen iki organ demek olan ağız ve tenâsü uzvunun, kendilerine has meşrû sınırlar içinde tutulmaları son derece önemlidir. Efendimiz bu önemi bu hadîs-i şeriflerinde pek çarpıcı bir üslûp ile belirtmiş lerdir. Bu iki organı haramlardan koruyacağına söz verebilen herkesin cenneti gireceğini, “Ben de ona cennet sözü veririm” beyanıyla, bir peygamber va’di vı sözü olarak bildirmiştir. Bu demektir ki, mü’minleri, cennetten mahrum bırakaı uzuvların başında bu iki organ gelmektedir. Durum bu olunca her iki organı da sahip çıkmanın gereği ve önemi kendiliğinden belirmektedir. Eskilerin isa betle işaret ettiği gibi, “eline, diline, beline sahip olmak” hem dünyada hem dı âhirette rahat etmek demektir.

Sevgili Peygamberimizin cenneti garanti edeceğini açıkça bildirmesi, bu ik organı korumanın imkânsız değil ama bir hayli zor olduğunu da imâ etmektedir Cenneti veya cennette derecesinin yükselmesini isteyen herkesin bu zor işi ba şarmaya gayret etmesi gerekmektedir.