Tag Archives: kuran allah kelamı olduğunun delilleri

Kur’ân ve İlmî Gerçekler – 5

5. “Sen dağlan görür de onları hareketsiz sanırsın, oysaki onlar bulutlar gibi yüzer geçer.” Yine Kur’ân-ı Kerim, dünyaya ait parçalar olan dağlara dikkat çekmek suretiyle arzın hareket ettiğine işaret etmiştir. Görüldüğü gibi, kâinat kitabının bir tercümesi olan Kur’ân’da -en mükerrem bir varlık olarak kâinata gerçek değerini kazandıran- insanla alâkalı İlmî meseleler ve gerçekler de ihmal […]

Kur’ân ve İlmî Gerçekler – 3 ve 4

3. “Semayı (kudret) eliyle biz kurduk ve ona durmadan genişlik veriyoruz.” Bu âyette, ilim mahfillerinde ağırlığını devam ettiren ‘mekân genişlemesi’ bin dört yüz küsur sene evvel Kur’ân’da söz konusu edilmektedir. 4. “Güneş de kendi ekseni etrafında bir vakte kadar hareket eder.” Kur’ân asırlar önce, eski kozmolojiye rağmen, Güneşin sabit olmadığını ve kendi ekseninde hareket ettiğini […]

Kur’ân ve İlmî Gerçekler – 2

2. “Her şeyi çift yarattık.” ; “Münezzehtir o Allah, her noksandan münezzeh! Yerin bitirdiği her şeyi, ve kendilerini, ve daha nice bilmedikleri şeyleri çift yaratan, münezzehtir, Yücedir!.” İlim adamlarının kısa bir zaman önce keşfettiği bir hususu Kur’ân asırlar öncesinden haber vermiştir. Bugün çok iyi bilinmektedir ki, insanlar nasıl çiftse, diğer canlılar da öyle çifttir. Hatta […]

Kur’ân ve İlmî Gerçekler – 1

1. “Rüzgârları aşılayıcı olarak gönderip gökten su indirdik, böylece sizi suladık. (Yoksa) siz suyu depo edemezdiniz.” Bu âyet de, henüz yirminci yüzyılda anlaşılan İlmî bir gerçeğin Kur’ân tarafından asırlar önce ifade edildiğinin bir göstergesidir. Rüzgârlar su buharından meydana gelen bulutları birbirine çarpıştırır. Bu çarpışmada bulutlarda pozitif-negatif elektron geçişmesi olur, şimşek meydana gelir. Rüzgârlar bulutları sıkıştırarak […]

Kur’ân ve İlmî Gerçekler

Kur’ân’ın asıl gayesi, insana, kulluk dairesindeki vazife ve sorumluluklarını öğretmek, ferdî ve İçtimaî hayatını düzenlemek ve ebedî saadeti kazanmasına vesile olmaktır. Daha özlü bir ifadeyle Kur’ân’ın en birinci vazifesi, insan hayatını Yaratıcısının irade ve rızası istikametinde şekillen-dirmektir. Bunun dışında kalan hususlara Kur’ân, mahiyeti, önemi ve kıymetine göre yer verir. Kur’ân, böyle olmayıp da, sözgelimi, çağın […]

Kur’ân’ın Allah Kelâmı Olduğuna Dair 8. Delil

8. Acaba hangi yazar, eserinde, kendi lehine görünmeyen sözlere yer verir? Meselâ, Kur’ân’da Tebuk Gazvesinden geri kalanlardan ötürü “Hay Allah affedesi Nebi, doğrular Sana belli olup, yalancıları bilmeden önce niçin onlara izin verdin?” ikazında bulunulmaktadır. Ve bu hususta bir başka misal: Allah Resulü, belini büken, kendisini ıstıraptan ıstıraba sürükleyen ifk (iftira) olayı karşısında tam bir […]

Kur’ân’ın Allah Kelâmı Olduğuna Dair 7. Delil

7. Kur’ân’ın Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) bir eseri olamayacağına bir de şu açıdan bakalım: Bir yazar, eserini daha çok his ve zihin konsantrasyonunun tam sağlandığı anlarda yazar ve kendisini üzüntüye veya sevince sevk eden hâdiselerden de bahsetmemezlik edemez. Diğer bir ifadeyle, bir yazarın ruhunda ve kalbinde derin etkiler bırakan hâdiselerden tecerrüt ederek bir […]

Kur’ân’ın Allah Kelâmı Olduğuna Dair 6. Delil

6. Kur’ân’ın nâzil olduğu devrede şiir fevkalâde gelişmişti, insanlar sohbetlerinde ve kavgalarında birbirlerine âdeta hep şiirle karşılık verir, her yıl şiir müsabakaları düzenlenir ve kazanan şiirler altınla yazılıp Kâbe duvarına asılırdı. Birer millî kahraman sayılan şairlerin sözleriyle kabileler harbe girer veya sulh yaparlardı. Ve Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) aralarında büyümüş olmasına rağmen, herkesin […]

Kur’ân’ın Allah Kelâmı Olduğuna Dair 5. Delil

5. Kur’ân’ın Allah kelâmı olduğunun bir delili de şudur: Eserlerinde manzara tasvirinde bulunan herhangi bir yazar daha çok -iklimi, bitki örtüsü ve tabiî şekilleriyle- yaşadığı veya gezip gördüğü çevreyi anlatır. Hâlbuki Kur’ân’da çöl. ve çöl hayatının tasvirinden çok, coşkun akan nehirlerden, yemyeşil manzaralardan, toprağa can katan yağmur yüklü bulutlardan, bağ ve bahçelerden, dağlardan ve denizlerden […]

Kur’ân’ın Allah Kelâmı Olduğuna Dair 4. Delil

4. İnsan hayatını maddî-manevî bütün yönleriyle kucaklayan Kur’ân’ın bir beşer kelâmı olamayacağı açıktır. Her asırda her türlü şartlar altında ve her seviyedeki insanın müşkillerini çözecek küllî prensipler ortaya koymak, hiçbir zaman bir insanın -hele hele ümmî bir Zât’ın- kapasitesi dâhilinde olamaz. Diğer bir ifadeyle, bir beşerin zihninden çıkan prensipler, asırlarca kıtalara huzur ve saadet veremez. […]