Peygamberimizin Hicreti

By | 5 Mayıs 2015

peygamberimizin-hicreti   Sözlükte, göç etmek manasına gelir. Istılahta ise Peygamberimiz (sav)’in doğup büyüdüğü Mekke şehrinden, Allah (cc) rızası için Medine’ye göç etmesidir.
Müşriklerin zulümlerinin artarak devam etmesi üzerine, müslümanların nisbeten adaletle idare edilen Medine’ye hicret etmelerine Allah (cc) tarafından izin verildi. Bu izinle müslümanların çoğu, mallarını-mülklerinı bırakarak Allah (cc) için hicret ettiler. Mekke’de Peygamberimiz (sav)’le birlikte Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Ali (kvc) ve birkaç müslüman kalmıştı.
Müşrikler, Medine’de toplanan müslümanların kuvvet kazanmasından endişe ettiler. Durumu görüşmek üzere, “Darü’n Nedve” denilen yerde toplandılar. Çeşitli teklifler arasmdan Ebu Cehil’inki kabul gördü ve İslâmiyet’i kökünden kazımak için Hz. Muhammed (sav)’i öldürmeye karar verdiler. Peygamberimiz (sav)’in akrabalarına hedef olmamak için de, her kabileden bir savaşçı seçerek hepsinin birden saldırmasını kararlaştırdılar. Diğer yandan, Peygamberimiz (sav) hicret için Allah (cc)’tan izin bekliyordu. Nihayet beklenen izin çıktı. Peygamberimiz (sav), Hz. Ebu Bekir (ra)’e hicret yolculuğu için hazırlık yapmasını söyledi.
Müşriklerin korkunç kararı Peygamberimiz (sav)’e Cebrail (as) aracılığıyla bildirildi. Peygamberimiz (sav), yanında bulunan müşriklere ait emanetleri Hz. Ali (kvc)’ye vererek sahiplerine ulaştırmasını istedi. Yolculuk gecesi yatağına Hz. Ali (kvc)’yi yatırdı. Bu arada müşrikler de evini sarmışlardı. Peygamberimiz (sav) onların arasmdan Yasin Sûresi’ni okuyarak geçip gitti. Müşrik savaşçılar, onu göremediler. Sabah olunca, Peygamberimiz (sav)’in yatağında Hz. Ali (kvc)’yle karşılaşmanın şaşkınlığını yaşadılar. Peygamberimiz (sav) geceleyin Hz. Ebu Bekir (ra)’le beraber Mekke’ye birbuçuk saat mesafedeki Sevr dağına giderek bir mağaraya sığındı.
Peygamberimiz (sav)’in evden çıktığı müşriklerce anlaşılınca her tarafı aramaya başladılar. Zengin müşrikler onu bulana büyük hediyeler vaat ettiler. Peygamberimiz (sav)’i arayanlar izleri takip ederek onların gizlendikleri mağaranın önüne kadar geldiler. Onların seslerini duyan Hz. Ebu Bekir (ra), endişelendi. Peygamber Efendimiz (sav):
- “Üzülme, Allah bizimle beraberdir,” diyerek onu sakinleştirdi.
Bu arada, mağaranın ağzına bir örümcek ağ yapmış, büyüyen bir ağacın dalına da bir güvercin yuvasını konduruvermişti. Müşrikler bu manzarayı görünce; buraya yakın zamanda kimse girmiş olamaz, diyerek mağarayı aramadan geri döndüler.
Peygamberimiz (sav), bu mağarada üç gün kaldıktan sonra, yol arkadaşı Hz. Ebu Bekir (ra)’le birlikte Medine’ye gitmek üzere yola çıktı. Onları takip etmekte olan Süraka bin Müdlic adındaki bir savaşçı izlerini buldu. Onları görünce, alacağı büyük ödüllerin heyecanıyla saldırdı. Atının ayağı sendeledi ve Süraka kendini yerde buldu. Fakat, toparlanarak yeniden saldırıya geçti. Bu kez atının ayakları kuma gömülmeye başladı. Anladı ki, Hz. Muhammed (sav) korunuyor. Korkuya kapıldı ve pişman oldu. Peygamberimiz (sav)’den af diledi. O da onu affetti. Süraka geriye dönerek arkadan gelenleri, “ben buraları aradım, kimseler yok” diyerek geri çevirdi. Süraka daha sonra müslüman olmuştur.
Peygamberimiz (sav) bir hafta süren tarihi ve mucizevî yolculuğunu nihayet tamamlayarak Medine yakınlarındaki “Küba” köyüne ulaştı. Burada büyük bir sevgi ve coşkuyla karşılandı. Bu köyde on gün kalarak Küba Mescidini yaptırdı. Kendisi de bir işçi gibi mescit inşaatında çalıştı. Bu, ümmet-i Muhamnıed’in yaptığı ilk mescit olmuştur. Peygamberimiz (sav)’den üç gün sonra Mekke’den ayrılan Hz. Ali (kvc) de Küba köyünde onlara yetişti.