Peygamber Efendimiz Bu Kez de Annesiz Kaldı – 2

By | 12 Ağustos 2015

peygamber-efendimiz-bu-kez-de-annesiz-kaldi-2Bizlere yetimleri sevip sevindirmeyi öğüt veren Sevgili Peygamberimiz, Medine’yi bu ziyaretinde aziz babasının kabri başında yetimliğin acısını yüreğinde derinden hissetmişti.
Sonra Medine’den aynlıp Mekke’ye doğru yola çıkmışlardı. Henüz yolu yanlamamışlardı ki, sevgili annesi birden rahatsızlanmıştı ve Ebvâ adındaki köyde ne yazık ki vefat etmişti. O’nu canından çok seven annesi, vefat etmeden şu önemli sözleri söylemişti O’na:
- Camm Oğlum! Bil ki, her yeni eskir. Her yaşayan ölür. Her şey gelip geçer. Ben de öleceğim. Anladım bunu. Ama Senin gibi tertemiz bir evladı geride bıraktığım için mutluyum ve sevinçliyim. Sakın, sen üzülme!
Hangi çocuk annesinin gözleri önünde vefat etmesine dayanabilir ki!
Peygamber Efendimiz de derin bir acı duymuş ve aziz annesinin üzerine kapanmıştı. Alnından, ellerinden öpüp koklamış ve uzun süre öylece hıçkıra hıçkıra ağlamıştı. O’nu, o an sadece dadısı Ümmü Eymen teselli etmeye çalışmıştı:
- Üzülme… ağlama… Canım Muhammed’im (sav). Allah’ın takdiri bu. O’nun hükmüne karşı boynumuz kıldan ince. Can da O’nun, mal da. Her şey bize emanet. Emaneti nasıl verdiyse öyle de alır Sahibi.
Gözyaşları arasında dadısına cevap vermişti:
- Sevgili dadıcığım! Bu yaşıma kadar babasız büyüdüm. Baba sevgisi nedir tatmadım. Şimdi de annesiz yaşayacağım.
Onun şefkatinden yoksun kalacağım. Anne yüzü hiçbir zaman unutulmaz ki!
Bu anlamlı sözleriyle, dersini hocasından alan bir öğrenciyi andırıyordu. Evet her şeyi O’na öğreten bir Zât vardı. O, insanlara gönderdiği bütün Peygamberleri terbiye eden ve yetiştiren, koruyup kollayan Yüce Allah’tı.
Ve, sevgili annesini orada elleriyle toprağa gömüp dadısıyla Mekke’ye gelmişti. Yıllar sonra da bir gün Medine’den Mekke’ye gittiğinde, Ebvâ Köyünden geçerken aziz annesinin kabrine uğramış, toprağını elleriyle düzeltmiş ve bir kez daha göz yaşı dökmüştü. Bu sefer göz yaşı dökerken yalnız değildi, etrafındaki sahabiler de O’na eşlik etmişlerdi. Neden ağladığını merak edip sorunca da; “Annemin benimle ilgili şefkat ve merhametini düşündüm de ondan..” demişti.
Sevgili Peygamberimiz, o yaşından itibaren artık hem yetim, hem de öksüzdü. Ama öksüz ve yetimler sahipsiz değildir. Hele O, hiç sahipsiz olamazdı. O’nun ve tüm yetim ve öksüzlerin sahibi ve koruyucusu Yüce Allah’tı. Ömrü boyunca da, onu hep koruyup kolladı. “Rabbin, Seni yetim bulup da barındırmadı mı?” âyeti O’nun (sav) bu halini hatırlatır bize.
Sevgili Peygamberimiz, anne-babaya saygı ve onların hak ve hukukunu korumada son derece titizdi. Zira O (sav), Allah’ın verdiği emre göre hareket ediyor ve söz söylüyordu. Allah’ın bu konudaki emirlerinden sadece bir kaçı ise şöyleydi:
“Allah’a kulluk edin, Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya iyi davranın!”
“Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret, diye tavsiyede bulunmuşuzdur…”
“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan bir veya ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine ”of!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.İkisine de acıyarak alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger (onlara karşı alçak gönüllü ol). Ve: ‘Ey Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl (acıyıp) yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) acı’ diyerek duâ et!”