Dört Mezhebe Göre Hac – 33

By | 6 Ağustos 2015

dort-mezhebe-gore-hac-33 - Bir kimseyi düşmanı Arafat vakfesinden veya tavaftan veya sa’yden alıkoyacak olsa, o kimseye bu görevleri yapmak üzere başka bir yol varsa (o yol) uzak olsun, yakın olsun gerekeni yapması gerekir ve henüz ihramdan çıkmaz. Bu ikinci yolu tutmasına rağmen hac ile ilgili o görevi (yetişemeyip) kaçırırsa veya başka bir yol bulamazsa umreden sonra ihramdan çıkar. Ebu Hanife’ye göre Arafat vakfesinden ve (Mina’da) gecelemekten birlikte alıkonmuş ise ihramdan çıkar. Sadece birisinden alıkonmuşsa ihramdan çıkmaz. İbn-i Abbas’tan gelen rivayete göre hac görevini engelleyen düşman kâfir değilse ihramdan çıkmaz.

- Ihsar durumunda ihramdan çıkmak ancak niyet, kurban ve tıraş ile gerçekleşir. Ebu Hanife:“Bu durumda kurban kesmek ancak haremde olur. Bir kimse ile anlaşır, ona Mekke’de kurban keseceği vakti belirler ve ancak o vakitten sonra ihramdan çıkar” demiştir. Malik’e göre bu kimse ihramdan çıkar ve kendisine bir şey gerekmez.

- Ihsar durumunda ihramdan çıkan kimsenin haccı farz idiyse bu haccı kaza etmek gerekir mi?
Şafîi’nin bu hususta iki kavli olup bunların makbulü kazanın vacip olmasıdır. Ebu Hanife, Malik ve Ahmed b. Hanbel’den meşhur olan kazanın vacip olmamasıdır. Malik’ten gelen bir diğer rivayete göre ihrama girdikten sonra farz haccı eda etmesine engel olunan kimseden farz düşer.
İhsar durumunda haccı nafile olan kişiye Malik ve Şafiî’e göre kaza yoktur.Ebu Hanife’den bir diğer rivayete göre şöyle demiştir: “İhsar durumunda hac farz olsun, nafile olsun kaza gerekir.”

Ahmed b. Hanbel’den her iki mezhebe de uyan iki rivaye: vardır.