Author Archives: Editör02

Allah’a Şirk Koşma

GizliŞirktenKurtulmakİçinAbdullah ibn Mes’ud (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Bir şeyi Allah’a şirk koşarak ölen kimse cehenneme girer. Bir şeyi Allah’a şirk koşmadan ölen kimse de cennete girer.”
Câbir b. Abdullah (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Allah’a bir şeyi şirk koşmadan kavuşan kimse cennete girer. Allah’a bir şeyi şirk koşarak kavuşan kimse ise cehenneme girer.”

Yıldızlardan Hüküm Çıkarma/Astroloji İlmi

Yıldızların Ve Burçların Padişahın Kudretine TeşbihiAbdullah ibn Abbâs (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Allah’ın zikrettiği dışında yıldızlar (Astroloji) ilminden bir bölüm alan kimse, sihirden de bir bölüm almış olur. Müneccim, kahindir. Kahin, sihirbazdır. Sihirbaz da kafirdir.”
Bu hadiste yasak kılman yıldızlar ilmi, yıldızların hareket ve durumlarından iterde vuku bulacak olayları bildiğini iddia edenlerin meşgul oldukları şeylerdir. Çünkü bir takım kimseler, yıldızların hareket ve durumlarından ileride falan ve filân olayların meydana geleceğini, eşya fiyatlarının yükseleceğini, kıtlık olacağını, savaş ya¬pılacağını ve yapılmayacağını bildiklerini iddia ederler. Oysa ilerde vuku bulacak şeyleri ve olayları ancak Allah bilir. Gaybtan haber vermek, kehânette bulunmak ve kâhinleri doğrulamak küfürdür.
Rasathane uzmanlarının bir takım gözlem ve hesaplamaları neticesinde kamerî ayların başlangıcını, hilâlin görülmesini tesbit etmeleri ve ay veya güneşin tutulması zamanını tâyin etmeleri, meteorolojik âletler ve hesaplamalar neticesinde hava durumu hakkında tahmin veya bilgi vermeleri, yasaklanan yıldız ilminin kapsamına girmez.

İlmi Gizlemek

İlim Bu Yolda PerdedirEbu Hureyre (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Bir kimse kendisinden sorulan bir meseleyi gizleyip cevap vermezse, kıyamet günü ateşten bir gemle gemlenir.”

Ebu Hureyre (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Bir kimse kendisinden sorulan bir meseleyi gizleyip cevap vermezse, Allah, kıyamet günü o kimseyi ateşten bir gemle gemler.”
Müslümanlar, kesin olarak bildikleri bir meseleyi bir ihtiyaca dayanarak soran kimselere açıklamakla mükelleftirler. Bu hususta bildiklerini açıklamayanlar manevi cezaya müstahak olurlar. Yalnız soruyu soran kimse, güzel bir maksatla değil de kötü amaçla soru soruyorsa bu tür soruya cevap verip vermemekte kişi serbesttir.

Kur’an Hakkında Şahsi Görüşle Hüküm Vermek

Kuran-ı Kerim Okurken Dikkat Edilmesi Gereken EdeplerAbdullah ibn Abbâs (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Benden, bildiğiniz hariç hadis rivâyet etmekten sakının. Kim benim üzerime bile bile kasten yalan söz uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın. Kim de Kur’an hakkında hiçbir dayanağı olmaksızın sadece kendi görüşüne dayanarak söz söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın.”
Cündub (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

Yüce Allah’ın kitabı üzerinde sırf kendi görüşüne dayanarak söz söyleyen kimse, isabet etse bile yine de hata etmiş olur.”
Hadis; tefsir için gerekli olan ilimleri ve bilgileri öğrenmeden ve tefsir alimlerinin görüşlerine bakmadan, sırf kendi aklına geldiği şekilde Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin lafızları ya da manaları hakkında açıklamalar yapan kimselerin bu açıklamalarında tesadüfen isabet etmiş olsalar yine de hata etmiş olduklarını haber vermektedir.
Sırf kendi akıllarıyla Kur’an-ı Kerim âyetlerini tefsire kalkan kimselerin, bu hususta yeterli bilgiye sahip olmadıkları için, yaptıkları açıklamalarda hataya düşmeleri kaçınılmazdır. Böyle iken Kur’an-ı Kerim’i tefsire kalkışmaları demek, Kur’an-ı Kerim’i keyiflerine göre tefsire yeltenmeleri demektir ki bu, Allah’a karşı bir cürettir. Böylesi bir kimse yapmış olduğu açıklamalarda isabet etmiş bile olsa, Allah’a karşı cürette bulunmayı göze aldığı için, dağların ve taşların bile altından kalkamayacağı büyük bir günah işlemiş demektir.
Hafız Suyûtî’ye göre; hadisteki bu tehdit, herhangi bir delile dayanmadan sırf kendi aklına dayanarak Kur’an-ı Kerim’i tefsir eden kimseler hakkındadır. Fakat bir kimsenin kuvvetli bir delile dayanarak Kur’an-ı Kerim âyetleri hakkında fikir beyan etmesinde bir sakınca yoktur.
Hafız İbn Hacer’e göre ise Kur’an-ı Kerim’i sırf kendi aklına dayanarak tefsir eden kimsenin isabet etmesi halinde bile hata etmiş sayılmasının sebebi, onun isabet etmek için gerekli hazırlığı yapmamış olması ve bu iş için şuurlu hareket etmemiş olmasıdır.
Fakat Kur’an-ı Kerim’in manasını ortaya çıkarmak gayesiyle şuurlu bir şekilde gerekli hazırlığı yaptıktan sonra âyetlerinin tefsirine girenler ise bunun tersinedir. Bunlar hata bile etmiş olsalar ecir alırlar. Çünkü bunlar hadlerini aşmamışlardır.

İlimsiz Fetva Vermek

cesitli-konularda-fetvalarEbu Hureyre (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallalâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Bir kimseye, ilimsiz olarak fetva verilirse bu fetva ile amel etmenin günahı, o fetvayı veren kimsenin üzerine olur. Kim de kendisine danışan din kardeşine bir iş hususunda gerçek olmadığını bildiği halde bir şeyi tavsiye ederse tavsiyede bulunduğu din kardeşine ihanet etmiş olur.”
Bu hadis, fetva mevkisinde oturup halka fetva veren ilim adamlarının titiz davranmalarını, bir hataya düşmemek için azamî derecede gayret sarf etmelerini istemekte ve yanlış fetva yüzünden halkın hatalı yola düşmesinin bütün sorumluluğunun fetva verene ait olduğunu bildirmektedir. Tabii ictihad mertebesine ermiş olan müctehidin ictihad dolayısı ile işleyebileceği hata bunun şümulüne girmez. Fakat ictihad şartlarına haiz olmadığı halde kendisine ictihad süsünü verip yanlış fetva verenler veya müctehid fıkıhçıların fetvalarını iyice tetkik etmeden onlar namına yanlış bilgi verenler veya onların bırakmış oldukları fıkıh kitaplarından fetva çıkarmak verilmiş olan fetvayı öğrenmek için ilmi kudrete haiz olmadan cahilane fetva verenlerin hepsi bu hadisin şümulüne girerler.
Fetva vermek mevkiindeki şahsın yetersizliğini ve yanlış fetva verebileceğini bile bile müracaat eden kişinin, ehliyetsiz olduğunu bildiği adamın fetvası ile amel edemiyeceği ve amel etmesi halinde sorumluluk altında kalacağı gayet tabiidir. Aslında fertlerin ve toplumların böyle cahillere başvurmak ve onları fetva mevkinde saymakla günaha girmiş oldukları bu hadisten anlaşılmaktadır.

- ‘Doğrusu Allah, ilmi insanlardan çekip çıkarmaz. Fakat ilmi, alimleri almakla kaldırır. Nihayet hiçbir alim bırakmadığı zaman insanlar bir takım cahilleri başkanlar edinirler. Onlara soru sorulur. Onlar da ilimsiz oldukları halde fetva verirler. Bu suretle hem saparlar ve hem de saptırırlar’ buyururken işittim.”

Allah Rızası Dışında İlim Talep Etmek

İlim (Bilmek)Ka’b b. Mâlik (radıyallâhu anhfdan rivâyet edilmiştir:
“Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim:
Allah, sırf alimlerle tartışıp boy ölçüşmek veya halkın ayak takımı kimseleriyle mücadele etmek yada insanların dikkatini üzerine çekmek için ilim öğrenen kimseyi cehennem ateşine sokacaktır.”

Allah Rızası Kazanılan İlmi Sırf Menfaat İçin Öğrenmek

İlim Bu Yolda PerdedirEbu Hureyre (radıyallâhu anh)dan rivâyet edildiğine göre Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Kendisiyle Allah rızası kazanılan bir ilmi, sırf dünya ile ilgili bir menfaat elde etmek için öğrenen bir kimse; kıyamet günü cennet kokusunu bulamayacaktır.”
Abdullah ibn Ömer (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Kendisiyle Allah rızası kazanılan bir ilmi başka gayelerle öğrenen veya ilimle Allah rızasından başka şeyleri isteyen kişi cehennemdeki yerine hazırlansın.”
Ka’b b. Mâlik (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Rasulullah (sallalâhu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim:
Allah, sırf alimlerle tartışıp boy ölçüşmek veya halkın ayak takımı kimseleriyle mücadele etmek yada insanların dikkatini üzerine çekmek için ilim öğrenen kimseyi cehennem ateşine sokacaktır.”

Rasulullah Üzerine Yalan Söz Söyleme

Rasulüllah'ın (sav) diğer dedeleri Hz. Ali (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasulullah (sallalâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Benim üzerime yalan uydurmayın. Çünkü kim benim üzerime yalan uydurursa, cehennemi boylar.”
Muğîre b. Şu’be (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Rasulullah (sallalâhu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim:
Benim üzerime söylenen bir yalan, başka bir kimse üzerine söylenen yalan gibi değildir. O halde kim benim üzerime bile bile kasten yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın.”
Seleme ibnu’l-Ekva’ (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Rasulullah (sallalâhu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim:
Kim benim söylemediğim bir sözü bana nispet ederek söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın.”
Semure b. Cündub (radıyallâhu anhj’dan rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Kim yalan olduğunu bilerek veya zan ederek bir hadisi benden rivâyet ederse, iki yalancıdan birisi de odur.”
Hadis, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) üzerine yalan hadis dayandıran yada söz söyleyen kimseyi kınamaktadır. Cenab-ı Hak, bu kimseye, hak ettiği cezayı dilerse verir veya dilerse affeder. Böylelerinin muhakkak surette Cehenneme gireceklerine kesinlikle hükmedilemez. Çünkü küfürden ve şirkten başka büyük günah işleyenler hakkında verilecek hüküm budur. Bunlar, Cehenneme girecek olsalar bile orada ebedi kalmazlar. Zira Tevhid dini üzere ölen bir kimse Cehennemde ebedi kalmaz.
Yalan; ister kasten, ister kasıtsız olsun bir şeyi olduğunun aksine haber vermektir. Çünkü yalan, bazen kasten ve bazen de kasıtsız söylenmemiş olsa da, Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi’ve sellem): “Kasten yalan söz söylerse” diye kayıt koymazdı. Sadece unutan ile yanılan kimselere günah yoktur.
Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) üzerine yalan uydurmak, pek büyük bir günah ve çok çirkin bir iftiradır. Çünkü bu, İslam’ın temellerini yıkmaya, dinin hükümlerini bozmaya kadar varır. Onun için sahabilerden bir zümre, eksik veya fazla kelimeye meydan vermekten korkarak çok hadis rivâyet etmekten kaçınmışlardır.
Bazı rivâyetlerde; daha Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in sağlığında ona yalan söz dayandıranlar çıkmış olsa bile, hadis uydurma, bir hareket olarak, h. 34-35 yıllarında başladığını söyleyebiliriz.
Çeşitli zamanlarda, bidatçiler çıkmış ve bunlar; çalışmalarını, ideolojilerini ve düşüncelerini haklı göstermek için yalan hadis uydurmuşlar; bazı fıkıhçılar ise sırf mezheplerini ve düşüncelerini savunmak için kitaplarında uydurma hadislere yer vermişler; bazı zahid ve tasavvufçular ise insanları salih amellere teşvik etmek için, ya yalan hadis uydurmuşlar yada yalan hadislere yer vermişler; zındık yada din düşmanları, çıkarları için yada İslam’a zarar vermek için hadis uydurmuşlar; kıssacılar ise ya devlet adamlarına yaranabilmek için yada maddi kazanç elde etmek için hadis uydurmuşlar; bazıları da halk arasında bilgiçlik taslamak için hadis uydurmuşlardır.

Allah İçin Tevazu Göstererek Süsü Terk Etmek

asiri-süslenmekMuâz b. Enes (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Kim gücü yettiği halde Allah için tevazu göstererek kıymetli elbiseler giymeyi terk ederse, Allah kıyamet gününde herkesin önünde onu çağırarak iman elbiselerinden hangisini dilerse giymesi için onu serbest bırakacaktır.