“Annene İyilik Yap!”

By | 13 Ağustos 2015

annene-iyilik-yapPeygamber Efendimiz, anne ve babalarımıza son derece saygılı olmamızı, onlara her zaman iyi davranmamızı ve onlara iyilikte bulunmamızı biz Müslümanlara defalarca tavsiye etmiştir. Bu konudaki emir ve tavsiyelerini içeren yüzlerce olaydan sadece bir kaçını sizlere hatırlatmakla yetineceğim. Evet Peygamber Efendimiz baba sevgisinden, anne şefkatinden yoksun yetişip büyümüştü. Ama, anne ve babanın insan hayatında ne denli kıymetli varlıklar olduğunu çok iyi biliyordu. Müslümanlara da anne ve babalarına saygıda kusur etmemeleri konusunda öğütler veriyor ve sıkı sıkıya uyarıyordu. Yüce Allah’ın emirlerine aykırı olmamak şartıyla, anne ve babaya saygılı davranmanın, isteklerini yerine getirmenin, bir evladın en önemli görevleri arasında sayıyordu.
Bir gün sahabelerinden biri huzuruna gelerek sordu:
- Ey Allah’ın Resûlü! Yüce Allah, daha çok hangi iş ve davranıştan hoşnut olur?
- Vaktinde namaz kılmak(tan), dedi.
Sahabe :
- Sonra hangisinden, ey Allah’ın Resulü? dedi.
- Ana-babaya iyilik etmekten…
Sahabe tekrar sordu:
- Sonra hangisinden?
- Sonra, Allah yolunda cihat etmekten, buyurdu.
* * *
Yine bir gün Müslümanlardan biri:
- Ey Allah’ın Resûlü! İnsanlar arasında, iyilik yapmama, kendisine iyi davranmama en çok layık olan kimdir? diye sordu.
- Annendir, diye cevap verdi.
- Sonra kimdir?
- Annendir!
Adam, yine sordu:
- Sonra kimdir?
- Yine annendir, buyurdu.
Adam:
- Sonra kim gelir? diyerek dördüncü kez sorusunu tekrarladı.
Sevgili Peygamberimiz bu kez:
- Babandır, diye cevap verdi.
Peygamber Efendimizin önemli talebelerinden biri olan Ebu Hüreyre hazretlerinin başından geçen şu olay da konuyla ilgisi bakımından anlamlıdır.
Sevgili Peygamberimiz, Müslümanlara Hayber’in fethi için hazırlanmalarını emretmişti. Bunu duyan Hz. Ebu Hüreyre derhal evine koşmuş ve annesine:
- Savaş hazırlığımı yap. Zira, Allah Resûlü “cihada hazırlanın” emrini verdi, demişti.
Annesi yaşlıydı.
- Beni yalnız başıma bırakıp savaşa gideceksin, öyle mi? diyerek hoşnutsuzluğunu belli etti.
Hz. Ebu Hüreyre:
- Ama, anneciğim, dedi adeta yalvararak. Ben, Allah Resulü’nden ayrılamam ki!
Kararlı olduğunu görünce annesi:
- Gidersen, emzirdiğim süt sana haram olsun, diye yemin etti. Ardından bir yolunu bulup durumu Sevgili Peygamberimize bildirdi.
Peygamber Efendimiz:
- Sen merak etme ve evine dön. Ben, gerekeni yaparım, diyerek yaşlı kadını rahatlattı.
Bir süre sonra Hz. Ebu Hüreyre çıka geldi. Ancak, Sevgili Peygamberimizin kendisinden yüz çevirdiğini gördü. Son derece üzüldü.
- Ey Allah’ın Resûlü! Görüyorum ki benden yüz çeviriyorsunuz. Belli ki size bir şeyler söylenmiş.
- Evet, dedi Peygamberimiz. Sen, annesinin göğüslerini açarak, “ gidersen sütüm sana helâl olmasın” diye üzerine yemin ettiği birisin.
Ardından da Ebu Hüreyre ve etrafında bulunan Müslümanlara şöyle dedi:
- Yoksa, sizden biri anne-babasının yanında bulununca Allah yolunda olmadığını mı sanıyor? Aksine, kim onların gönlünü alır ve onlara karşı görevlerini yerine getirirse, Allah yolunda düşmanla savaşmış sayılır. (Savaşmış gibi sevap alır)
Ebu Hüreyre hazretleri der ki: “Bu söz üzerine annem vefât edinceye kadar iki yıl bekledim ve savaşa katılamadım.”
Görülüyor ki, anne hakkı oldukça önemli ve ödenmesi de pek kolay değil. Yine adamın biri Sevgili Peygamberimize gelerek sormuştu:
- Ey Allah’ın Peygamberi! Ben, alev alev yanan kızgın bir çölde annemi sırtımda iki fersah (yaklaşık on kilometre) taşıdım. Acaba üzerimde olan hakkını ödedim mi?
- Belki, bir defası için ödemişsindir, diye cevap verdi.
Anne babaya güzel davranıp iyilik etmek, bizzat Peygamberimizin ifadeleriyle, Yüce Allah’ın sevdiği davranışların başında yer alıyor. Özellikle “Annene” deyip anneye iyilik etmenin üzerinde durmasının da ayrı bir önemi var. Annemiz, gebelik döneminde bizi karnında bin bir zahmetle taşır… doğum anında dayanılması zor sancılar çeker… doğurduktan sonra da bir süre bizi sütüyle besler… ömrü boyunca da üzerimizde şefkatiyle “yavrum!” diyerek titrer. Ayrıca annemizin ilk terbiyemizde önemli rol oynadığını da unutmamalıyız.
Bu bakımdan babamıza saygımızda kusur etmememiz gerektiği gibi, annemizi de çok sevmeli, saymalı ve onu asla
uzmemeliyiz.
Ayrıca Sevgili Peygamberimizin, “Cennet annelerin ayakları altındadır” buyurduğunu nasıl unutabiliriz?
Günümüzde anne-baba ve evlatlar arasında yaşanan proplem ve huzursuzlukların temelinde, hiç şüphe yok ki Yüce Allah’ın ve Sevgili Peygamberimizin bu konudaki emir ve tavsiyelerinin kulak ardı edilmesi yatar. Gazetelerde ve diğer iletişim araçlarında her gün sokaklara terk edilen ya da evden kovulan yaşlı anne ve baba olaylarıyla ilgili haberler okuyor, duyuyor ve görüyoruz. İçimiz yanarak, neden ve niçin nesillerimiz böylesine acımasız hale geldi, diye kendimize sormadan da edemiyoruz.