Monthly Archives: Mayıs 2015

İman Ne Demektir?

iman-ne-demektirİmanın sözlük manası:

“Mutlak tasdik ve kabul” demektir. Tasdîk, tereddütsüz inanmak ve kesin kabul etmektir.
îmânın sözlük ma’nâsmda; “Kötü âkibetten (gelecekten) emîn olma, kendisini güvende hissetme, emniyet ve güven içinde olduğuna kuşkusuz inanma anlamı” vardır.
îmân kelimesi; “emn: elif,mim,nun” kökünden alınmıştır. “emn”, emîn olma, güvende olma anlamında; korkunun zıddı ve karşıtı bir kelimedir.
îmânın sözlük anlamında bulunan “Kötü âkibet (gelecekten) emîn ve güvende olma” gerçeği, âhiretle ilgili işârettir. Çünkü îmân sâhibi mü’minler, âhiret korkularından emîn ve güvende olan kimselerdir. Onları îmânları âhiretin helâk edici ateş azâbından, kabir azâbmın şiddetinden koruyup kurtaracaktır. îmânları onları (mü’minleri) cennete erdirecektir.
İslâmî bir terim olarak îmân: “Allâh’a ve Allâh’m Peygamber’i Hazret-i Muhammed (aleyhisselâm’ın) Allâh tarafından getirip haber verdiği emir ve yasaklann hepsinin hak ve doğru
olduğuna kalb ile tasdîk (kabul) ve dil ile ikrar etmek (söylemek)” demektir.

Peygamberim Uludur (Şiir)

peygamberim-uludur-siirPeygamberim uludur, Abdullah’ın oğludur
Güzel adı; Muhammed yolu; Allâh yoludur.
Annesi Âmine, Nûr yağdı cân evine;
Gördü tatlı rüyalar, İmrendi gök, zemine.
Hak, dindirir her yası, dedesiyle amcası,
Hemen kanat gerdiler, büyüdü gül goncası
Kırk yaşma değince, Peygamberlik verildi,
Allâh birdir! deyince, putlar yere serildi!

Herkes kördü, sağırdı, Gelin! diye bağırdı
Hakkın doğru yoluna, insanları çağırdı.
Doğdu Hakkın güneşi, doğmadı hiç bir eşi,
Beş yüz yetmiş bir yıl söndü şirkin ateşi.
Bastı altı yaşma, kaldı bir tek başına,
İnci gibi annesiz! üzüntüler boşuna,
Sürü sürü güraha, karşı duran O oldu,
İnsanları felaha, kavuşturan O oldu
Yirmi üç yıl didindi, taşı yastık edindi;
Aydınlattı cihanı, getirdiği Hak din’di.
Altmış üç yıl yaşadı, Alnı açık, yüzü ak;

Bütün dünyada ancak! anılıyor pâk adı.

Peygamber Efendimiz Çocuklarını Mehdi İle Teselli Ederdi

peygamber-efendimiz-cocuklarini-mehdi-ile-teselli-ederdiPEYGAMBERİMİZİN SON GÜNLERİYDİ.
Hastaydı…
Babasının hastalığı ağırlaştıkça, dünyada kalan tek yavrusu Hz. Fatıma’nm, üzüntüsü ve gözyaşları da artıyordu.
Endişeleniyordu…
Korkuyordu Fatıma. Babasızlık korku olarak düşmüştü yüreğine.
Fatıma, babasının başucunda yüksek sesle ağlıyordu.
Resulullah (s.a.v.) ona doğru bakarak sordu:
“Ey habibem (dostum) Fatıma, niçin ağlıyorsun?”
Fatıma: “Senden sonra helak olmaktan korkuyorum” dedi. Bunun üzerine, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ey habibem, bilmiyor musun, Allah Teala yeryüzüne bir defa nazar etti ve içinden senin babanı seçti ve babanı risaletiyle görevlendirdi. Sonra tekrar yeryüzüne nazar etti ve (insanlar arasında) senin eşini seçti ve seni onunla evlendirmemi bana vahy etti.
Ey Fatıma! Biz öyle bir Ehl-i Beyt’iz (bir aileyiz) ki, Allah bizlere önceki ve sonraki insanlardan hiçbirine vermediği yedi özellik vermiştir:
Ben, Allah yanında Hatem-ün Nebiyyin ve Ekrem-un Nebiyyin’im (yani peygamberlerin sonuncusu ve en üstünüyüm) ve mahlukat arasında Allah’ın en çok sevdiği (kul) benim ve ben senin babanım.
Benim vasim, vasilerin en üstünü ve Allah’ın en çok sevdiği vasidir ve o da senin eşindir.
Meleklerle birlikte cennette iki yeşil kanatla uçacak olan bizdendir; o da babanın amcasının oğlu ve kocanın kardeşidir.
Bu ümmetin iki torunu da bizdendir; onlar da senin çocukların Haşan ve Hüseyin’dir; onlar cennet ehlinin gençlerinin efendileridirler. Ve beni hak üzere gönderene ant olsun ki, onların babası onlardan daha üstündür.
Ey Fatıma! Beni hak üzere peygamber olarak gönderene ant olsun ki, bu ümmetin Mehdi’si de o ikisindendir (Haşan ve Hüseyin’in soyundandır). Öyle ki dünyayı kargaşalık sarar ve fitneler baş gösterir, yollar kesilir, insanlar birbirlerine saldırırlar, ne büyük küçüğe merhamet eder ve ne de küçük büyüğe saygı gösterir; böyle bir zamanda Allah bu ikisinin soyundan sapıklık kalelerini ve kilitli kalpleri fethedecek birini gönderir. Benim dini ilk zamanda hakim kıldığım gibi, o da dini ahir zamanda hakim kılar ve (o gelmeden önce) dünya zulümle dolduğu gibi (o dünyayı) adaletle doldurur.
Ben Rabb’imden istedim ki, Ehl-i Beyt’im arasında bana kavuşacak olan ilk şahıs sen olasın.”
Peygamberimiz, kendisinden sonra fitnelere düşmekten korkan kızını, soyundan gelecek Mehdi ile teselli eder.
Sevgili babanın son isteği, ailesinden ona ilk kavuşacak olanın kızı Fatıma olması dileği hemen gerçekleşir. Bir rivayete göre 6 ay, bazı rivayetlerde de yetmiş beş gün içerisinde Hz. Fatıma, babasına kavuşur.
O her konumda çocuklarını teselli eden Refik ismiyle onlara arkadaş olan bir Babaydı (a.s.m.)…

Peygamber Efendimiz Kardeşler Arasında Birliği Sağlardı

peygamber-efendimiz-kardesler-arasinda-birligi-saglardiPEYGAMBERİMİZ KARDEŞLER arasında birlikteliği sağlayan bir babaydı.
Ailede en önemli unsur birlik beraberlik içerisindeki muhabbettir. Peygamberimiz bu birlik, beraberlik ve muhabbeti çocukları arasında en güzel şekilde oluşturmuştu.
Kardeşler arasında birlik ve beraberliğin önemli şartlarından biri ve belki de en önemlisi ana babalarının bir olmasıdır. Peygamberimizin tüm çocukları -Hz. Mariye’den doğan İbrahim hariç- Hz. Hatice’den doğmuştu.
Yani ana ve baba birdi. Anne ve babanın aynı oluşu, kardeşler arasında muhabbet ve bağlılığı daha çok artırmaktaydı. Peygamberimizin diğer hanımlarıyla evliliklerinde çocuğunun olmamasının pek çok hikmetlerinden belki de en büyüğü buydu.
Küçük yaşta ölen Kasım ve Abdullah’ı bu çerçevenin dışına alırsak, dört kız kardeş arasında çok güçlü bir gönül bağının kurulmuş olduğunu görürüz.
Öyle ki Hz. Fatıma, iki kızına, iki kız kardeşinin adım vermiştir.
O, kardeşler arasındaki bağlılığa önem veren bir babaydı.
O birliği sağlayan bir babaydı…
O, kardeşler arasında birliği ve dirliği giderici şeylere fırsat vermeyen bir babaydı.
O, çocuklarına Vahid ismiyle yönelen bir Babaydı (a.s.m.)…

Babalar Çocuklarına Yol Gösterici Olmalıdır

babalar-cocuklarina-yol-gosterici-olmalidirÇOCUK, BABAYA SAYGI ve hürmetle görevlidir. Çocuk kayıtsız şartsız babaya saygı gösterecek, hürmet edecektir.
Doğrudur…
Fakat işin bir başka boyutu da vardır. Çocuk bu saygıyı nasıl ve kimden öğrenecek. Çocuk davranışları başkasından öğrenir. Ona nasıl davranırsanız size öyle dönüşüm yapar.
Hep çocukların babalara saygısı söz konusu edilir.
Nedense eğitimde, çocuklara saygılı davranan, onların şahsiyetini zedelememiş, onlara saygısız davranışın nasıl olduğunu öğretmemiş babalardan söz edilmez.
Peygamberimizin eğitim modeli farklıydı.
Saygılı çocuklar için, ilk önce çocuklara saygılı davranan bir baba olması gerekir.
İşte peygamberimiz böyle bir babaydı.
Saygısızlığı çocuklarına öğretmedi.
Onları, saygısız davranacak konumda bırakmadı.
Peygamberimiz bu konuyu çok önemserdi. Saygılı çocuk için, saygılı baba gerekir. Çocuğa saygıyı öğretirken en önemli model, bunu ona anlatan kendi davranışlarıdır.
O, bu davranış modelinde olan babaya da dua etmekteydi:
“Çocuğunun kendisine iyi davranmasında ona yardımcı olan babaya Allah rahmetini bol kılsın.”
Hiçbir çocuk saygısızlığı öğrenerek dünyaya gelmemektedir. Böyle bir ruh haleti de yok çocuğun. Burada peygamberimizin, özellikle babaya vurgusu çok önemlidir. Babaya saygısızlığa ahşan, baba ile arası açılan çocuğun, Allah ile de arası açılmakta ve Allah’a da saygısız olmaktadır.

Eğitimdeki bu püf noktayı bilen Peygamberimiz, dikkati annelere değil de babalara çekmektedir. Çünkü çocuk annesi ile problem yaşadığında hemen anne veya çocuk bu konuyu aşabilmektedir; ama baba ile çocuğun yaşadığı problemler genelde kin duygularına varabilmektedir. Özellikle de erkek çocuklarıyla babalar bu problemleri karşılıklı zıtlaşmaya kadar götürebilmektedirler.
Peygamberimizin bu duasına mazhar olabilmek için tüm babalar, çocuklarına yol gösterecek davranışlar içinde olmalıdır.
O çocuklarına Allah’ın Kemal sıfatıyla muhatap olan bir Babaydı (a.s.m.)…

Allah Yardım Eder

allah-yardim-ederGECEYDİ…
Yorgunluk gecenin kollarına bırakılıyordu.
Hz. Ali ile Fatıma, yatmak üzereydiler.
Allah Resulü, ansızın evlerine geldi. Kalkmak için hareket ettiler. Peygamberimiz ayakları ile bastırarak onlara izin vermedi. İkisinin arasına girdi. Peygamberimizin ayağı Hz. Ali’nin karnına değiyordu.
Peygamberimiz Fatıma’ya sordu:
“İhtiyacın nedir?”
Yeni savaş esirleri gelmişti.
Hz. Fatıma, gündüz babasının evine gitmişti. Durumunu Hz. Aişe’ye anlatarak savaş esirlerinden bir tane de kendine verilmesini istemişti. Değirmen döndürmekten kabaran elle-rini, su taşımaktan aşınıp yara olan omuzlarını, ihtiyacına delil olarak göstermişti.
Hz. Aişe, babaya, kızının durumunu anlatınca Peygamberimiz gece kalkıp kızına gelmişti.
Hz. Fatıma, cevap veremedi babasının sorusuna. Hz. Ali, onun yerine eşinin ihtiyacını söyledi. Eşinin ev işlerinde çek-tiği zorlukları anlatıp gelen esirlerden bir tane de ona verilmesini istedi.
Peygamberimiz kızına dedi:
“Ey Fatıma! Ehl-i Suffa ashabı, ihtiyaç içerisindeyken sana bir şey veremem. Evinin işlerini yap. Yatağa girince 33 Sübhanallah, 33 Elhamdülillah ve 34 de Allahu Ekber söyle toplam 100 yapar. Bu sana hizmetçiden daha hayırlıdır.”
Fatıma, babasının bu öğrettikleri karşısında,
“Allah’tan ve Allah Resulünden razıyım.” dedi.
Gece gelen baba, gece yapılacak bir tespih öğretmişti…
Gündüz iş yapacak köleye karşı, gece tespihi vermişti sevgili baba. Yüz tespihle Allah’ın yüz ismiyle yardımını öğretmişti.
O, sebepleri aradan kaldıran bir babaydı.
O, bana hizmetçi yardım etmedi, Allah yardım etti imani boyutunu çocuğuna öğreten babaydı. İşlerime melekler yardım etti gerçeğini kızına idrak ettiren bir babaydı.
O, hiçbir işte araya sebepleri sokmayan bir babaydı.
O, çocuklarını Müsebbibül esbaba (tüm sebeplerin sahibine) götüren Babaydı (a.s.m.)…

Dört Mezhebe Göre İstiska Namazı – 2

dort-mezhebe-gore-istiska-namazi-2-Yağmur için kılınan namazın hutbesinde ikinci hutbede hem cemaat, hem de imam için rida (ceket veya aba gibi giysi) nın ters giyilmesi müstehaptır. Bu Ebu Hanife dışındaki imamlara göredir. Ebu Hanife’ye göre bu müstehap değildir.
Ebu Yusuf a göre giysiyi tersine çevirme işi cemaat hakkında değil, imam hakkında meşrudur.

- Yağmur için (yapılan dua veya namazdan) ilk gün sonuç alınamazsa ikinci, üçüncü olarak (ayrı günlerde) tekrarlanır. Bunda ittifak vardır.

- (Dua ve namaz sonucu) fazla yağmurdan zarar meydana geliyorsa yağmurun kesilmesi için dua edilir. Bunda icma vardır.

Peygamber Efendimiz Çocuklarına Ümit Verirdi

peygamber-efendimiz-cocuklarina-umit-verirdiHER ŞEYDEN ÖNCE çocuklarını tercih ederdi. Öncelik sırası onlardaydı. Bir sefere gitse, önce onları özlerdi. Önce onlara hasret duyardı. Bir seferden dönecek olsa, önce onların kokusunu almak isterdi. İlk hasret soluklarını onlarla gidermek isterdi.
İlk kucakladığı yavruları olurdu. İlk ziyaret yeri, onların evi olurdu. Seferden dönünce mescitte kıldığı namazdan sonra Fatıma’sına giderdi.
O gelsin demezdi…
O giderdi her defasında.
Yine Fatıma’sının evindeydi.
Seferden yeni dönmüştü.
Fatıma’sı özlem dolu yüreği ile kucakladı babasını. Hasret gideren öpücüklerle koklarken babasını bir taraftan da ağlıyordu.
Sevgili baba, yavrusuna niçin ağladığını sordu. Fatıması’- nın cevabı gönlündeki hüznü dile getirdi:
“Ey Allah’ın Resulü! Rengini solmuş, elbiselerini çürümüş olarak görüyorum. Bundan dolayı ağlıyorum.”

Peygamberimiz yavrusunun gözyaşlarını silecek bir cevap verdi:
“Ağlama ey Fatıma! Allah, senin babanı öyle bir işle vazifelendirmiş ki yeryüzünde çamurdan yapılmış hiçbir ev, kıldan yapılmış hiçbir çadır ve hiçbir otağ kalmayacaktır ki Allah o işle oraya ya izzeti veya zilleti sokmasın. Öyle ki o, gecenin vardığı son noktaya varacaktır.”
O, ümit ve şevk dolu bir babaydı…
O, çocuklarına ümit veren bir babaydı…
O çocuklarına hedef gösteren bir Babaydı (a.s.m.)…

Dört Mezhebe Göre Küsuf Namazı – 3

-dort-mezhebe-gore-kusuf-namazi-3 Ay tutulmasında cemaatle namaz kılmak mekruh mudur? Hanefî ve Malikî’de cemaatle sünnet değildir, namaz yalnız kılınır. Şafiî ve Hanbelî’de sünnet olan güneş tutulmasında olduğu gibi cemaatle kılmaktır. Kıraat (okuma) da sesli olur.

- Güneş tutulmasında cemaatle namaz kılındığı gibi tek olarak da namaz kılınır. Bunda ittifak vardır. Sevrî ve Muhammed b. Hasen’e göre imam namaz kıldığı takdirde cemaat de onunla birlikte kılar. Ancak (imamla birlikte olmakla beraber) bu durumda herkes tek başına kılar.

- Zelzele, yıldırım düşmesi, gündüzün hava kararması gibi, güneş tutulması dışındaki olaylarda namaz kılmak Hanbelî dışındaki mezheplerde sünnet değildir. Hanbelî’de ise (adı geçen olaylar kabilinden) her olayda namaz kılınır. Hz. Ali’nin zelzele olduğunda namaz kıldığı rivayet edilmiştir.

Peygamber Efendimiz,Çocuklarına Sabretmeyi Öğretirdi

peygamber-efendimizcocuklarina-sabretmeyi-ogretirdiTOMURCUĞUNUN TOMURCUĞUYDU. Fatıma’sının üçüncü çocuğuydu Muhsin. Küçük çocuk, hastalığın kollarına düşmüş çaresizce yatıyordu. Sararıp solmuş, gözleri canlılığını kaybetmişti.
Sevgili anne, yavrusunun baş uçunda umut arayışlarındaydı. Duyguları gözyaşlarıyla yol buluyordu dışarıya…
Dualarla el uzattı Rabbine.
Dualarını gözyaşlarını katık yaparak sundu Rabbine…
Dayanağı, teselli kaynağı babasına haber ulaştırdı. Gelmesini istedi. Peygamberimiz yavrusu için, yavrusunu teselli etmeye yanında dostları Muaz b. Cebel, Ubey b. Ka’b, Ubade b. Samit ile birlikte kızına gitti. Peygamberimiz, sevgili toru-nunu görünce, durumu hemen anladı.
Fatıma’sının ellerinden tuttu. Onu Sabir olan Zat’a götürdü.
“Allah’ın verdiği ve aldığı her şey Allah’a aittir. Her canlının bir ömrü vardır. Sabret! Mükafatını Allah’tan bekle.” dedi.
Sonra küçük Muhsin’i kucağına aldı. Küçük yavrucağın kalp atışları hızlanmıştı. Çocuğun ıstırabını gören Peygamberimizin şefkat pınarlarından damlalar aktı. Orada bulunan dostu Ubade sordu:
“Sen de mi ağlarsın ey Allah’ın Resulü?”
Şefkat ve sevgi peygamberi buyurdu:
“Allah ancak merhametli kullarına acır.”
Muhsin, annesi Fatıma’yı ağlatarak cennete uçtu.
Sevgili Peygamberimiz, sevgili kızını yalnız bırakmadı. Gözyaşlarını sildi. Teselli etti.
Peygamberimizin sevgili tomurcuğu Fatıma’sı çile dolu bir hayata sahipti. Peygamberimiz, kızının bu çileli hayatının her safhasında ona destek oldu. Onu sabra alıştırdı. Onun her acısına sabırla destek oldu.
O, çocuklarının çile dolu hayatlarına güçlü bir duruşla duran, onlara, Allah’ın güçlü manasında olan Kavi ismiyle yönelen bir Babaydı (a.s.m.)…