Monthly Archives: Mart 2015

İğne Oyası Yazma Modelleri

iğne-oyası-yazma-modelleri-Tesettürlü bayanlar başlarını örtmek için farklı farklı başlıklar kullanmaktadırlar. Tesettürlü bayanların başlarını örtmek için kullandıkları başlıklara örtü, eşarp, şal, yazma, yemeni gibi isimler verilmektedir.

Bu eşyalar evin diçinde ve dışarıda kullanımına göre değişiklik gösterirler. Evden dışarı çıkarken, işe giderken ve gezmeye giderken pardesü, ferace, kap gibi giysilerin üstüne kullanılan başlıklara eşarp, şal, örtü denilmektedir.

Eve gelen misafirler arasında namahrem varsa bu gibi durumlarda yada günlük olarak evin içinde tesettürlü bayanların başlarını örtmek için kullandıkları başlıklara ise yazma ve yemeni denilmektedir.

iğne-oyası-yazma-modelleriYazma ve yemeniler ince pamuklu kumaştan kare şeklinde kesilmiş örtülerdir. Hafiftirler, kullanan bayanları rahatsız etmez, yakmaz, terletmez.

Evin içinde kullanılan bu yazma ve yemenilerin kenarları süslenir. El emeği göz nuru olan bu süsler bayanlar tarafından kendi elleriyle yapılır. Bu süsler iğne oyaları ile, tığ oyaları ile firkete oyaları ile daha bir çok çeşitte yapılır.

Süslemeler içinde en ağır duranı ve beğenileni İğne oyası yazma modelleridir. İğne oyası küçük dikiş iğneleri ile yapılan oldukça meşakkatli bir oya türüdür. Zor olmasına karşın İğne oyası yazma modelleri oldukçada güzeldir ve gören herkes tarafından beğenilir.

İğne oyası yazma modelleri her renkte yazma ve yemeniye rengarenk olarak yapılmaktadır.

 

Osmanlı Tuğrası Tablo

Tuğranın aslı oğuz lehçesinden gelen ”tuğrağ” şeklindedir. Zamanla bu kelime tuğra şekline dönüşmüştür. Tuğranın anlamı imza demektir. Osmanlı imparatorlarının yani padişahların imzası tuğraları ile atılmaktaydı. Her padişahın imzasının farklı olması açısından tuğrasıda farklıdır. Hangi padişahın tuğrası ise o padişahın tuğrasında kendi ismi bulunmakta idi. Tuğralar hat sanatı ile ustalar tarafından yapılmaktaydılar. Tuğralar tek idi aynı tuğradan başka bulunmamaktaydı.

osmanlı-tuğrası-tabloOsmanlı tuğrasının özel bir yapısı bulunmaktaydı. Özel bir şekil ile oluşturulan tuğranın bir çok kısımları bulunmaktadır. Osmanlı tuğrasının kısımları; tuğ, zülfe, hançer, sere, beyze olarak isimlendirilmiştir.

Osmanlı tuğrasının Sere kısmı, Tuğranın metin kısmıdır. Hangi padişaha aitse tuğra o padişahın kendi ismi ve babasının ismi ile han gibi sıfatları sere kısmında bulunmaktadır.

Osmanlı Tuğrası, o dönemde belgelerde, vesikalarda; tevki-i hümayun, nişan-ı hümâyun, nişan-ı şerif-i âlişan, misal-i meymun, alamet-i şerife, tuğra-i garra diye de isimlendirilmiştir.

osmanlı-tuğrası-tablo- Osmanlı tuğrası sadece imza görevi ile kullanılmamıştır. Osmanlı zamanında; ahidname, menşur, name-i hümâyun, mülknâme, ferman, vakfiye, berat vb. üzerine ve ortaya yazılan tuğra, sonraları; para, defter ve kâğıtların başına bir hanedan arması halinde bayraklarda, pullarda ve resmi yapılarda da kullanıldı.

Günümüzde ise Osmanlı Tuğrası Tablo, takı, aksesuar, giysi ve eşyaların üzerinde de kullanılmaktadır.

Her ebatta ve kalitede Osmanlı Tuğrası Tablolar mistik aksesuarlar ile Osmanlı devletini hatırlatan objeleri sevenler tarafından tercih edilmektedirler. Osmanlı Tuğrası Tabloları www.ihvan.com.tr online alış veriş mağazasından temin edebilirsiniz.

 

 

Namaz Kılmasını Öğreten Seccade

namaz-kılmasını-öğreten-seccadeSeccade en son hali ile sadece bir kumaş parçası olmaktan çıkıp ayrıca bilgi veren bir eşya haline gelmiştir. seccadenin en faydalı ve en teknolojik son versiyonuna Namaz kılmasını öğreten seccade denilmektedir.

Adından da anlaşılacağı gibi Namaz kılmasını öğreten seccade namaz kılmayı öğrenmek isteyen müslümanlara yardımcı olmak için üretilmiş bir eşyadır.

Namaz kılmasını öğreten seccade; bir adet seccade, bir adet namaz kılmasını öğreten cihaz, bir adet kulaklık ve bir adet şarz aletinden oluşan özel kutusunda set halinde satılmaktadır.

Namaz kılmasını öğreten seccadenin seccade parçası bildiğimiz sıradan seccadedir. Namaz kılmasını öğreten seccadenin cihazı namaz kılmasını öğreten kısmıdır. Bu cihaz içinde ki hafıza kartına beş vakit namazın sünneti farz ve vitirleri ile birlikte nasıl kılınacağı kaydedilmiştir. namaz-kılmasını-öğreten-seccade-Siz istediğiniz vakti seçip dinleyebilirsiniz. Bu cihaz içinde namazı öğretmenin dışında namaz duaları, namaz sureleri, tesbihler, ezan ve ezan duası, Yasin suresi de kaydedilmiştir. Böylelikle namaz tam anlamıyla öğrenilmiş olur. Namaz kılmasını öğreten seccade seti içinde bulunan kulaklığı cihaza bağlayarak tüm bu saydığımız bilgileri sessizce kimseyi rahatsız etmeden, yolculukta, seyahatte, iş yerinde, herhangi bir bekleme durumunda dinleyebilirsiniz. Namaz kılmasını öğreten seccade setinin son parçası şarzıdır. Şarz aleti cihazı şarz etmeye yarar.

Namaz kılmasını öğreten seccade www.ihvan.com.tr online alış veriş sitesinde bulunmaktadır.

Toptan Seccade Online Satış

toptan-seccade-online-satışÜzerinde namaz kılınılan yaygıya seccade denilmektedir. Seccade müslümanlara ait olan her mekanda bulunmaktadır. Her müslümanın evinde, iş yerinde, okulunda, yurdunda, arabasında, dükkanında, mağazasında, çantasnda aklınıza gelebilecek her yer de muhakkak seccade bulunmaktadır. Bireyler seccadeyi kendilerine yetecek kadar birer tane yada belli bir miktarda alırlar. Kurumlar ise seccade alımlarını çok adetli olarak toptan alırlar.

Toptan seccade online satışı yapılan yerler kurumlar, camiler, Kuran kursları, vakıflar, dernekler, cemiyet sahipleridir.

Kuran kursalarında okuyan yatılı kalan öğrencilerin namaz kılmaları için Toptan seccade online satışı yapılmaktadır.

Camilerde de  ibadet yapmaya, namaz kılmaya gelen cemaat için Toptan seccade online satışı yapılmaktadır.

toptan-seccade-online-satış-Vakıflar, dernekler ve diğer kurum ve kuruluşlar yaptıkları etkinliklerde hediye olarak seccade dağıtmaktadırlar. Bu yüzden bu tarz kuruluşlarada belli dönemlerde Toptan seccade online satışı yapılmaktadır.

Cemiyetlerde de toptan seccade alınarak dağıtılır. Cemiyet sahibi, doğum, vefat,  evlenme, sünnet, düğün, mezuniyet, ev alma gibi sebeplerdden yaptığı cemiyetinde Toptan seccade online satışıyla istediği miktarda seccade alır, cemiyetine gelen misafirlerine dağıtır.

Bu durumlar dışında kutlu doğum haftası gibi etkinliklerde ve ramazan ayında da hayır amaçlı Toptan seccade online satışıyla seccade alınıp dağıtılır.

Toptan seccade online satışının en uygun fiyatlarla yapıldığı www.ihvan.com.tr sitesinden temin edilebilmektedir.

Yeme ve İçme Adabı

yeme-ve-icme-adabi• Yemek yiyenin yemeden önce Besmele çekmesi ve yedikten sonra “elhamdülillâh” demesi güzel olur. İçerken de böyledir.
Çünkü bu, yemeğin bereketini artmr ve Şeytanı uzaklaştırır.

Zira sahabe, Hz. Peygamber’e (s.a.v.), “Ey Allâh’ın elçisi! Biz yiyoruz, yiyoruz, yine de doymuyoruz” demişlerdi. Bunun üzerine Allâh Rasûlü (s.a.v.),

“Ayrı ayrı yiyor olmayasınız” buyurdu. Onlar,
“Evet, ayn ayn yiyoruz” dediler. Hz. Peygamber (s.a.v.),

“Yemeği topluca yiyin ve Allah’ın adını anın ki yemeğiniz bereketlensin ” buyurdu.
Yine Câbir b. Abdullah, Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Bir kimse evine girerken ve yemeğini yerken Allah’ın adını anınca Şeytan, zürriyetine ‘Sizin burada ne kalacak yeriniz, ne yiyecek yemeğiniz var’ der. Eve girdiğinde Allâh ‘in adını anmazsa Şeytan, ‘Haydi bakalım, kalacak yeri buldunuz’ der. Adam, yemeğe oturunca Allah’ın adını anmazsa Şeytan ‘Ne mutlu size! Hem kalacak yer, hem yiyecek yemek buldunuz’ der. ”

Huzeyfe b. Yemân’ın (r.a.) şöyle dediği nakledilmiştir:

Allâh Rasûlü (s.a.v.) ile birlikte yemeğe oturduğumuzda O, elini uzatmadıkça biz uzatmazdık. Yine bir gün Allâh Rasûlü ile birlikte sofradaydık.
Bedevinin biri, arkasından itilircesine gelip yemeğe uzanmaya yeltendi. Allâh Rasûlü onun elini tuttu. Sonra bir câriye arkasından itilircesine gelip yemeğe uzanmaya yeltendi. Allâh Rasûlü (s.a.v.) onun elini de tuttu. Sonra şöyle buyurdu: “Şeytan, Allah’ın adının anılmadığı yemeği kendine helâl sayar. Şu bedevi ile birlikte yemek için geldi, elini tuttum. Sonra şu câriye ile birlikte gelip yemek istedi, yine elini tuttum. Canım elinde olan Allâh ’ayemin ederim ki (şimdi) onun eli, şu ikisinin eliyle birlikte benim elimdedir. ”

• Yemeğin başında Allâh’ın adını anmayı unutursa (hatırladığında) o>u ’¿y ¿11 pZu “Yemeğin başında ve sonunda Allâh’ın adıyla” demelidir.
Hz. Âişe’nin (r.a.) Hz. Peygamber’den (s.a.v.) naklettiği bir hadiste böyle buyurulmuştur.
• Yemeğe tuzla başlayıp tuzla bitirmek güzel olur.

• Lokmayı sağ eliyle tutup küçültmeli, iyice çiğnemeli ve hemen yutmamalıdır.

• Önünde tek yiyecek türü varsa ondan yer. Sofrada yiyecek çeşidi çoksa bir ondan, bir bundan yemesinde sakınca yoktur. Meyve yediğinde de böyledir.
• Yemeği üstünden veya ortasından değil, önünden yer.

• Tirit yiyeceği zaman üç parmağı ile yer ve yedikten sonra parmaklarını yalar (siler).
• Yiyeceğin ve içeceğin içine solumaz. Nefes vereceği zaman bardağı ağzından uzaklaştırır. Soluk alıp verdikten sonra bardağı yeniden ağzına götürür.

• Yemek yerken bir yere dayanmak mekruhtur.
• Ayakta yiyip içebilir. Bunun mekruh olduğu da söylenmiştir. Ancak oturarak yer içerse daha güzel olur.
• Su kabını oturanlardan birine vereceği zaman sağdan başlar.

 

Sol Elle Yapılacak İşler Nelerdir?

sol-elle-yapilacak-isler-nelerdirSol ise tiksinilen işleri yapmak, sümkürmek ve taharetlenmek gibi kir gidermek, burun temizlemek ve bütün kirli şeyleri yıkamak için kullanılır. Ancak sol elini kullanmakta zorlanan veya sol eli kötürüm veya kesik olduğu için kullanma imkânı bulunmayan kişiler bunları sağ elleriyle yapabilirler.

Tek ayakkabı ile yürünmez. Ancak ayakkabılarından birinin tasması (veya bağcığı) kopmuşsa [ya da ökçesi düşmüşse] tamir edilinceye kadar kısa süreliğine yürünebilir.

Birine mührünü veya mektubunu verirken onu sağ eliyle uzatmalıdır.

Kendinden daha değerli biriyle yan yana yürürken namazda imamıymış gibi onun sağında yürümelidir. Kendinden aşağıda biriyle yürürken ise onu sağına alıp solundan yürümelidir. Tükürük vb. şeylerden uzak durmak için her zaman sağda yürümenin güzel olduğunu söyleyenler de vardır.

Sağ Elle Yapılacak İşler Nelerdir?

sag-elle-yapilacak-isler-nelerdirTutacağı şeyleri sağ eliyle tutmak, sağ eliyle yiyip içmek, sağ eliyle tokalaşmak, abdest alırken, ayakkabı giyerken, elbise giyerken sağdan başlamak güzel bir davranıştır. Yine cami ve şehitlik gibi mübarek yerle¬re ve evlere sağ ayakla girilmelidir.

Birinin Evine Girerken İzin İstemek

birinin-evine-girerken-izin-istemek• Kişi, birinin evine girmek isteyince “Selâmün aleyküm, girebilir miyim?” diyerek izin istemelidir.
Çünkü nakledildiğine göre;

Âmiroğullan’ndan biri, Allâh Rasûlü (s.a.v.) evde iken onun huzuruna girmek için izin isteyerek, “Gireyim mi?” demişti. Bunun üzerine Hz. Pey-gamber (s.a.v.) hizmetçisine,

“Şu adamın yanma git de nasıl izin isteneceğini gösteriver” buyurdu. Hizmetçi adamın yanma vararak,
“Selâmün aleyküm, girebilir miyim? deyiver” dedi. Bunun üzerine adam, “Selâmün aleyküm, girebilir miyim?” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v) izin verdi ve böylece adam içeri girdi.

• Kapıya sırtını döner; ama uzakta durmaz.
Çünkü uzakta durmak, ev sahibinin cevabını duymaya engel olur.

• Üç defa böyle yapar; ev sahibinden bir cevap alırsa ona göre davranır. Cevap alamazsa dönüp gider. Ancak araları uzak olduğu veya ev sahibinin bir işle uğraştığı için sesini duyamamış olabileceğini düşünüyorsa kapıyı üçten fazla da çalabilir.

Bu konuda delilimiz, Ebû Saîd el-Hudrî’nin (r.a.) Hz. Peygamber’den naklettiği şu hadistir: O (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
“En fazla üç kez izin istersin. İzin verilirse içeri girersin, verilmezse çekip gidersin. ”

• Bu konuda yabancılar ile anne vb. mahrem yakınlar arasında fark yoktur.
Çünkü birisi, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) “Annemin yanma girmek için izin almalı mıyım?” diye sorunca O (s.a.v.),
“Evet” buyurdu. Adam,

“İyi; ama ben evde zaten onunla birlikte yaşıyorum” deyince Hz. Peygamber,
“Yine de iste” buyurdu. Adam,

“Ama ben onun hizmetini görüyorum” deyince Hz. Peygamber,
“Olsun; yine de iste. Söyler misin, onu çıplakken görmek hoşuna gider mi?” buyurdu.
• Eşinin yanına girmek için ise izin istemek gerekmez.

Çünkü onu görebileceği en kötü durum, açık saçık veya yatarken görmektir. Onun bedenine ise bakması zaten caizdir. Ama yine de eve girince ayağı ile tıkırdayarak geldiğini belli etmesi güzel olur. Mühennâ’nın rivayetine göre Ahmed b. Hanbel (rh.a.) böyle söylemiştir.
• Evine girince bereket umarak selâm vermelidir.

Bir hadiste bu böyle ifade edilmiş olup biz, bunu “Eve Girme” başlığında ayrıntılı olarak açıklayacağız.
• Evine geceleyin gelmemelidir.

Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) kişinin evine geceleyin gelmesini yasaklamıştır. O dönemde bunu iki kişi yapmış ve eşlerini nahoş bir halde bulmuşlardır.

• Başkasının evine girmek için izin verilip içeri girince ev sahibi nereyi gösterirse oraya oturur. Ev sahibi, İslâm ülkesi vatandaşı olan bir gayri müslim olsa bile bu böyledir.

• İçeri girince ev halkını sofra başında bulursa izin almadan hemen sofraya oturmaz. Ancak yemek sahibi, böyle şeyleri hoşgörüyle karşılayan biriyse bundan bir sakınca yoktur.

Mekruh Olan Bazı Davranışlar

mekruh-olan-bazi-davranislar• Islık çalmak, alkış tutmak ve namazda parmaklarını çıtlatmak mekruhtur.
• Semâ’ ederken kendinden geçmiş numarası yaparak giysilerini yırtmak mekruhtur. Gerçekten vecde gelip kendinden geçen için ise hüküm böyle değildir.

• Yürürken bir şey yemek mekruhtur.
• Yanında başkaları varken ayaklarını uzatmak ve oturma konumundan çıkacak şekilde bir şeye dayanmak mekruhtur. Çünkü bu, bir zorbalık ve yanında oturan diğer kişileri küçük görmektir. Ancak bir özrü varsa bunu yapabilir.

• [Yerde sürünecek kadar] uzun giysiler giyinmek mekruhtur.
• Sakız çiğnemek mekruhtur. Çünkü bu bir hafifliktir.

• Haykırırcasına gülmek, kahkahalar atmak ve sesini gereksiz yere yükseltmek mekruhtur.

• Normal hızda yürümelidir. Yolda yürüyenlere çarpacak ve kendini yoracak şekilde yürümemelidir. Kendini beğenmesine yol açacak derecede kasıla kasıla da yürümemelidir.

• Ah vah ederek ağlamak mekruhtur. Fakat Allâh korkusundan dolayı veya geçmişteki tembelliği yüzünden birçok fırsatı kaçırdığına pişmanlık duyduğu veya hedeflediği noktaya varamadığı için üzüntüsünden dolayı böyle ağlayabilir.
• Üzerindeki pisliği insanların yanında temizlemek mekruhtur.

• Banyo, tuvalet vb. pis yerlerde konuşmak mekruhtur. Buralarda selâm vermemeli ve verilen selâmı almamalıdır.
• Başkalarının yanında başını ve -avret olmamakla birlikte- örtülmesi âdet olan yerlerini açması mekruhtur. Avret yerini açmak ise haramdır.
• Babasına veya Allâh dışında herhangi bir şeye yemin etmesi mekruhtur. “Kişi, mutlaka yemin edecekse Allâh adına yemin etmeli ya da susmalıdır. ” Hz. Peygamber’in (s.a.v.) böyle buyurduğu nakledilmiştir.

Bayram Namazları

bayram-namazlari     Bayram namazlan farz-ı kifâyedir. Bir şehirde bir grup tarafından kılınınca diğerlerinden sorumluluk kalkar. Ancak bir şehir halkı, bu namazları tamamen terk etmek konusunda anlaşırlarsa tövbe edinceye kadar devlet başkanları onlarla savaşır.
Bayram namazlarının ilk vakti güneş bir miktar yükseldikten sonra; son vakti ise zeval vaktidir. Kurban bayramında, ardından kurban kesileceği için bu namazın erken vakitte kılınması; ramazan bayramında ise böyle bir gerekçe bulunmadığı için geç vakitte kılınması müstehabdır.
Yolcu olmamak, kırk kişinin hazır bulunması ve devlet başkanının izin vermiş olması, cuma namazında olduğu gibi bu namazlarda da şart¬tır. Ancak Ahmed b. Hanbel’den, bayram namazında bu şartlann hiçbirinin aranmayacağı yolunda bir görüş de nakledilmiştir. Şâfıî’nin görü¬şü de böyledir.
Cuma namazında olduğu gibi, bayram namazına da erkence gitmek, güzel elbiseler giyinmek ve güzel koku sürünmek müstehabdır.
53. Bayram namazlan Hanefî mezhebinde vâcib; Şâfiî ve Mâlikî mezheblerinde müekked sünnettir. Çev.
En güzeli, bu namazın açık alanda kılınmasıdır. Bir engel bulunmadığı sürece camide kılınması mekruhtur.
Kadınların bayram namazına iştirâk etmesinde bir sakınca yoktur.

En güzeli, bayram namazına yürüyerek gitmek ve evine başka bir yoldan dönmektir. Nitekim bunun sebebini “Bayram günlerinin fazileti” konusunda açıklamıştık.

Bayram namazı için “namaz, müslümanları bir araya getiren bir ibadettir” [es-salatu câmi'atun] diye çağn yapılır.
Bayram namazı iki rekât olup birinci rekâtta iftitah tekbiri ve Sübhâneke duasından sonra altı kez tekbir alınır. İkinci rekâtta ise secdeden doğrulduktan sonra beş tekbir alınır. Her tekbirde eller kaldırılır ve “Allahu ekbentkebîran ve’l-hamdu lillâhikesîran ve sübhânallâhi bükraten ve asilen ve salevâtullâhi ‘alâ seyyidinâ Muhammedini’n-nebiyyi’l-ümmiyyi ve selleme teslîmen” denir.

Tekbirleri tamamladıktan sonra Eûzü-Besmele çekilir ve ardından birinci rekâtta Fâtiha ve A’lâ Sûresi, ikinci rekâtta ise Gâşiye Sûresi okunur. İmam Ahmed b. Hanbel’den, birinci rekâtta Kâf Sûresi, ikinci rekâtta ise İnşikâk Sûresi’nin okunacağı yolunda bir görüş de nakledilmiştir. Başka sûreler de okunabilir.

Sübhâneke duasının tekbirlerden önce okunacağı yolunda bir görüş olduğu gibi, kırâatın hemen başında okunacağı görüşü de vardır.

Kişi bayram namazını kıldıktan sonra nafile namaz kılmakla meşgul olmaz. Ailesinin yanına giderek onlarla bayramlaşır, onlara güzel davranır ve eli açık olur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Bayram günü, yeme, içme ve ailesiyle hoşça vakit geçirme günüdür. ”

Bu söylediğimiz, her iki bayram günü ve teşrik günleri için de geçerlidir.
[Bayram namazını açık alanda kılmak daha güzel olmakla birlikte] camide kılsalar bu da caiz olur. Ancak camiye girince iki rekât tahiyyetü’l- mescid namazı kılmadan oturmamalıdır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Camiye girdiğinizde iki rekât namaz kılmadan oturmayınız. ”

Hz. Peygamberin bu buyruğu, her iki bayram namazı ve diğer bütün namazlar için geçerlidir.

Ahmed b. Hanbel, bayram namazı açık alanda kılındığında nafile namaz kılınmayacağım söylemiştir. Çünkü Hz. Peygamber’den bayram namazlarının ne öncesinde, ne de sonrasında namaz kıldığı nakledilmemiştir. Hz. Ömer, Abdullah b. Abbâs ve İbn Ömer’in görüşü de böyledir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) bayram namazlarını Cebâne mevkiinde kılardı. Şayet camide kılmış olsaydı tahiyyetü’l-mescid namazını terk etmezdi.
Bayram namazını kaçıran kişinin onu kaza etmesi miistehabdır. Ek tek-birler olmaksızın kuşluk namazı gibi dört rekât kılabileceği gibi, ek tekbirlerle birlikte iki rekât olarak da kılabilir. Avnca namaz kılmak için ailesini ve arka- daşlannı da toplayabilir ve böyle yapmakla çok hayırlı bir iş yapmış olur.