Monthly Archives: Temmuz 2014

Misafirlikte Bulunmanın Edebleri

hac-umre-seti

MisafirperverMisafirlikte Bulunmanın Edebleri
Ev sahibini bekletmemeli, acele de etmemelidir. Çok iyi yerde oturmamalı, ev sahibinin gösterdiği yerde oturmalıdır. Misafirlikte Bulunmanın Edebleri Diğer misafirler baş köşeyi ona verirlerse, kabul etmek istememelidir. Kadınların odasının bitişiğinde oturmamalıdır. Yemek getirilen tarafa sık sık bakmamalıdır. Oturduğu zaman, yanındakilere selâm vermeli ve nasılsınız? demelidir. Kötü bir şey görürse, yasak etmelidir. Misafirlikte Bulunmanın Edebleri Yapamazsa oradan çıkmalıdır. Ahmed ibn Hanbel buyurmuştur: «Gümüş bir sürmedân i sürme kabil dahi görse orada oturması doğru olmaz». Eğer gece orada yatacaksa, ev sahibinin kıbleyi ve he lâyı göstermesi edebtendir.

Daveti Kabul Etmenin Edebleri

feraceler

Birbirine Ziyarete Giden Dostların Yemek Yeme EdebleriDaveti Kabul Etmenin Edebleri
Bunda beş edeb vardır:
BİRİNCİ EDEB: Fakirle zengini ayırmamalıdır. Fakirin davetinden imtina etmemelidir. Çünkü Peygamber Efendimiz (aleyhisse lâtü vesselam) miskinlerin davetine giderdi. Haşan İbn Ali (radı yallahü anhüma) bir gün fakirlere uğradı. Bir ekmek çıkarmış yiyorlardı. «Buyurun, ey Allah’ın Resûlü’nün oğlu, beraber yiyelim», dediler. Daveti Kabul Etmenin Edebleri Hayvandan indi, oturup onlarla beraber yedi ve buyurdu: «Allahü Teâlâ kibirlileri, gururluları sevmez». Yemekten sonra, «Pekiyi, yarm da ben sizi davet ediyorum, buyurursunuz», dedi. Ertesi gün onlara güzel yemekler yaptı. Oturup beraber yediler.
İKİNCİ EDEB: Ev sahibinin verdiği yemeği başına kakacağını bilirse, bir özür bulup gitmemelidir. Ziyafete çağıran, onun gelmesini minnet bilmelidir. Bunun gibi, malında şüphe olduğunu bilirse, yahut çağrıldığı yerde günah bir şey varsa, ipek halı, gümüş buhurdan, duvarda veya tavanda canlı resimleri varsa, yahut şarkı söyleniyor, çalgı çalmıyorsa, kadınlar erkekleri görmeye geliyorsa, bütün bunlar kötü şeylerdir ve böyle bir davete gitmek icabetmez. Davet eden, bid’at sahibi, fasık ve zalim ise, yahut davetten maksadı gururlanmak *ve desinler için ise gitmemelidir. Daveti Kabul Etmenin Edebleri Böyle bir yere gider de, kötü veya günah olan bir şey görür de mâni olamazsa, oradan çıkması lâzım olur.
ÜÇÜNCÜ EDEB: Yolun uzaklığı sebebi ile gitmemezlik etmemelidir. Âdeten gidilmesi mümkün olan mesafedeki dâvete gitmelidir. Tevrat’ta yazar ki: «Bir mil uzağa gidip, hastayı ziyaret eyle, iki millik yere cenazeyi teşyi için git, üç mil uzaktaki yere davet edilirsen, kabul eyle. Dört millik yere, din kardeşini ziyaret İçin git».
DÖRDÜNCÜ EDEB: Oruçlu ise de, gitmeli, orada bulunmalıdır.
Ev sahibi üzülmeyecekse güzel koku ve tatlı söze kanaat etmelidir. Oruçluya ikram böyle olur. Eğer oruçlu olmasına üzülecekse, orucunu açmalıdır. Çünkü bir Müslümanın gönlünü yapmak, nafile oruçtan çok daha üstündür. Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) böyle yapan, yâni orucunu açmayan bir kimseye bunu yasaklayıp, «Din kardeşin senin için hazırlık yapar sen de oruçluyum dersen, günaha girersin» buyurdu.
BEŞİNCİ EDEB: Davete giderken, kamını doyurmak niyeti ile gitmemelidir. Bu, hayvanların yapacağı iştir. Peygamber Efendimizin (sallâllahü aleyhi ve sellem) sünnetine uymaya niyet etmelidir. Peygamber Efendimizin (aleyhisselâm) «Çağrılıp da gitmeyen, yani davete icabet etmeyen, Allahü Teâlâ’ya ve Resûlü’ne âsi olmuş olur», buyurduklarından olmamaya uğraşmalıdır. Bunun için bazıları, «Davete icabet vâcibtir» demişlerdir. Niyeti de, bir Müslüman kardeşine iyilik etmek olmalıdır. Hadîsi şerifte şöyle buyurulmuş tur: «Mü’mine ikram eden, Allahü Teâlâ’ya ikram etmiş olur». Onıı sevindirmeye niyet etmelidir. Hadisi şerifte, «Mü’minl sevindiren Allahü Teâlâ’yı sevindirmiş olur», buyurulmaktadır. Ev sahibini ziyarete niyet etmelidir. Çünkü din kardeşlerini ziyaret, Allahü Te âlâ’ya yaklaştıran sebeplerin büyüklerindendir. Fena huyludur, yahut gururludur, çağırdık da gelmedi, şeklinde olacak gıybetlerden kendini korumalıdır.
Bu altı niyetin her birine ayn sevab vardır. Bu gibi niyetlerle övülmek Allahü Teâlâ’ya yakınlık sebeplerindendir. Din büyükleri, her hareket ve duruşlarında, din üzere olmaya niyet ederlerdi. Hattâ bir nefesleri bile boş geçmezdi.

Davete Gitmenin Edebleri

feraceler

Davete Gidildiğinde Davetsiz Bir Misafir İçin Ev Sahibinden İzin AlınmasıDavete Gitmenin Edebleri

Davet eden kimsenin, iyi insanları çağırması sünnettir. Çünkü yemek vermek, kuvvet vermektir. Fâsıka kuvvet vermek, fışkına, günahına yardım etmek olur. Zenginleri değil, fakirleri çağırmalıdır. Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyuruyor: «Yemeklerin en fenası, fakirlerin değil, zenginlerin çağırıldığı velîme yemeğidir». Davete Gitmenin Edebleri Yâni düğün yemeğidir. Akraba ve yakın dostları unutmamalıdır. Böyle yapan dinde olmayan şeyi yapmış olur, övünmek için veya desinler diye davet etmemelidir. Sünneti yerine getirmeye ve fakirleri doyurup rahat ettirmeye niyet etmelidir. Gelmesi zor olacak kimseyi davet etmemelidir. Davete Gitmenin Edebleri Onu üzmüş olur. Davetine aldırmayan, kabul etmek istemeyeni de çağırmamalıdır. Çünkü gelirse, yemeği mekrûh olarak yemiş olur. Bu ise günaha sebeptir.

Misafirperverliğin Üstünlüğü

pardesu

MisafirperverMisafirperverliğin Üstünlüğü

Buraya kadar yazdıklarımız, çağrılmadan ziyarete gidenler içindir. Davet etmenin hükümleri daha ayndır.

Misafir gelince, tekellüf etmeyiniz; siz çağırırsanız, hiçbir şey eksik etmeyiniz denmiştir. Misafirperverliğin Üstünlüğü Yâni elinizden geleni yapınız. Ziyafetin üstünlüğü hakkında çok hadisi şerifler vardır. Seferde kalabalık halde birbirlerine uğramak Arab âdetidir ve böyle misafirin hakkını yerine getirmek mühimdir. Bunun için Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Misafirperver olmayanda hayır yoktur» t1). Ve yine buyurdu: «Misafir için tekellüf etmeyi

niz. Sonra ona düşman olursunuz. Misafire düşman olana Allahü Teâlâ da düşman olur» (2). Garib bir misafir gelirse, onun için borç yapmak ve tekellüf etmek caizdir. Fakat birbirlerini ziyarete gelen dostlar için yapılmamalıdır. Gidip gelmemeye sebep olur. Misafirperverliğin Üstünlüğü Peygamber Efendimizin (sallâllahü aleyhi ve sellem) kölesi Ebû Râfi’ diyor ki: Resûlüllah (aleyhisselâm) bana buyurdu: «Filân Yahudi’ye söyle, Eeceb ayma kadar borç un versin. Misafirim gelmiştir». Yahudi «Te’minat vermeyince vermem», dedi. Döndüm ve dedim ki: «Yâ Resûlâllah, te’minat istiyor». Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm) buyurdu: «Vallahi ben gökte de eminim, yerde de eminim. Eğer verirse, geri veririm. Şimdi zırhımı te’minat göster» C3). Götürdüm ve te’minat verdim.

İbrahim aleyhisselâm, misafir aramak için üç dört kilometre giderdi. Misafir bulamayınca, yemek yemezdi. Onun bu husustaki sadakatinin delili olarak, medfûn olduğu yerde el’ân ziyafet verilir. Orası bir gece bile misafirsiz kalmaz. Bazan orada yüz yirmi kişi misafir olur. Bunun için birçok köyler vakfedilmiştir.

Birbirine Ziyarete Giden Dostların Yemek Yeme Edebleri

namaz-kildiran-seccade

 Birbirine Ziyarete Giden Dostların Yemek Yeme EdebleriBirbirine Ziyarete Giden Dostların Yemek Yeme Edebleri

Bunda dört edeb vardır:

BİRİNCİ EDEB: Yemek vaktinde kimseye gitmemelidir. Hadisi‘ şerifte buyurulmuştur: «Çağrılmadan bir kimseye yemeğe giden, gitmekle günah işler, yemekte ise haram yemiş olur». Ama tesadüfen dilerse, izinsiz yememelidir. Buyurun, yiyin denirse, kalbden söylenmediğini bilirse, yine yememelidir. İyi değildir. Fakat bir sebep söyleyip, güzellikle el çekmelidir. Güvendiği bir dostunun evine giderse, kalbinden geçeni bilirse câizdir. Hattâ dostlar arasında bu sünnettir. Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekir ve Ömer (radıyallahü anhümâ) acıktıkları zaman, Ebû Eyyûbe’lEnsârî ve Ebü’lHeysemi Tehyân’ın evlerine giderek, yemek isterlerdi. Ev sahibinin böyle bir şeyi çok sevdiği bilinince, ona iyilik yapmakta yardım edilmiş olur.

Büyüklerden birinin üçyüz altmış arkadaşı vardı. Her gece birisinin evine giderdi. Birinin de otuz arkadaşı vardı. Ayda bir gün birine giderdi. Birisinin de yedi arkadaşı vardı. Haftada bir gün birine giderdi. Bu dostlar, onların kâr ve zararları yerine bilinirdi.

Onlar ise, kârlarına sebep, böyle insanlara rahat ibadet ettirmeyi bilirlerdi. Hattâ böyle bir din kardeşinin evine gitse, evde olmasa da, onun yemeğini yemesi câizdir. Peygamber Efendimiz (sallâlla hü aleyhi ve sellem) Berire’nin (radıyallahü anh) evine gider, olmasa da yemeğinden yerdi. Birbirine Ziyarete Giden Dostların Yemek Yeme Edebleri Çünkü buna sevineceğini bilirdi. Mu hammed ibn Vâsi’ (rahmetullahi aleyh) verâ sahiplerinin büyük lerindendi. Talebesi ile Hasanı Basri’nin (rahmetullahi aleyh) evine gider ve bulduklarını yerlerdi. Hasanı Basri eve gelince, buna sevinirdi. Bir grup insanlar Süfyânı Sevri’nin evinde böyle yaptılar. Buyurdu ki: «Bizden öncekilerin âdetini bana hatırlattınız, çünkü onlar böyle yaparlardı».

İKİNCİ EDEB: Arkadaş misafirliğe gelince hazırda olanı getirmeli, tekellüf ve zahmet etmemelidir. Bir şeyi yoksa borç almamalıdır. Çoluk çocuğuna yetecek kadardan fazla bir şeyi yoksa, onlara vermemelidir, yâni çoluk çocuğuna vermelidir. Hazreti Ali’yi (ra dıyallahü anh) bir kimse yemeğe davet etti. Buyurdu ki: «Üç şartla gelirim: Pazardan bir şey getirmeyeceksin, evinde olandan başka bir şey almayacaksın, çoluk çocuğunun nasibini kısmadan vereceksin». Fudaylı lyad der ki: «Birbirinden kesilen insanlar, tekellüf sebebiyle kesilmişlerdir. Tekellüf (zahmeti aradan kalkarsa, çekinmeden birbirlerini görebilirler». Büyüklerden birine, bir dostu te kellüfte bulundu. Buyurdu: «Yalnız yesen böyle yemezsin, ben de yalnız olsam böyle yemem. Bir araya gelince, niçin bu tekellüfe lüzum görülüyor. Ya tekellüfü aradan kaldır, yahut bundan sonra bir daha gelmem». Selmânı Fârisî (radıyallahü anh) der ki: «Bize Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) tekellüf etmememizi ve hazır olanı misafire ikramdan kaçınmamamızı söylerdi». Ashâbı kirâm (rıdvânullahi aleyhim) birbirlerinin önüne ekmek ve kuru ‘hurma getirirler ve derlerdi ki:          «Hazır olanı aşağı görüp misafirin önüne koymamak mı, yoksa önüne geleni beğenmeyip, aşağı görüp yememek mi, daha çok günahtır? Bilmiyoruz». Peygamber (aleyhisselâm), misafirlerin önüne ekmek ve kendi ektiği tereotundan getirir ve, «Allahü Teâlâ tekellüf edenlere (yâni misafire hazır olandan çok şey ikram edenlere) lânet etmeseydi, tekellüf eder, size çok şey ikram ederdim», buyururdu. Bir grup kimseler birbirlerine darıldılar. Zekeriyyâ aleyhisselâmı aralarını bulmak için çağırdılar. Evine gittiler. Onu göremediler. Güzel bir kadınla karşılaştılar. Peygamber olduğuna ve böyle güzel bir hanımı bulunduğuna hayret ettiler. Aradıkları zaman, işçilerin olduğu yerde yemek yerken buldular. Onlar konuştular, o ise buyurun, benimle yemek yeyin, demedi. Kalkınca yalınayak dışarı çıktı. Bu üç işine şaştılar. Sebebini sordular. Buyurdu: «O güzel hanımı, dinimi korumak için saklıyorum. Gözüm ve kalbim dışarda olmuyor. Size, buyurun, yemek yeyin demedim. Çünkü, yediğim aldığım ücret olup, onunla kuvvetlenmem ve çalışmam lâzım idi. Daha az yeseydim, çalışmamda eksiklik olurdu. Halbuki üzerime farz idi. Yâni o ücret mukabili aldığım işi yapmamış olurdum. Yalınayak şunun için gittim ki, toprak sahipleri arasında düşmanlık olur; ayakkabıma bir toprağın girip, o toprağı başka yere götürmeyi istemedim». Buradan, işlerde tekellüf etmektense, doğruluk üzere ve olduğu gibi görünmenin daha iyi olduğu anlaşıldı.

ÜÇÜNCÜ EDEB: Misafir, ev sahibinden temini zor bir şey iste memelidir. İki şey arasında onu serbest bırakırsa, kolayını seçmelidir. Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) bütün işlerde böyle yapardı. Selmânı Farisi’nin (radıyallahü anh) yanma birisi geldi. Önüne bir parça arpa ekmeği ve tuz getirdi. O kimse, «Eğer kekik olsaydı, bu tuzla iyi giderdi» dedi. Selmân’ın (radıyalla hü anh) bir şeyi yoktu. Matrasını rehim verip kekik aldı. Ekmeği yiyen, «Allahü Teâlâ’ya hamd olsun ki, verdiği rızka bizi kanaat edici eyledi», dedi. Birbirine Ziyarete Giden Dostların Yemek Yeme Edebleri Selmân (radıyallahü anh) buyurdu: «Sende kanaat olsa, matra rehinde olmazdı». Zor olmadığını, hattâ ev sahibinin memnun olacağını bildiği yerde, ev sahibinden istemesi câizdir. İmam Şâfii (rahmetullahi aleyh) Bağdad’da Za’ferâni’nin evinde idi. Za’ferâni her gün, çeşit çeşit yemekler pişirirdi. Bir gün Şâfii kendi yazısıyla bir kâğıda istediği yemeği yazdı. Za’ferâni cariye nin elinde bu yazıyı görünce sevindi ve bu nimete şükür olarak ca riyeyi azad eyledi.

DÖRDÜNCÜ EDEB: Ev sahibi gelenlere, «Canınız ne ister, ne seversiniz?» demelidir. Onların istediklerine kalbden razı olursa, bunun sevabı daha çok olur. Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyuruyor: «Bir Müslüman kardeşinin arzusunu yerine getirene, milyon sevab yazılır ve milyon günahı silinir, milyon derece kazanır, Firdevs, Adn ve Huld cennetlerinden nasib alır». «Bir şey getireyim mi, getirmeyeyim mi?» diye sormak, mekrûh ve çirkindir. Hazırda ne varsa getirir, yemezse geri götürür.

Dostlarla Ve Din Kardeşleriyle Yemek Yemenin Üstünlüğüostlarla Ve Din Kardeşleriyle Yemek Yemenin Üstünlüğü

kuran

DDostlarla Ve Din Kardeşleriyle Yemek Yemenin Üstünlüğüostlarla Ve Din Kardeşleriyle Yemek Yemenin Üstünlüğü
Bir dostunu, bir sevdiğini misafir edip, yemek vermek; birçok sadakadan daha üstündür. Hadisi şerifte buyurulmuştur: «Kul, üç yemekten mes’ul değildir: Sahur, iftar ve dostları ile yediği yemekerdir» (’) Ca’fer bin Muhammed der ki: «Din kardeşlerinle sofraya oturduğun zaman, acele etme ki, uzun sürsün. Dostlarla Ve Din Kardeşleriyle Yemek Yemenin Üstünlüğü  Çünkü, bu zaman ömürden sayılmaz». Hasanı Basrî buyurur: «Kendine, babasına,
annesine sarf ettiğinin hesabı vardır, ama misafirlere ikram edilen yemekten sual yoktur». Büyüklerden bazılarının âdeti idi, misafirlere sofra kurunca, sofraya çok yemek koyarlardı ve hadısi şerifte,. «Misafirlerden artan yemeği yiyene, bu yediğinden sual yoktur» t2); bunun için, «Sizin önünüzden kaldırıldıktan sonra, bunları yiyeceğim», derlerdi.
Emirü’lmü’minin Hazreti Ali (radıyallahü anh) buyuruyor ki;
«Müslümanların önüne dört beş kilo yemek koymayı, bir köle’ azad etmekten daha çok severim». Hadîs i şerifte buyuruldu: «Al lalıü Teâlâ kıyamet gününde buyurur: Ey insanoğlul Dünyada acıktım, bana yemek vermedin. Kul sorar: Bütün âlemlerin sahibi iken, Sen nasıl acıkırsın? der. Buyurur: Bir din kardeşin aç İdi. Dostlarla Ve Din Kardeşleriyle Yemek Yemenin Üstünlüğü  Onu yedırseydin Beni yedirmiş olurdun». Peygamber Efendimiz (sallâl lahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Bir din kardeşine doyuncaya kadar yemek ve su vereni, Allahü Teâlâ Cehennemden yedi hendek uzaklaştırır. Her bir hendek arasında beş yüz senelik yol vardır»,. Ve yine buyurdu: «Sizin hayırlınız, yemeği çok vereninizdir».

Başkalarıyla Yemek Yemenin Edebleri

hasema

Dünyanın Aslı Üç Şeydir Yemek, Elbise Ve MeskenBaşkalarıyla Yemek Yemenin Edebleri
Bu söylediklerimiz yalnızken; yâni evde yalnız yerken, yahut hanımı ve çocukları ile veya evde bir başkasıyla yerken yapılmalıdır. Ama başkalarıyla yerken bunlara yedi edeb daha ilâve edilir:
1 — İlim, yaş, verâ veya bir başka sebeple kendinden ilerde olan kimseden önce yemeğe başlamamalıdır. Şayet kendisi böyle bir mevkide ise diğerlerini bekletmemek için hemen başlamalıdır.
2 — Yemek yerken susup durmamalıdır. Acemlerin âdetidir, Fakat lüzumsuz konuşmayıp, zâhidlerin hikâyelerini anlatmalı yahut faydalı şeyler konuşmalıdır.
3 — Beraber yediğinden fazla yememesi için, yediği yere dikkat etmelidir. Çünkü yemek ortak olunca, fazla yemek haram olur. Hattâ arkadaşını kendine tercih edip, iyisini onun önüne koymalıdır. Arkadaşı gevşek ve yavaş yerse, sıkılmamasını, rahat rahat yemesini söylemelidir. Üç defadan fazla, yemesi için ısrar etmemelidir. And vermemelidir. Çünkü yemek yemek and vermekten daha aşağıdır.
4 — Arkadaşını kendisine «Buyur ye» diyecek vaziyete düşürmemeli. Her zamanki âdetinden daha az yemelidir. Çünkü bu, riyâ olur. Fakat yalnızken de, insanlarla beraber yediği gibi edebli olmalıdır. Arkadaşına fazla yedirmek niyeti ile, kendisi az yerse iyi olur. Başkalarıyla Yemek Yemenin Edebleri  Diğerlerini memnun etmek için de çok yerse, yine iyi olur. İbn Mübarek (rahimehullah) fakirleri hurma ziyafetine davet ettiği zaman, «Kim daha çok yerse, o kadar gümüş vereceğim» derdi. Sonra çekirdekleri sayar, fazla geldiği kadar gümüş verirdi.
5 Kendi önüne bakmalı, başkalarının lokmalarına bakma
malıdır. Başkalarından önce yemekten el çekmemelidir. Çünkü diğerleri de yemekten çekinir. Eğer az yiyorsa elini biraz yavaş tutup, sonuna kadar neş’eli devam etmelidir. Eğer yiyemiyecekse, utanmamaları için özürünü söylemelidir.
e — Başkalarının hoşuna gitmeyen şeyler yapmamalıdır. Elini tabağa sokmak yahut ağzını tabağa eğmek gibi. Çünkü ağzından bir şey çıkıp, kaba düşebilir. Ağzından bir şey çıkınca, yüzünü çevirmeli. Yağlı lokmayı sirkeye sokmamalıdır. Dişleriyle parçaladığı lokmayı, kâseye koymamalıdır. Çünkü, bunlar beğenilmeyen şeylerdir. Hoşa gitmeyen sözler de söylememelidir.
7 — Elini leğende yıkarken, insanların gözü önünde ağzını yıkadığı suyu, leğene dökmemelidir. Hürmet edilmesi icabeden zât ellerini önce yıkamalıdır. Eğer kendisine ikram ederlerse, yâni önce siz yıkayınız derlerse, kabul etmelidir. Yıkamaya sağdan başlamalıdır. El yıkanan suları bir leğene toplamalıdır. Hepsine ayn ayrı leğen tutmak Acemlerin âdetidir. Hepsi bir arada daha iyi olur ve alçak gönüllülüğe daha yakın olur. Başkalarıyla Yemek Yemenin Edebleri  Ağzını yıkadığı suyu ağzından dökerken başkasının üstüne sıçramaması için yavaş dökmeli dir. El yıkarken su dökenin ayakta durması, oturmasından daha iyidir.
Bu edeblerin hepsi, hadisi şerifler ve eserlerle bildirilmiştir. İnsan ile hayvan arasındaki fark bu edeblere uymakla anlaşılır. Hayvan, tabiatı icabı yer; iyi, kötü bilmez. Çünkü ona bu fark ayırımı verilmemiştir. İnsana bu fark ayırma verilip de yerine getirmezse, nimetin, aklın ve iyiyi seçmenin hakkını vermemiş ve nimete küfür etmiş olur.

Yemekten Sonraki Edebler

hac-umre-seti

yemek 3Yemekten Sonraki Edebler

Doymadan elini yemekten çekmelidir. Ellini ağzıyla temizlemeli, sonra sofra beziyle (peçeteyle! silmelidir. Ekmek kırıntılarını toplamalıdır. Çünkü hadis i şerifte buyuruldu ki: «Böyle yapan hayatta sıkıntı çekmez, çocukları sağlam ve kusursuz olur. Yemekten Sonraki Edebler Hûrilerin mehri olur» i1). Sonra kürdan kullanmalı, dişlerinin arasından çıkan şeyleri atmalıdır. Diline gelenleri yutmalıdır. Tabağı parmakla silmelidir. Hadis i şerifte, «Kâseyi yalayan için, kâse: Yâ Rabbil Beni şeytanlardan koruduğu gibi, sen de onu Cehennem’den koru der» buyuruldu. Eğer temizler ve suyunu içerse, bir köle azad etmiş gibi olur. Yemekten sonra, «Elhamdülillâhillezî et’amenâ ve sekaanâ ve kefânâ ve âvânâ ve hüve seyyidinâ ve mevlânâ», demeli, İhlâs ve Liîlâfi sûrelerini okumalıdır. Yemek helâl olunca, şük retmeli, şüpheli ise ağlamalı ve üzülmelidir. Yemekten Sonraki Edebler Elbette yiyip de üzülen ve ağlayan ile, gafletle yiyip gülen aynı değildir. Elini yıkayınca sol eli üzerine sedir Isabunl sürmeli, önce sedirsiz Isabunsuzl, sonra sabunla yıkamalı, dişlerini, dudaklarını ve ağzını iyice oğmalıdır. önce parmaklarını, sonra ağzını yıkamalıdır.

Su İçmenin Edebleri

feraceler

su-icmekSu İçmenin Edebleri
Bardağı sağ eliyle tutup, Bismillah demeli, ağır içmelidir. Ayakta içmemelidir. Önce bardağın içine bakmalı, böcek ve toz olmamalıdır. Su İçmenin Edebleri  öksüreceği zaman bardaktan ağzını ayırmalıdır. Bir yudumdan çok içerse üçte tamamlamalıdır. Her defasında Bismillâh demelidir. Sonunda da Elhamdülillâh’ı söylemelidir. Bir yere su damlamaması için, bardağın altına dikkat etmelidir. Su İçmenin Edebleri İçmesi bitince •Allahü Teâlâ’ya hamd olsun ki, suyu, kendi fazlı ile tatlı ve temiz olarak yarattı. Bizim isyanlarımız sebebiyle acı ve tuzlu yaratmadı*, demelidir.

Yemek Arasında Olan Edebler

pardesu

yemek 3Yemek Arasında Olan Edebler
Yemeğe başlarken Besmele ile başlamalı, sonunda Elhamdülillah demelidir. Daha iyisi, ilk lokmaaa Bismillah, ıkıncide Bısmıllâ lıirrahman, üçüncüde Bismillâhırrahmanirrahim demektir. Diğerlerine de hatırlatmak için sesli söylemelidir. Sağ eliyle yemeli, tuz ile başlamalı ve tuz ile bitirmelidir. Çünkü hadisi şerifte böyle bildirilmiştir. Bu suretle başlangıçta yemeğe hırsını kırmış; arzusuna muhalif olarak bir lokma almış olarak başlar, iyice çiğnemeli, yutmayınca ikinci lokmayı almamalıdır. Hiçbir yemeği beğenmemez lik etmemelidir. Yemek Arasında Olan Edebler  Çünkü Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) hiçbir yemeği beğenmemezlik etmez, kusur bulmazdı. Hoşuna giderse yer, gitmese yemezdi. Kendi önünden yemelidir. Meyveler çeşit çeşit olduğu için her taraftan almak caizdir. Çorba kâsesinin ortasından değil, kenarlarından yemelidir. Yemeğin de ortasından yememelidir. Kenarından tutup çevirmelidir. Ekmeği bıçakla küçük küçük kesmemelidir. Eti de böyle kesmemelidir. Kâse ve yenmeyen şeyleri ekmeğin üzerine koymamalı, elini ekmekle silme melidir. Elinden yere düşen lokmayı alıp temizlemeli ve yemelidir. Çünkü hadisi şerifte bildirildi ki: «Eğer düşen alınmazsa, şeytana bırakılmış olur». Önce parmağını yalamalı, sonra silmelidir. Böyle ce parmaklarındaki yemek kalıntısı da yenmiş olur. Çünkü bereket orada olmuş olabilir. Sıcak yemeğe üflememelidir. Soğuyuncaya kadar beklemelidir. Hurma, zerdâli gibi sayılabilen şeyler yediği zaman tek yemelidir, yedi, onbir veya yirmibir gibi. Böylece bütün işleri, Allahü Teâlâ ile alâkalı olmalıdır. Yemek Arasında Olan Edebler Çünkü O tektir. Çift değildir. Bir işin herhangi bir bakımdan Allahü Teâlâ ile alâkası yoksa, boştur ve faydasızdır. O hâlde tek, Allahü Teâlâ ile alâkalı olmak sebebiyle, çiftten daha iyidir. Hurma ile çekirdeğini aynı tabakta bu lundurmamalıdır. Elinde de saklamamahdır. Bunun gibi lüzumsuz ve atılması icab eden şeyleri atmalıdır. Yemek arasında çok su iç memelidir.