Monthly Archives: Haziran 2014

Düşen Lokmanın Temizlenip Tekrardan Yenmesi

zikir-duaEnes radıyallâhu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem yemek yediği zaman üç parmağını da yalar ve şöyle buyururdu:
“Herhangi birinizin lokması yere düştüğü zaman onu alsın; üzerine yapışan şeyleri temizledikten sonra da yesin; onu şeytana bırakmasın.”

Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi vesellem bize tabağın sıyırılmasını emrederek:
“Çünkü yemeğin neresinde bereket olduğunu bilemezsiniz” derdi.

Açıklama:
Yukarıdaki altı hadiste, birbirine yakın konular işlenmekte ve her birinde, Peygamber Efendimiz’in yemeklerden sonra parmaklarını yaladığı belirtilmektedir. Hadislerde ayrıca yemek tabağında artık bırakılmaması ve yemek kabının ekmekle iyice sıyrılması ele alınmaktadır.

Temiz bir yere düşen lokmanın alınıp, üzerine bulaşan toz-toprak giderildikten sonra yenmesi müstehaptır. Ancak lokma pis (necis) bir yere düşerse, yıkanması mümkünse mutlaka yıkanıp temizlenmesi gerekir. Aksi halde, yani yıkanması mümkün değilse, düşen lokma, üzerine bulaşan şey hayvan sağlığına zararlı olmadığı takdirde, hayvana yedirilir. Böylece Allah’ın (c.c) bir nimeti küçümsenmemiş ve zayi edilmemiş olur. Bazı hadislerde, düşen lokmanın alınmaması halinde onun şeytana bırakılmış olacağı açıklanmıştır. Çünkü düşen lokmayı almamak, bir kibir alâmeti ve israftır. Bunlar da şeytani iş ve vasıflardır.

Bir Kimseyi İki Kişi Birden Davet Edince Hangisine Gitmelidir?

sofraPeygamber sallallâhu aleyhi vesellem’in sahâbîlerinin birinden rivayet olunduğuna göre Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

“İki kişi birden (seni) davet edecek olursa sen kapısı en yakın olanın daveti ne icabet et. Çünkü kapısı en yakın olan en yakın komşu olandır. Eğer (davet eden bu iki kişiden birisi diğerinden) daha önce davet etmişse, önce davet edenin davetine icabet et.”

Açıklama:
Hadis-i şerifte, aynı zamanda iki kişiden davet alan bir kimsenin bunlardan kapısı kendisine daha yakın olanın davetini tercih edip onun davetine icabet etmesi gerektiği, çünkü kapısı daha yakın olan kimsenin daha yakın komşu olması cihetiyle bu gibi içtimai muamelelerde öncelik hakkı bulunduğu ifade edilmektedir.

Alkamî’nin açıklamasına göre, aynı anda davet eden kişilerin komşuluk bakımından her ikisinin de eşit olmaları halinde; ilimce, dindarlıkça ve ahlâkça daha üstün olanın daveti tercih edilir. Bu hususlarda eşit olmaları halinde ise, davet alan kimse aralarında kura çeker, kura hangisine isabet ederse onun davetine icabet eder.

Sofradaki Nimetleri Tefekkür Etmek

tefekkür-dua“Öyleyse insan yediğine bir baksın. ”

Açıklama:
“Öyleyse insan yediğine bir baksın.” buyruğu ile kendisine kolaylaştırılan rızkını söz konusu etmektedir. Yani insanın yediği şeyleri Allah’ın nasıl yarattığına bir baksın. Buradaki “bakmak” düşünmek suretiyle kalbin bakmasıdır. Yani insan, hayatının esasını teşkil eden yiyeceklerini Allah’ın nasıl yarattığı üzerinden hayatta kalmanın sebeplerini nasıl hazırladığı üzerinde -bu yolla ölümden sonra dirilişe hazırlanmak için iyiden iyiye düşünsün.

El-Hasen ve Mücahid’den şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: “Öyleyse insan yediğine bir baksın!” Yani yediğinin vücuduna nasıl girip nasıl çıktığına bir baksın. İbn Ebi Hayseme, ed-Dahhak b. Süfyan el-Kiâbi’den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem bana şöyle dedi: “Ey Dahhak! Sen neler yersin?” Ben: Ey Allah’ın Resûlü! Et ve süt dedim. Peygamber: “Sonra ne oluyor?” diye sordu. Ben bildiğin şeye dönüşüyor, dedim. Şöyle dedi: “Şüphesiz Allah Ademoğlundan çıkan şeyi dünyaya misal olarak göstermiştir.

Ubey b. Ka’b dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Ademoğlunun yedikleri dünyaya misal verilmiştir. O her ne kadar yemeğine baharatlar koyup güzelleştirse ve tuzlasa dahi, sen sonunda onun neye ulaştığına bir bak!
Ebu’l-Velid dedi ki: Ben İbn Ömer’e helaya girip, kendisinden çıkan şeylere bakan kişi hakkında soru sordum da şöyle dedi: Melek ona gelerek: Şu cimrilik edip vermekten çekindiğin şeylerin sonunda ne olduğuna bir bak, der.

Aç Olan Birinin Arkadaşına Açlığını Belirtmesi

RUSSIA CHECHNYAEbu Hureyre’den radıyallâhu anh rivayet edildiğine göre, o şöyle anlatmış­tır:

“Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem- bir gün yahut bir gece vakti (evinden) çıktı. Bir de Ebu Bekir ve Ömer ile radıyallâhu anh karşılaştı. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem (onlara) sordu: Bu vakitte sizi evlerinizden çıkaran sebep nedir? Onlar, (bizi evlerimizden çıkaran) açlıktır, ey Allah’ın Resûlü, dediler. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem: Ben, nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, sizi (ev­lerinizden) çıkaran şey beni de çıkarmıştır. Kalkın (yürüyün), buyurdu.

Kalkıp Peygamberde yürüdüler. Ensardan bir adama (evine) vardılar. O anda adam evinde yoktu. Adamın hanımı Peygamber’i görünce: Merhaba, hoş geldiniz, dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem adamın hanımına: (Kocan olan) falanca nerede? Dedi. Hanım cevap verdi: Bize içme suyu getirmeye gitti. Bir de Ensardan olan o adam çıkageldi. Adam Resûlullah -sallallâhu aleyhi vesellem ‘e ve onun iki arkadaşına baktı, sonra (sevincinden): Allah’a hamd olsun! Bugün misafir yönünden benden daha iyi hiç bir kimse yoktur, dedi.

Açıklama:

Allah’ın emir, yasak ve tavsiyelerini bizzat yaşayarak ümmetine gösteren Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi vesellem-, açken arkadaşına ben açım de­mesi aralarındaki muhabbetin ne üst seviyede olduğunu gösterir… Çoğu zaman insanlar açlığını gizlemeye çalışırlar. Açlığını bildirmelerinin görgü kurallarına ay­kırı olduğunu zannederler. Oysaki bu hadiste açlığını söylemesinde hiçbir ayıbın olmadığını gördük…

Aslında aç olan bir insanın açlığını söylemesi aralarındaki sevgi ve samimi­yetini de gösterir…

Eve Gelindiğinde Çocukları Öpmek

laughing baby playing with motherİkrime radıyallâhu anh dedi ki: “Allah Resûlü sallallâhu aleyhi vesellem yolculuk dönüşünde Hz. Fatıma’nm başından öptü.”

Açıklama:
Ümmetine karşı çok merhametli olan Allah Resûlü -sallallâhu aleyhi vesellem- eve geldiğinde insanın yorgunluğunu almaya bire bir olan evladını öperdi… Özellikle de kız çocuklarının değer görmediği bir dönemde evlada karşı sevgi ve merhamet beslenmesini yaşayarak öğretmiştir…

Aile bahçesinde adeta birer fidan olan çocuklar sevgi ve merhametle büyürler. Eve girildiğine kapıda karşılayan çocuklarımıza sarılıp öptüğümüzde hem negatif enerjimiz pozitif enerjiye dönüşür hem de az önce okuduğumuz sünneti ihya etmiş oluruz.

Eve Girerken Selam Vermek

selam“Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaşama
dileği olarak kendinize (birbirinize) selam verin.”

Açıklama:
Mü’minler kendi evlerine girdiklerinde de aile fertlerine selam verirler. Çünkü selam,

insanın başkalarına hem dünya hem ahirette saadet dilemesidir. Selamı alan da aynı şekilde dua ile mukabelede bulunmuş olur. Durum böyle olunca, kişinin kendi aile efradına selam vermesi daha da önem kazanır.

Hatta bu ayet evde kimse olmasa bile, giren kimsenin kendi kendine selam vermesi gerektiğine delil getirilmiştir. Bu durumda verilecek selamın “esselamu aleyna ve ala ibadillahi’s-salihin” şeklinde olması gerektiği belirtilir.

“Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle selam ve­rin veya verilen selamı aynen iade edin.”[1]

“Selam” aynı zamanda Allah Teala’nın güzel isimlerinden biridir. Bu se­beple, müslümanlar selama ve selamlaşmayı yaygın hale getirmeye çok büyük önem vermişlerdir. Diğer milletlerin selamı çoğunlukla işaretlerledir. Mesela Hris- tiyanların selamı elini ağzına koymak, Yahudilerinki birbirine parmaklarla işaret etmek veya baş eğip bel kırmak, Mecusilerinki eğilmek, Cahiliye Araplarınınki de Allah ömürler versin demek şeklinde olduğu nakledilir.

Bu ayet-i kerimeden hareketle ulemamız selam vermenin sünnet, almanın farz-ı kifaye olduğu hükmüne varmışlardır. Fakat bunun yeri konusunda bazı sı­nırlar çizmişler, mesela oyun oynayana, şarkı söyleyene, abdest bozmakta olana, hamamda veya başka bir yerde çıplak bulunana selam verilmeyeceğini; hutbe, sesli olarak Kur’an okuma, hadis rivayeti, ilim okutma, ezan ve kamet esnasında da selam alınmayacağını ifade etmişlerdir.(Nur suresi 61 Nisa suresi, 86)

Önce Sol Ayakkabıyı Çıkarmak

Önce-Sol-Ayakkabıyı-ÇıkarmakEbu Hureyre radıyallâhu anh’dan rivayete göre Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Sizden herhangi bir kimse ayakkabısını giyinecek olursa sağını giyinmekle başlasın. Ayakkabısını çıkarttığı takdirde de solu çıkarmakla başlasın. Bu durumda ilk olarak giyilen de sağ olsun, son olarak çıkartılan da o olsun.

Açıklama:
• İbnu’l-Arabi dedi ki: Sağ ile başlamak bütün salih amellerde meşru (şeriatça öngörülen) bir şeydir. Buna sebep ise maddi olarak sağın daha güçlü oluşu, şer’an de onun önceliğinin teşvik edilmiş olmasıdır.

Nevevi der ki: ikramda bulunmak yahut süslenmek türünden olan bütün hususlarda sağ ile başlamak müstehaptır. Bunun zıttı olan işlerde de sol ile başlamak müstehaptır. Helâya girmek, ayakkabıyı, mestleri çıkarmak, mescitten çıkmak, istincada bulunmak ve bunun dışında diğer hoşa gitmeyen işler yapmak gibi.

Asansör Kullanıldığında Okunacak Zikirler

Asansör-Kullanıldığında-Okunacak-Zikirler“Allah’ın adıyla (biniyorum), Allah’a hamd-ü senalar ederim. (Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederiz. Yoksa biz bunlara güç yetiremezdik. Hiç şüphesiz sonunda Rabbimize döneceğiz.) Bu anlamdaki ayeti okuduktan sonra şöyle denilir; “Elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah (övgü Allah’a mahsustur)! Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber (Allah en uludur)! “Ey Allah’ım! Seni tenzih ve teşbih ederim. Ben kendime gerçekten zulüm ettim. Benim günahlarımı bağışla. Gerçekten, günahları senden başka affeden yoktur.”

Açıklama:

Özelliklede şehirde yaşayanlar için asansör vazgeçilmez bir binek aracıdır. Hem apartmanlarda hem de işyerlerinde günde en az 2 defa kullanılan bu bineğe her binişte yukarıdaki duayı okursak terk edilmiş bir sünneti ihya etmiş oluruz.

Arabanın Arıza Yapması Halinde Okunması Gereken Zikirler

Arabanın-Arıza-Yapması-Halinde-Okunması-Gereken-ZikirlerAbdullah b. Mesudradıyallâhu anh rivayet ediyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
Herhangi birinizin biniti ıssız bir yerde-çölde, yolda ürkerse hemen şöyle seslensin:

Allah’ın kulları! Durdurun! Bu duruma engel olun. Çünkü aziz ve celil olan Allah’ın yeryüzünde koruyucuları vardır. Hemen çok uzamadan o rahatsızlığa veya arızaya engel olacaklardır.

 

Açıklama:
İmam Nevevi Şöyle der:
Ben de şunu söylemek isterim: Kimi büyük alimlerden, hocalarımız tarafından aktarıla gelmiştir. Böyle birisinin bindiği bineği ya da katırı yol esnasında rahatsızlık gösterir, huysuzlaşır. O zat da bu hadisten ve içeriğinden haberdardır. Hemen hadiste ifade olunduğu

Yolculuktan Dönerken Eve Haber Vermek

Yolculuktan-Dönerken-Eve-Haber-VermekCabir radıyallâhu anh şöyle der: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem Efendimiz çıktığı seferden dönen veya gittiği herhangi bir yerden evine gelen kişinin, sanki evdekilerin bir açığını, hıyanetini yakalamak istercesine, habersiz bir şekilde evine dalmasını, gece vaktinde gelip aniden evine girmesini yasakladı

Açıklama:
Sahabeden Abdullah İbn Mesud’un radıyallâhu anh oğlu Amir Ebu Ubeyd’e radıyallâhu anh şöyle der: Babam Abdullah İbn Mesud eve gireceği zaman, içeride bulunanlara gelişini haber verecek davranışlarda bulunurdu. Yani herhangi bir şekilde onlara kendisinin geldiğini belli ederdi. Mesela konuşur, konuşurken de sesini yükseltir, evdekilerin kendisini tanımalarını sağlardı.
İmam Ahmed b. Hanbel radıyallâhu anh; evine giren bir kimsenin, öksürerek veya ayakkabılarını ses çıkaracak şekilde yere vurarak içerdekileri gelişinden haberdar etmesi güzel bir davranıştır.” der.
İmam Ahmed b. Hanbel’în oğlu Abdullah da babasının davranışlarını şöyle anlatır: Babam camiden dönüp eve girerken, henüz eve girmeden, ayakkabılarını hızlıca yere vururdu böylece ayakkabı sesleri duyulsun ve eve girmek üzere olduğu bilinsin isterdi. Bazen de öksürür; evde bulunanlar tarafından eve girişinin bilinmesini sağlardı.
Evinize girerken, yanlarına gelmeden önce içeridekileri gelişinizden haberdar ediniz. Birden gelip içeri dalışınız, aniden ortada görünmeniz evdekileri ürkütmesin, içlerine korku salmasın veya içeri girişiniz sizi içinde ihanet kuşkuları taşıyan, neler olup bittiğini araştırmak için böyle davranan biri konumuna düşürmesin.